PSİKOLOJİK / PSİKİYATRİK RAHATSIZLIKLAR VE ETİK

imagghghges

Psikoterapi insanlarda ruh sağlığı alanında iyileştirmeler ve kendine yeterliliğe ulaşmasını hedefleyen bir daldır. Psikolog, doktor, psikolojik danışman, hemşire, sosyal hizmet uzmanı ve benzerleri meslek sahiplerinin, yasalarla belirlenmiş ve ülkeden ülkeye göre değişebilen, yüksek öğrenim ve süpervizyon denetimi aşamalarını da içeren bir eğitim ile bu ünvana sahip olurlar. Bir psikoterapistin de kendi psikoterapi sürecinden geçmesi zorunludur. Birçok ülke kimlerin nasıl psikoterapist ve uzman psikoterapist olabileceğini, hangi hallerde bu ünvanı kaybedebileceğini yasalarla belirlemiştir. Tüm bunlar, meslek erbabının (psikolog, doktor, vb) ilk basamakta kendi mesleki kuralları ve sorumlulukları ikinci basamakta psikoterapi mesleğinin etik ve kurallarına uyumluluğu zorunlu kılar.

Sorumluluk paylaşımı, yasalara ve yönetmenliklere uygunluk, meslek odalarına veya derneklerine üyelik, hasta haklarına uygunluk, gizlilik, çocuk hakları gibi birçok konuda bilinç ve sorumluluk almak bir psikoterapist için zorunludur. Ahlaki sorumluluk, moral, ticari standartlara uygunluk, bilimsel gelişim ve bilgi paylaşımı etiği bir psikoterapistin olmazsa olmazıdır.

Ülkemizde malesef yerli yersiz birçok insan yukarıda kaba hatları ile belirlenen kriterden hicbirisine uymayıp kendisine yerli yersiz mesleki ünvanlar, terapist, psikoterapist gibi yakıştırmalar yapmaktadır. Geçenlerde yalanı ortaya çıkan yalancı bir kadın kendini psikolog olarak tanıtıp televizyonlarda programlar yapmış, birçok panelde konuşmalar yapmıştı. O ne ilk ne de sonuncu kişi. Denetim olmadığı gibi sorgulayan hasta /danışan da olmadığı için yerli yersiz insanlar ağzı laf yapan, belki de içlerinde sosyapat olan insanlar, “bir umuttur” diyen insanların paralarını çalmakta, sağlıkları ile oynamaktalar.

Deveye sormuşlar boynun niye eğri diye…

Öyle ise, ne yapmalı?

* Her önünüze gelene inanmayın. Sadedece isminin önündeki ünvanlara kanmayın.
* En kişisel dertlerinizi konuştuğunuz insanların diplomalarını eğitimlerini sorgulamak tabi ki hakkınızdır.
* Konu komşu sözüne inanamaktan vazgeçin. İnternetten meslek odaları ve derneklerden bilgi edinin.
* Şarlatanlardan, şarlatanlığı bilimsel bir seymiş gibi satanlardan uzak durun.
* Doğru olmayan, salakça, uygunsuz olan veya rahatsız edici olan bir şeyi söyleyen, kim olursa ve nasıl söylerse söylesin, doğru olmayan, salakça, uygunsuz veya rahatsız edici bir bir şey söylüyor demektir.
* Paranızı, bir de bunu deneyeyim, belki tutar, diye şarlatanlara kaptırmaktansa gidin fakirler, ihtiyacı olanlara dağıtın. Daha fazla yararını görürsünüz.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla..

 

Reklamlar

PANİK ATAK VE ÖNEMLİ GÜNLER

bazaar-782316_960_720

PANİK ATAK VE ÖNEMLİ GÜNLER

Hıristiyan kardeşlerimiz için Noel Yortusu ve tüm insanlık için yeni yılın başlangıcı olan yılbaşı yaklaşıyor. Kültürümüzde önemli olan dini bayramlar gibi bu günler de, ailelerin toplanıp, birlikte zaman geçirdiği günlerdir. Her tarafta bunların önemini anlatan reklamlar, televizyonda programlar ve sokakta alışveriş telaşesindeki insanlar bu günlerde yaşanan stresi artırır. Bazı insanları, sebepsiz yere “mutlu olmalıyım, herkes gülüp eğlenirken ben korku içinde yaşayamam” gibi zorlama düşüncelerle veya duygularla cebelleştirir.

Yalnız olan insanlar dışarıdaki gülüp eğlenen ve mutlu ailelere (daha doğrusu öyle sanılan ailelere) bakıp kendisinde olmayana dair yoğun bir özlem duyar.

Tüm bunlar kış depresyonu gibi bir olgu ile daha da yoğun üzüntü ve kaygıya yol açar. Bu dönemlerde kendine zarar verme davranışlarında, intihar eğilimleri veya denemelerinde, alkol kullanımı veya diğer kaçınma davranışı olarak yorumlanacak davranışlara yönelik eğilimlerde artış gözlenmektedir.

Elbette bu saydıklarımız her insanda değil, daha kırılgan yapıya sahip insanlarda, yakınlarda kişisel bir kriz yaşamış veya yaşamakta olan insanlarda daha sık görülebilir. Düşünsenize, bir yakınınızın acısını çekmektesiniz, dışarıda olup bitene karsı çok duyarlı bir insan olup aşırı üzülüyorsunuz vs… Elbette gülüp eğlenemezsiniz.

Daha da kötüsü eğer panik bozukluğu ve panik atak yaşayan bir insansanız, bu telaşeden bu baskıdan ve diğer insanların size dair beklentilerinden korkar sakınır hale gelebilirsiniz. Neşeli olması planlanan bir yemek, bir ev ziyareti, aile eğlencesi, lokanta gezmesi, korku ve ataklarla dolu bir kabusa dönüşebilir.

Ne yapmalı?

* Kendiniz olmayı unutmayın. Korku ve kaygılarınızı bastırmaya çalışmak, onları bilinçsizce kontrol etmeye çalışmak sizi güçsüz kılar.

* Günlük egzersizlerinize devam edin.

* Mutluluk bir duygudur. Kendiliğinden gelir. Kendinizi mutlu olmaya zorlamaktansa, mutlu olduğunuz ortamlarda bulunmaya, yapmaktan mutlu olduğunuzu bildiğiniz şeyleri yapmaya zorlayın.

* Mutlu oldunuzu hissettiğiniz anda o anı yaşayın. Hiç bir şey olmamışcasına geçip gitmesine müsade etmeyin.

* Azıcık deli, azıcık korkak, azıcık çılgın olmaktan gurur duyun.

* Yoğun ve yüksek stres zararlıdır. Kararınca sakin ve dinginlik, bazan çoğu problemi çözer.

* Aşırı miktarda alkol, çay, kahve, aşırı yağlı ve şekerli yemeklerden uzak durun.

* İlaçlarınız varsa onları ihmal etmeyin. Özellikle alkol ile birlikte almaktan itina ile kaçının.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.pegem.net/YayinKatalogu/203860-Kim-Korkar-Panik-Ataktan-kitabi.aspx

Ve diğer kitapçılarda.

Saygılarımla…

Uzm. Psikoterapist Hasan Durna

PANİK ATAK TESTİ

rorschach

Rorschach testinden bir resim

PANİK ATAK TESTİ

Birçok gazete dergi ve internet sayfası ciddi veya gayrı ciddi panik atak testleri yayınlamakta. Mesleğimde kullanılan testler genellikle ilk aşamada tarama yapmak için kullanılan testler, ileriki aşamalarda derecelendirme ve ölçme hedefli yorumlama amacı ile kullanılan testlerdir. Kullanış biçimi, süresi, çözümlemesi vs kullanım amacına bağlı olarak çok farklı türleri vardır.  Yazılı veya görsel olabilirler, uygulama veya maruz kalma ile gerçekleştirilebilirler… Aşağıda basit ve kullanışlı bir tarama testini görebilirsiniz.

Kendi kendinize yorumlama yapabilmeniz için hazırlanmıştır. Panic Disorder Severity Scale (PDSS) baz alınarak geliştirilmiştir. Psikiyatrik bir teşhis koymak için tek başına yeterli değildir.

Soruların en uygun seçeneğini seçerek doğru cevaplayın.

A şıkkı 2 puan
B şıkkı 1 puan
C şıkkı 0 puan

0 – 12     puan arası: Normal
13 – 17   puan arası: Yüksek
18 – 24   puan arası: Çok yüksek

1-) Stresli olduğun anlarda omuzunda, boynunda veya vücudunun başka bir yerinde gerilme, sıkışma hissediyor musun?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

2-) Stresden dolayı karın ağrısı çekiyor veya ishal oluyor musun?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

3-) Kaygıların günlük yaşamını etkileyip sana günlük yaşamında katlanılması çok zor zorluklar çıkartıyor mu?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

4-) Günlük yaşamında panik atak korkusunu ile her an her yerde hissediyorsun ve kafan sürekli bu düşünce ile mi meşgul?
a) Her zaman.
b) Bazen
c) Asla

5-) Kendini sürekli gergin, sinirli ve diken üstünde hissediyor musun?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

6-) Sıklıkla, aniden başlayan baş ağrıların var mı?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

7-) Heyecanlandığında veya strese kapıldığında göğsünde ağrı ve sıkışma hissediyor musun?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

😎 Heyecan, yüksek kaygı ve yüksek stres anında gerçeklikten uzaklaştığın veya gözünün karardığı hissine kapılıyor musun?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

9-) Birdenbire herhangi bir neden olmadan çökkünlük, güçsüzlük ve duygusuzluk hissine kapılır mısın?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

10-) Birdenbire herhangi bir neden olmadan terler veya ateş basar mı?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

11-) Panik atak korkusu ile belirli yerlerde bulunmaktan veya belirli durumlara mazur kalmaktan kaçınır mısın?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

12-) Stres yüzünden boğazın düğümlenir mi?
a) Her zaman
b) Bazen
c) Asla

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla

Hasan Durna, uzman psikoterapist

PANİK ATAK, TERÖR VE TOPLUMSAL TRAVMA

_90842234_034803576-1

 

Resimdeki çocuğu daha önce mutlaka gördünüz. Savaşta yıkılan evinin enkazından çıkarılan bir çocuk bu. Onun gözlerindeki boş, yorgun ve dağınık bakış sadece biraz önce yaşadığı o yoğun korkudan dolayı değil. Yaşanan travmadan dolayı oluşan dissosyatif hal, kendini tüm içsel ve dışsal uyarıcılara karşı kapatma, yoğun “kendini koruma güdüsü” gibi nedenlerden de dolayı bu.

Travma bu durumu ifade eden psikiyatrik bir tanımdır. Kriz anında ve sonrasında yaşanan reasiyonları tanımlar. Kendini güvensiz hissetme, yoğun korku, hafıza kaybı, korkuyu çağrıştıran bir durum gerçekleştiğinde tekrar tekrar yaşanan yoğun korku, varlığını sorgulama ve bunlara bağlı, uyku, yemek, psikosomatik problemler vs gibi bilişsel, davranışsal, psikolojik, fiziksel ve sosyal rahatsızlıklar baş gösterir.

Türkiye uzun süredir yoğun problemlerin yaşandığı bir ülke. Yaşı yetenler askeri darbeleri, darbe girişimlerini, sokak çatışmalarını, depremleri, mülteci akınlarını, ekonomik krizleri, siyasal çalkantıları vs görmüşlerdir. Sokaklarda sıklıkla görülen trafik kazaları, canlı bombacıları, silahlı çatışmalar, tecavüzcüler, okullarda hala çocukları dövebilen öğretmenler, sokaklardaki soyguncular vs… Bir sürü korku ve travma yaratan durum.

Evet. Bir sürü şey bir sürü neden, o boş ve dağınık bakışın içimizden herhangi bir insanın, senin benim yakınımızın yüzüne oturması için yeter ve artar. Türkiyedeki bir insanın bu türden sorunlarla karşılaşma olasılığı birçok ülkeye göre daha yüksek. Bazı insanlar bu riski, hatta başından geçen bir krizi bile, gülüp geçerek kabul edip atlatırken, bazı insanlar ise kendileri böyle bir durumla karşılaşmamasına rağmen, sadece haberleri izleyerek yoğun korku yaşayabilmekte.

Peki, kaygı bozukluğu yaşayan insanlarda daha sık görülen, yoğun kaygı ve korku yaşama, diye de adlandırılabilecek, panik ataklı insanlar nasıl karşılar bu durumu? Elbette bu korku onlarda daha yoğun yaşanır. “Eh ben her gün ölümle yaşam arasında gidip geliyorum zaten, bana ne olacak ki?” diyen de olabilir belki. Ancak gerçek olan, panik atak gibi bir sorun ile yaşayan insanların daha kırılgan bir yapıya sahip oldukları, daha stresli ve duygusal oldukları, bazı olumsuz belirtiler için daha seçici oldukları, üzülmeye ve depresyona meyilli olduklarıdır. Bazı dönemlerde yaşanan yoğun toplumsal duygusallaşmanın, kırılganlığın veya öfkenin onları olumsuz etkilediği aşikardır.

Ne yapmalı?

* Sadece olumsuza odaklanmayın.
* Sosyal çevrenizden kopmayın.
* Kaçınma davranışı ve duygularınızın farkına varın.
* Korkup sakındığınızda, başkalarına şirin görünmek için güçlü görünmeye çalışmayın.
* Alkol vs gibi şeylerle duygularınızı bastırmaya çalışmayın.
* Spor yapmayı, hoşlandığınız şeyleri yapmayı bırakmayın
* Doğru kabullenmeyi uygulayın, birileri ile konuşmaktan çekinmeyin.
* Düzenli uyku alışkanlıkları, yeme içme alışkanlıkları ve günlük yaşama anlam katan    meşgalerer edinin.
* Çaresizliğe kapıldığınızı hissetiğinizde onu takıntı derecesinde düşünmek ve tüm vaktini buna yoğunlaşmakla geçirmekten kaçının.
* Utanç duygularına kapılabilirsiniz. Unutmayın, bu duygular gerçeği tam olarak yansıtmamakta.
* Yoğun korkuyu uzun süreli yaşayan insanlarda öfkeli ve kızgın olmak, çabucak parlayıvermek doğal bir belirtidir. Yakınlarınıza ne yaşadığınızı anlatın ve onların size anlayış göstermelerini dileyin.
* Evde tek başına oturmak, kendini dünyadan soyutlamak ve yukarıda belirtildiği gibi kaçınma gizlenme davranışı geliştirmek çözüm değildir. Sorunu daha çetrefilli, çözülmez ve zorlu kılar.

Saygılarımla…

Hasan Durna uzm psikoterapist

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.pegem.net/YayinKatalogu/203860-Kim-Korkar-Panik-Ataktan-kitabi.aspx

 

 

 

 

 

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 7… PANİK ATAK VE GECE ATAĞI (UYKU PANİK ATAĞI)

baby-1446064_960_720

PANİK ATAK VE GECE ATAĞI (UYKU PANİK ATAĞI)

Panik bozukluğu ve panik ataktan muzdarip birçok insanın uyku bozuklukları çilesini çektiği bilinmektedir. Uyku bozukluğundan kasıt, kişide kalitesiz uykuya ve buna bağlı olarak fiziki, sosyal ve psikolojik gerilemelere yol açan rahatsızlıklardır. Bu konu ile ilgili ve buna karşı ne yapabileceğinizi daha önceki yazımda okuyabilirsiniz..

uyku ve panik atak

Panik bozukluğu ile yaşayan insanların, bir araştırmada % 48´inde gece atağı başka bir deyiş ile uyku panik atağı görüldüğü tespit edilmiştir. Nedir uyku atağı? Niçin görülürler? Neye yol açarlar ?…

Uyku panik atağı bazı çevrelerde panik atağın bir alt grubu olarak algılanmaktadır. Nedensiz olarak başlayıp hastayı uyandıran, yineleyen ve dehşet içinde bırakan bir atak silsilesidir. Belirtiler daha yoğun ve korkutucu yaşanır. Ölüm korkusu, çarpıntılar, boğulma hissi, kaçınma davranışları, yorgunluk, eşlik eden depresyon gibi belirtiler daha fazla görülür. Hasta yalnız yatmaktan korkar, kendini güvende hissetmek için takıntı seromonileri geliştirebilir. DSM – 5 veya herhangi başka bir tanı sınıflama sisteminde yer almamaktadır.

Uyku panik atağı görülme dönemi genellikle derin uyku öncesi olarak adlandırdığımız bir dönemde olur. Kişi, düşük uyku kalitesi, az uyku saati,uyandığında kendini yorgun hissetme gibi belirtilere neden olur. Kadınlarda görülme yoğunluğu erkeklere göre daha fazladır. Depresyon, stres, uyku bozuklukları, takıntılar eşlik eder. Erkeklerde alkol bağımlılığı daha yüksektir.

Kaçınma davranışları, aile içi kavga ve anlamazlıklar gözlenir. Doktor ziyareti sıklığı daha yoğundur.

Ne yapmalı?

* Alkol almayın. Yatmadan iki saat önce yeme ve içmeyi kesin.
* Spor yapın.
* Yatmadan önce gününüzü özetleyip bir günlüğe yazın.
* Boşluğa düşüyormuş olma hissi gibi birçok fiziksel belirtiyi umursamayın.
* Uyku düzenine önem verin.
* Uyku bozuklukları ile ilgili bilgi edinin.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 6… PANİK ATAK VE EVLİLİK

p1030252

PANİK ATAK VE EVLİLİK

Panik atağın yarattığı korku ve kaygı zamanla kişide benlik kaygısı oluşturabilir. Özgüven zedelenmeleri, buna bağlı olarak, güven arttırıcı topluluk yaşantılarından, bazı hobiler ve işlerden kaçınma ve nihayetinde hiç hoşlanmadığı ortamlarda bulunmak, hoşlanmadığı işlerle uğraşmak gibi yaşam kalitesini azaltan, ekonomik sosyal ve kişisel kısırdöngüye yol açan durumlara maruz kalma durumu doğabilir.

Hatta insan, sevdiği hoşlandığı birisine açılamama, ona layık olmadığını düşünme gibi saplantılara da düşer. Kendi içinde, kendi kendisi ile olan cebelleşme yetmezmiş gibi diğer insanlara da “ne tuhaf insan, pek eğlenceli biri değil galiba, hiç güven veren bir hali yok” gibi olumsuz ve gerçeği yansıtmayan sinyaller verilir.

Eee, bu gibi zorlukların üstüne (olumsuz iç kritik, olumsuz benlik algısı, az gelişmiş sosyal beceri düzeyi, hoşlanılmayan çevre / iş / ortam, kötü ekonomi vs…) yalnızlık hissetmek, bir eş bulamama, bir insanla yakın bir ilişki kuramama gibi sorunların ortaya çıkması da doğaldır.

Daha önce birçok sefer belirttiğim gibi, panik kaygı bozukluğu ve panik ataklı insanlarda görülen depresyonun birlikte görülme oranı gayet yüksektir. Depresyon sadece bir psikiyatrik rahatsızlık değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve somatik bir rahatsızlıktır. Bu iki rahatsızlığın birlikteliği kişinin  içie kapanmasına, arkadaş ve sosyal yaşamdan kopmasına neden olabilir.

Yabancı bir insanla yaşamak istemeyi sadece cinsellik veya toplumsal geleneklerle açıklamaya çalışmak yetersizdir. Bu ihtiyacın (veya gelişim düzeyinin) psikolojik, biyolojik, ekonomik ve evrimsel nedenleri de vardır. Başka bir insanla bir evi paylaşmak, aile kurmak özlenen olduğu kadar korkulan bir gelişim evresi olabilir. Hele ki birlikteliğin ilk aşamalarında ortaya çıkması muhtemel problemler genellikle; iletişim, problem çözme, öz güven duyma ve karşındakine kendisini güvende hissettirme ve kendi duygularından haberdar olup karşındakine bu duyguları uygun olabildiğince gösterme olunca bu sorunları yaşayan insanların evlilikten ve başka bir insana yakınlaşmaktan çekinmesi doğaldır.

Unutmayın! Stres ve yoğun pres altında yaşayan, çok önemli sınava girecek olan insanlar bildiğini de unutabilirler. Bir eş bulma konusunda yoğun korku ve kaygı ile yaşayan kişinin yaşadığı durum da budur. Kendine olan güveni kaybetme ve bir hata yapacağından korkma.

Öyle ise:

* Kendiniz olmaktan korkmayın, sizi beğenen ve sizin beğendiginiz bir insana gösterebileceğiniz en büyük saygı budur.

* Kendiniz olurken “beni beğenen böyle beğensin, hiç bir şeyi değiştirmem” demeyin. Sizin de diğer kişiye uyum sağlama çabanız birlikteliğinizin ve kişisel gelişiminizin ön koşuludur.

* Evlilik, çocuk yapmak vs sizin kişisel dert ve problemlerinizden kurtulmak icin seçilen bir yolu değildir.

* Farklı geçmişe sahip olmak, farklı kültürlerden gelmek veya farklı problemlere sahip olmak sizi daha değerli veya daha değersiz kılmaz. Tam tersi bir birliktelik halinde daha güçlü ve sağlıklı kılar.

* Psikolojik problemler illaki de çocuklara geçecek diye bir şey yoktur. Kaygı problemlerinin kökeninde ailesel nedenler bulunması bunun öğrenilmesi ve davranış semaları yaratması ile ilgilidir, kolaylıkla engellenebilir.

Daha birçok neden açıklama yapılabilir bu konu hakkında. Daha fazla ve ayrıntılı bilgi için…

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla, Hasan Durna

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 5… PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

detective-1424831_960_720

PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

Ölüm korkusu her bilinçli canlının belirli bir yaştan sonra hissettiği bir korkudur. Buna sadece korku olarak bakmak yanlış aslında, her insanda görülen varoluşunu sorgulaması da diyebiliriz. Abartılı hallerde thanatafobi olarak adlandırılan bu korku, bazı durumlarda başka birine zarar vermekten korkma olarak da görülebilir. Ne olursa olsun stres dolu bir günlük yaşam, korku dolu saatler, uyku ve yeme-içme sorunları, asosyallik ve elbette kötü bir yaşam kalitesi/düşük savunma mekanizması olarak gözlenir.

Panik bozukluğu ve panik atak sorunu yaşayan insanlar için sorun (özellikle ülkemizde) daha belirgin ve rahatsız edicidir. Çoğu insan bu korkuyu çok yoğun yaşamakta ve bu yüzden hastahanelere doktorlara başvurmakta, yakınları ile birlikte bu çileyi çekmektedir. Korkunun yoğunluğu kendisini kalp atış hızı, soluk alıp vermedeki düzensizlikle, göğüs kafesindeki sıkışma daralma hissi gibi birçok fiziki belirti ile onaylanmakta ve büyümektedir. Dini öğretilerde huzur bulmaya çalışmak, ilaçlar ile kendini sakinleştirmeye çalışmak, alkol vs ile bu korkuyu unutmaya çalışmak, kaçınma davranışları geliştirme gibi bir çok yol denenmektedir. Özkıyım (intihar) eğilimi ve denemelerine de (bilinçli veye bilinçsiz) rastlanmaktadır.

Ne yapmalı:

* Ölüm eninde sonunda hepimizin karşılaşacağı doğal bir olay. Zengin fakir, genç yaşlı vs farketmeden hepimizin nihayetinde karşılaşacağı bir gerçek. Bundan korkmak doğal ancak unutma; bu yazıyı okuduğun şu anda hala yaşıyorsun.
* Ölüm, nefes alıp vermeyi kestiğimiz ve içinde bulunduğumuz anı yaşayamadığımız bir durumdur. Yani yaşamın tam tersi. Bulunduğun anı yaşamaya çalışıp, sadece seni rahatsız mutsuz kılan şeylere odaklanmaktan vazgeç. Unutma! Gelecekte olabilecek olan şeyler olmamış olan ve geçmişte olmuş olan şeyler ise geçip gitmiş olan şeylerdir.
* Ölüm korkusu ona hazırlıklı olmakla, onu karşına almakla da hafifletilebilir. Vasiyetnameni yaz, cenazenin nasıl kaldırılacağını, ceneze merasiminde ne yapılmasın istediğini yaz. O korkutucu anı yapıcı bir şekilde düşünmek, planlamak o korkuyu azaltıp normalleştirir.
* Yarın öleceğini bilseydin ne yapmak, kime ne söylemek isterdin? Bunları yapabilir misin, söylemek başarmak istediklerini yapmak için çabalayabilir misin? Ne bekliyorsun öyleyse? Sürekli ertelemek içine atmak iyi değildir.
* Para pul, mal ve mülk gibi şeylere bağlanıp kalmaktansa içsel ve yaşam kalitesini yükseltici değerlere önem vermeye çalış.
* Dini duygular öğretiler sana güç veririyor mu? Niçin o konular hakkında bir imamla, papazla, hahamla konuşmayasın? Belki de dine inanmıyorsun. Yine de sana güven ve varoluşunu sorgulamanda yardımcı olacak şeyler, kişiler vardır. Onlarla irtibata geçebilirsin.
* Yalnızlık bu korkuyu ve varoluşsal çelişkiyi dayanılmaz kılar. Sorundan kaçmadan, sevdiklerinle zaman geçirmek, ihtiyacı olanara yardım etmek, yani dostluklar kurmak için çabalamak, sevip sevildiğini görmek veya göstermek, günlük yaşama anlam katan meşgalelerle uğraşmak bu korkuyu azaltır.

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html