DEPERSONALİZASYON VE DEREALİZASYON

derealizayson-depersonalizasyon

Depersonalizasyon türkçeye, kendine yabancılaşma, kendinden kopma olarak çevrilirken derealizasyon ise gerçekdışılık, gerçekdışı olma duyumu olarak çevrilmiştir.

Depersonalizasyon durumunda kişi öylesine kendi dışındadır ki açlık, sıcak veya soğukluk veya vücudun gönderdiği diğer sinyalleri algılayamayabilir. Zaman mekan kaybolup, hatıralar silinebilir. Herhangi bir duyguyu hissetmek olanaksız hale gelir ve kişi diğer insanlara, çevresinde olup bitenlere ve kendi ile ilgili durumlara ilgisiz kalır. Bazı insanlar bu durumu camdan bir fanusun içine sıkışıp kalma olarak tarif ederek çevre ile olan bağdaki kopukluğu betimlerler. Kendilerini duygusuz hissiz bir robot, bir zombi olarak tanımlayanlar da olmuştur.

Derealizasyon ise çevredeki insanların anlamsızlaşması, en sevilen kişilerin bile hiçbir şey ifade etmemesi veya onların yabancı imişçesine algılanmasıdır. Çevrede olup bitenler tuhaf, yanlış, sanki ağır bir sis perdesinin ardında imişçesine algılanır. Birçok kişinin bu durumu tarif etmek için, yaşamın ”sanki boğucu bir rüyada imişçesine yaşandığını” söylediklerini duydum. İnsanlar yanı başında olmasına rağmen onların sesleri duyulmaz, yüzleri ise pusludur.

Derealizasyon, depersonalizasyon durumunun başka bir ifadesi olarak algılanır.

Panik atak kriterleri arasında bu durum da yer teşkil eder. İnsanların en az yarısı bu durumu hayatı boyunca en az bir sefer yaşamıştır. Kendi başına bir psikiyatrik belirti olarak da tanımlanır ve kaygı bozuklukları ve depresyondan sonra en sık görülen üçüncü büyük psikiyatrik belirtidir.

Derealizasyon ve depersonalizayonu tetikleyen faktörler: yaşanan travmatik bir olay, uzun ve yoğun dönemli stres, kişilik yapısı, bazı uyuşturucu maddelerinin kullanımı, çok aşırı ve uzun süreli alkol kullanımı ve bazı hallerde yaşanan çarpmaya bağlı beyin travmaları sayılabilir. Yoğun kaygı ve depresyonun da bu durumu tetikler olduğunu biliyoruz. Görülme sıklığı kadın ve erkeklerde eşittir. Panik kaygısı bozukluğu, saplantı takıntı bozukluğu, panik atak, travma sonrası stres bozukluğu ve depresyona psikiyatrik belirti olarak eşlik edebilir veya bu bozukluklarda görülen bir durum olabilir.

Ne yapmalı öyleyse?

  • Bu durum bir savunma mekanizmasıdır ve çoğu hallerde kısa ve geçicidir.
  • Sizde bir hata kusur olduğunu kabullenmeyin. Delirmek veya kontrolünüzü kaybetmek üzere değilsiniz.
  • Uykunuza ve yemek öğünlerinize dikkat edin. Çok önemli.
  • Sizi strese sokan, alışkanlıklarınızdan caydıran şeylerden kaçının.
  • Günlük fiziksel egzersizler edinin.
  • Özellikle alkol ve sigaradan uzak durun.
  • Aşırı kahve ve çay tüketmeyin.
  • Gününüzü planlayın ve özellikle size neşe veren, güç veren kişilerle, şeylerle meşgul olmaya çalışın.
  • Kaygı ile başa çıkmayı öğrenin.
  • Kim ve ne olduğunuzu bilerek, kendinizi kabullenmeye çalışın.
  • Depersonalizasyon ve derealizasyon anında, odaklanma ve odak değiştirme alıştırması yaparak içine düştüğünüz olumsuz sarmalı kırmaya çalışın.
  • Güvence aramaktan ve kaçıma davranışları göstermekten vazgeçin.
  • Kendinize güvenmeyi unutmayın.

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Ve diğer tüm kitapçılarda..

Saygılarımla…

Hasan Durna

Nefes alma alıştırması panik atak ile mücadelende senin için önemli bir yardımcıdır.

dogru-nefes-almak

Daha önceki ”Doğru nefes alıp vermeyi biliyor musunuz?” başlıklı yazımda nefes alıp verme sırasında vücutta olup bitenlerden, içe  çekilen havanın etkilerinden bahsetmiştim. Kandaki değişen değerler ve panik atak arasındaki ilişkiyi anlatmıştım. O yazıyı şuradan okuyabilirsiniz:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/08/dogru-nefes-alip-vermeyi-biliyor-musunuz/

Bugün ise kolayca uygulanabilecek bir nefes alma tekniğinden ve bu alıştırmanın nasıl yapılacağından bahsetmek istiyorum.

Nefes almak otonom sinir sisteminin etkisi altında yapılır. Bu yüzden, uyurken de nefes alıp verebiliriz. Otonom sinir sistemi, sempatik (kan dolaşımını, şeker oranını, adrenalin ve kortison gibi hormonlarla vücudun aktivetisini arttırır, kaç veya saldır durumuna hazırlar) ve parasempatik (tam tersi vücut aktivitelerinin yavaşlamasını, kalp atışlarının yavaşlamasını ve midenin daha doğru çalışmasını kontrol eder) sistemlerden oluşur ve panik atak için yaşamsal öneme sahiptir.

Doğru bir teknik ile nefes alıp vermek, onun sıklığını, nereye ne miktarda hava çekildiğini kontrol eder. Bu egzersiz ile kalp mide karın kasları ve akciğerdeki hareketliliklerinin düzen altına sokulması ve böylece otonom davranışların da kontrol edilmesi sağlanır. Sonuç ise elbette atak anında daha kolay kontrol edilen vücut fonksiyonları , daha yüksek özgüven ve artan olumlu beklenti hissi olur.

Nefes kontrolü, kitapta da yazıldığı gibi birçok farklı teknikler ile sağlanabilir. Benim kullandığım sistem ”Dörtlü” adını verdiğim bir tekniktir. Derin nefes alıp vermeyi, bunu kontrollü yaparak panik atak ve stres ile mücadelede başarı sağlamayı hedefler.

Kısaca şöyle yapılır:

1 -) Evin sakin bir köşesinde sırt üstü uzanın.

2 -) Gözünüzün önüne dört köşeli bir nesne getirerek (veya televizyon pencereye vs bakarak) nefes almaya başlayacağınız köşeyi kararlaştırın.

3 -) Nefesi ilk alıştırmalarda burundan veya ağızdan almanız çok farketmese de tekniğe alıştıktan sonra, burundan alıp ağızdan vermeyi öneririm (hızı düşürüp, çekilen hava miktarını düzene sokar).

4 -) Nefesi karın boşluğuna (aslında diyafram) alın.

5 -) İlk köşede nefes alamaya başlayın, gözünüzü ikinci köşeye kaydırıp bir süre duraklayın, üçüncü köşeden itibaren nefes vermeye başlayın ve yeniden nefes almaya başladığınız ilk köşeye geldiğinizde nefesinizi tam olarak vermiş olun.

6 -) İstiyorsanız içinizden köşeleri 1-2-3-4 diye sayabilirsiniz.

7 -) Temponuz zamanla size uygun hale gelecek, merak etmeyin. Ancak nefes alıp verme toplam süresi asla 4-5 saniyeden hızlı olmasın. Bunu 4 sefer yapıp sonrasında dinlenmeye geçin. Uzanarak yaptığınız alıştırmalar sırasında uyumayın.

8 -) Aynı alıştırmayı oturarak ve sonrasında ayakta yapın.

9 -) Aynı alıştırmayı her gün sabahları ve akşamları uyku öncesinde yapın. İlk günlerde olabildiğince sık yaparak alıştırmayı otomatik hale getirin.

10 -) Alıştırmayı düzgün öğrenip diğer gevşeme, yakınlaşma, fokus değiştirme alıştırmaları gibi teknikler ile birlikte yapılması panik atak ile mücadelede çok büyük yarar sağlar.

Nefes kontolü alıştırmaları, bazılarının idda ettiği gibi astral seyahetler, zihin güçleri, üçüncü göz ve çakra acımı falan filan gibi tuhaf ve saçma şeylere yol açmazlar.

Daha fazla bilgi için kitaptaki gerekli bölümleri okuyun.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Ve diğer seçkin kitapçılarda…

 

Saygılarımla…

Hasan Durna

CANIM OKUR

writing-1209121_960_720

Web sayfasına gösterdiğiniz ilgi artarak devam ediyor. 30 üzeri ülkeden 3000 civarı ziyaretçi makalelerimi okuyor. Bu durumun illaki benim kalemimle alakası olması gerekmiyor elbette 🙂 Bahsedilen konunun (panik atak ve onunla kendi başına başa çıkabilme yetisi,) önemi ve bu alandaki doğru, bilimsel ve gerçekten işe yarayan bilgiye olan ihtiyaç göz ardı edilmemeli kanımca.

Umarım okuduğunuz makalelerde, merak ettiğiniz veya katılıp katılmadığınız konular hakkında yorumlarda bulunarak konunun tüm yönleri ile aydınlatılmasını, daha da çeşitlenip geliştirilmesini sağlarsınız.

Tüm amacım, kolay anlaşılır bir dille konuları aydınlatmak ve bunların kişiye yarar sağlayan bilgiler olmasına özen göstermekti.

Aralık ayından bu güne kadar yazılan makalelerden bazıları şunlar oldu:

 

Panik atak ve merak edilenler serisinin devamı (Ölüm korkusu, Evlilik, Uykudaki panik ataklar):

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/03/panik-atak-ve-merak-edilenler-5/

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/07/panik-atak-ve-merak-edilenler-6/

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/10/panik-atak-ve-merak-edilenler-7/

Panik atak ve Travma:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/13/panik-atak-teror-ve-toplumsal-travma/

Panik atak ve testler:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/19/panik-atak-ve-tester/

Panik atak ve önemli günler:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/23/panik-atak-ve-onemli-gunler/

Psikolojik rahatsızlıklar ve etik:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/26/psikolojik-psikiyatrik-rahatsizliklar-ve-etik/

Panik atak nöbeti ve beyin:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/01/12/panik-atak-sirasinda-beyninde-neler-oluyor/

ve panik atak ile depresyon arasındaki ilişki:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/01/20/panik-atak-mi-depresyondan-cikar-yoksa-depresyon-mu-panik-ataktan/
Bu güne kadar gösterdiğiniz destek için teşekkür ederim. Umarım, yakında piyasaya çıkacak olan, kaygı bozuklukları serimin ikinci kitabı ile sosyal fobi ve sosyal kaygı bozukluğu hakkında da istediğiniz yardımı alırsınız.

Makaleler kakkındaki görüşlerinizi bildirmeyi unutmayın, onlar, benim ve sizlerin gelişimi için çok değerliler.

Saygılarımla…

Uzman psikolterapist Hasan Durna

PANİK ATAK MI DEPRESYONDAN ÇIKAR, YOKSA DEPRESYON MU PANİK ATAKTAN?

gobek

Panik atak, genellikle kaygı bozuklukları sınıfında yer alan psikolojik rahatsızlıklarda görülen, çok yoğun ve yorucu yaşanan fiziki ve duygusal stres tepkilerdir. Elbette, bazı madde kullanımına bağlı rahatsızlıklar, hormon düzensizlikleri gibi psişik temeli olmayan nedenler de panik ataklara yol açmaktadır.

Psikoloji temelli rahatsızlıklar olan kaygı bozuklukları, en sık görülen psikolojik rahatsızlık türleri olup, onlara genellikle depresyon veya başka bir kaygı bozukluğu eşlik edebilir. Depresyon ise, diğer tüm psikolojik rahatsızlıklar arasında, başka bir psikolojik hastalığa eşlik etme sıralamasında, en yükseklerde kendisine yer bulur.

Öyle ise panik atak ve depresyonun birlikte görülme olasılığı artık kanıksanmış bir birlikteliktir.

Peki panik atak ve depresyon tedavileri aynı şey midir? Aynı ilaçlar, aynı psikoterapi teknikleri, aynı tedavi yöntemleri mi kullanılır? Veya ikisi arasında bir fark var mıdır?

Elbette depresyon ve panik atak iki farklı durumdur. Depresyon kendi içinde birçok ayrı türlere ayrılır. Melankoli, distimi, manik depresyon, major depresyon, psikotik depresyon gibi. Depresyon illaki de panik atağa veya panik duygularına neden olmak zorunda değildir. Birçok depresyon türünde görülen belirtiler genellikle istek ve isteksizlik, fiziki ve duygusal kapasite ile bağlantılıdır.

Elbette uyku bozuklukları, özkıyım halleri, bilişsel bozukluklar, planlama zorlukları gibi birçok durum da takip eder.

Panik atağın 13 belirleyicisi ise bazı fiziki, duygusal ve bilişsel haller ile sınırlıdır. Önemli olan o belirtilerin görülme sıklığı ve süresidir. Bu belirtilerin en az dört tanesinin gözlenmesi koşulu vardır.

Elbette yoğun ölüm korkusu yaşamak, karp krizi geçiriyormuşcasına kalp sıkışması hissetmek veya gerçekdışılık ve kendine yabancılaşma hissi kişide umutsuzluk, korku, kaygı, stres, istek kaybı ve bilişsel kapasite kaybına neden olur.

Hafif geçici depresyon periyotları, panik atak ve özündeki kaygı bozuklukları ile ortaya çıkabilir. Yoğun yaşanan kaygı bozuklukları yoğun depresyon duygusuna da neden olur.

Kaygı bozuklukları ve depresyon için ortak kullanılan antidepresif ilaçlar vardır. SSRİ ilaçları bağımlılık yaratmayan ve yan etkilerinin az ve hafif hissedildiği ilaçlardır. Bu yüzden ilaçla tedavide birbirine benzer gevşetici, yatıştırıcı ve duygu düzenleyici ilaçları vardır. Uyku bozukluları, iştah halleri gibi bazı belirtiler yine bazı ortak ilaçlar ile tedavi edilebilir. Ancak ortak olmayan belirtiler ise birbirlerinden farklı ilaç kullanımına neden olur.

Psikoterapi teknikleri ise ilaç tedavisinde olduğu gibi farklılıklar gösterir. Elbette psikoterapistin psikoterapi yönelimi ve kişinin tedaviyi kabul etme isteği, hangi programın seçileceğini belirten önemli bir ayraçtır. Ortak noktalar olduğu kadar birbirine hiç benzemeyen yönler de vardır.

Saygılarımla, Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

PANİK ATAK ANINDA BEYİNDE NELER OLUP BİTER?

amigdala2

Katıldığım toplantılarda, terapi görüşmelerimde, yazdığım makale ve forumlarda hep tekrar ettiğim cümle şudur. “Panik atak sana beyninin oynadığı korkutucu bir oyundur.” Eee, bu nasıl bir oyun ki bir sürü insan bu yoğun korku ile toplamda milyarlarca liralık sağlık harcamaları yapmak zorunda kalıyorlar? Açıklayayım efendim.

Çevrende gördüğün her üç insandan biri, hayatı boyunca, en az bir sefer panik atak nöbeti geçirmiştir. Yani, panik atak bizlere o kadar da yabancı olmayan bir olgudur. Panik atak, daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, sebepsizce ve ansızın ortaya çıkan yoğun korku ve devamındaki kaygının yarattığı ağır fiziksel tepkiler silsilesidir.

Panik atağın nedenleri arasında doğuştan gelen nedenler, öğrenilmiş nedenler ve yaşanılan olaylara bağlı nedenler gibi farklı nedenler sayılabilir ancak unutma, panik atak her zaman ilk olarak beyinde başlar. Tam olarak belirtmek gerekirse beynin Amigdala denen, limbik sinir sisteminin bir parçası olup duygularımızın kontrol odası olarak adlandırabileceğimiz ve hafıza oluşumunda yaşamsal öneme sahip bir bölgesinde başlar. Bademe benzediği için yunanca badem=amigdalos kelimesinden gelir. Özellikle korku ve kızgınlık ile bağlantılıdır.

Yapılan bir deneyde, kızgın sinirli veya asık suratlı insanların resimlerini gören kişilerin Amigdala bölgesinde yoğun beyin hareketliliği tespit edilmiştir. Amigdalanın özellikle savunma mekanizmaları ( kaç veya saldır da dahil) ile yakından ilintili olan beyin bölümü “boz madde” ve hormonal yönetim ve otomatik sinir sisteminin önemli bir parçası olan “hipotalamus” ile ilişkisi belirtilmelidir.

Panik anında nörotransmitterler (serotonin, noradrenalin gibi) beyinde hızlı bir hareketliliğe neden olur. Adranalin hormonu kana karışır ve böylelikle o bilinen fiziki ve duygusal belirtiler (kalp çarpıntıları, nefes darlığı, baş dönmesi vs) ortaya çıkar. Kaçmak veya saldırmak seçenekleri vardır sadece. Kaslar ve tüm organlar ölümcül bir savaş hali veya savaş yerinden kaçabilmek için güçlü ve hazır veya tam tersi ölü taklidi yapıp tehlikeyi savuşturmak için kilitlenmiş durumdadır.

Elbette bu belirtileri fark etmen ve bu yüzden endişelenip kaygıya kapılman bu belirtilere yoğunlaşıp kontrol etmeye çabalaman durumu daha da kötüleştirir. Soluk alıp vermedeki düzensizlikler (genellikle hiperventilasyon), baş dönmesi, boğulacakmış gibi olma, bayılma gibi durumlar ve kandaki düzensizlikler ve onun olumsuz etkilerine yol açar.

Kandaki adrenalin seviyesini normale çekmenin en kolay yolu sakinleşip duygularını kontrol altına alman ve bu durumun geçmesini beklemendir. Çabalamak, karşı koymaya çalışmak durumu sadece daha kötü yapar ve atağın süresini uzatır. Atağın süresini ve etkisini azaltmak ve zamanla kontrol altina almak onu kontrol etmeye çabalamaktan vazgeçmekle doğru orantılıdır. Derin bir suya düşen yüzme bilmeyen birisinin yapacağı en akıllıca iş, sakinleşip sırt üstü uzanarak başını suyu üstünde tutmasıdır, yoksa kolayca boğulur, değil mi?

Korku, beyinde temel bölgelerce kontrol edilen bir duygudur. Bu yüzden korku ve kaygı anında hızlı ve istemsizce primitif tepkiler verilir. Korku üzerine çalışmalar yapan insanlar da yanıbaşında patlayan bombadan veya ani ve beklenmedik şeylerden korkarlar. Önemli olan o ilk şok anını atlatıp sonrasında korku ve kaygının esiri olmamaktır. Unutma panik ataktan dolayı hiç kimse ölmedi, ölmeyecek.

Bunu engellemek ve kontrol altına almak için yapılacak birçok şey vardır..

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html