DUYGULARIMIZ MUTLULUK VE SAĞLIĞIN KAYNAĞIDIR

korkular
Her insan mutlaka ve mutlaka bir şeyler hisseder. Örneğin yeni doğmuş bir bebek korku ve kaygıyı hisseder ve bizler de bunu rahatlıkla o bebekte gözleyebiliriz. Bazı insanlar kalıcı duygu yitimi rahatsızlığı, nevro psikiyatrik veya nevrotik duygu bozuklukları gibi sorunlardan muzdarip olabilirler. Bu onlarda duygu yitimine neden olur ancak bu türden problemler bir toplumda çok düşük oranlarda seyrederler. Bazı psikolojik rahatsızlıklar, geçici travmalar vs gibi nedenlerle de geçici duygu yitimi veya duyarsızlaşma rahatsızlıkları çekilebilir. Ancak nihayetinde kalıcı olan gerçek; insanların duyguları olan, bunu kişiler arası iletim ile çoğaltan ve çeşitlendiren bir varlık olduğu gerçeğidir.
Bazı insanlar kendi duygularını algılamaya onları daha olumlu bir şekilde karşılamaya yatkın iken bazı insanlarda bunu yapabilme yetisi daha düşüktür. Duygular arasındaki farkı anlamak, diğer insanların duygularını ”doğru tahmin etmek” veya diğer insanların duygularına karşılık verebilmek, sosyalleşmenin temeli olduğu kadar kişinin kendi ruh sağlığı için de çok önemlidir. Yıllaca kendi başına ıssız bir adada yaşayan Robinson, Cuma gelene kadar tam bir insan değildi bence. Cuma gelince ondaki kısıtlı duygu çeşitliliği, gelişerek dallanıp budaklanmıştı.
Tüm kaygı bozukluklarında ve birçok diğer ruhsal bozuklukta görülen temel sorun; duygu algılaması, duygu kontrolü ve duygu iletişimidir. Birçok psikiyatrik ilaç, duyguların düzenlenebilmesi amacı ile alınır.
Peki bu kadar önemli olan bir konuda kendi başınıza birşeyler yapabilir misiniz? Elbette. Daha önce yayınladığım şu filmi izlemiş miydiniz? https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/20/duygular-hakkinda-guzel-bir-film/

Duyguları kontrol etmek onları anlamaktan o da duygulara açık olmak ve onları kabul edebilmekten geçer. Elbette bunun için fiziksel kondüsyonun yerinde olması şarttır (uykusuz yorgun ve aç bir halde nasıl tepki verildiğini, ne denli duygulara yakın olunabileceği hepimiz için aşikardır).
Öyle ise duyguları anlamak onlara yakın olmak ve başkalarının duygularına karşılık verebilmek  ve duygu kontrolündeki sağlıklı düzeyi yakalayabilmek için düzenli bir hayat, sağlıklı alışkanlıklar ve düzeyli yaşam kalitesi şarttır.
Duyguları kontrol etmek onları anlamak ve analize etmekle alakalıdır. 9 temel duygu vardır: Mutluluk – Korku/Kaygı  – Öfke – Üzüntü (bunlar ilk oluşan duygulardır) – Utanç ve suçluluk – İlgi – Hayret – Tiksinme – Küçümseme.
Bildiğiniz gibi duygu düşünce ve davranışlar birbiri ile yakın ilinti ve bu yüzden bu açılardan analiz edilmeleri önemlidir. Tavşanın korkup kaçması veya kaçıp korması gibi. Duygunun kişide hangi davranışa (tepki – reaksiyon) yol açtığı, hangi düşünce ile pekiştirildiğini bilmek o duyguyu kontrol etmek için önemlidir. Örneğin olarak korku insanda kaçma isteği ve bu reaksiyonu destekler düşünceleri (düşünce yanlışları, davranış ve bilişsel semaları) de tetikler.
Bu konu başlı başına başka bir makalede ele alınmalı 🙂

Kontrolü bırakmak, duyguyu farketme ve onları yargılamadan not etme, duygu kabullenme, tepki kontrolü ve nihayetinde kabullenme alıştırmaları önemlidir.
Kısaca:
* İyi uyku, düzenli yaşam, aşırıdan kaçınılan yeme içme alışkanlıkları edinin.
* Duygu farkındalığı çalışmaları yapın. Kendi duygularınız, başkalarının duygularını tahmin edebiliyor  musunuz?
* Kendinizi ve böylece duygularınızı olduğunuz gibi kabul etmeye hazır mısınız?
* Tepkilerinizi bir kaç salise de olsa geciktirebilir misiniz? Sadece hisler ile tepki vermek yorucu ve zahmetlidir.
* Hangi duygunun hangi tepkiye yol açtığını biliyor musunuz?
* Takıntılar ve zorlantılar üzerine düştükçe yoğunlaşır ve güçlenirler. Onlarla nasıl başa çıkılacağını biliyor musunuz?

Çok uzadı makale. Bunları ve daha fazlasını elbette kitapta ve diğer makalelerimde ele aldım alacağım.

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla..

Hasan Durna

PANİK ATAK HAKKINDA GENEL KABUL GÖRMÜŞ 10 YANLIŞ

yanlis

 

Panik atak günlük dilde sıklıkla kullanılan, herkesin az veya çok bilgisi olduğu  bir konudur. Elbette, her insanın yaşamı boyunca en az bir defa başından geçen bir olgu hakkında bildiği bir şeyler olması doğaldır, değil mi?

Tabii böyle bir durum birçok yanlışı, kanıksanmış abartıları veya alakası olmayan bilgiyi de günlük hayata sokar. Bu günkü yazımda bu kanıların belli başlı olanlarına değinmek istiyorum.

1- Panik Atak bir psikolojik/psikiyatrik hastalıktır.
Hayır. Öncelikle panik atağın daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi panik kaygısı bozukluğundan farklı olduğunu belirteyim. Panik atak ruhsal bir bozukluk değildir ve ruhsal bozukluklar tanı kitabında bir hastalık olarak tanımlanmaz. Şu makaleme bakın. https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/03/panik-atagi-belirleyicisi/

2 – Panik Atak kalbin durmasına neden olur.
Kalp krizi ve panik atak sırasında yaşanılan kalp ile ilintili belirtiler arasında büyük farklar vardır. Muhtemelen panik ataklarından muzdarip olan ve bu yazıyı okuyan sen, hayatın boyunca kalp krizi geçirmedin ve aslında bir kalp krizinin ne olduğunu tam olarak bilmiyorsun. Kalp krizinin en önemli belirtisi, göğüs kafensindeki sıkışmanın, baskı ve yanmanın özellikle sol kola doğru ağrı vermesi ve bu ağrının sağ kola veya sırt ve çeneye de tesir etmesidir. Yoğun terleme ve kusmalar eşlik eder. Genellikle, yoğun bir fiziksel aktivite sırasında veya sonrasında olur. Panik atağa bağlı (kaygıya bağlı demek daha doğrudur) kalp belirtileri ise kişinin sakin olduğu, dinlendiği veya uyuduğu sırada ortaya çıkar. EKG çekimlerinde görülmez, diğer tetkikler hiç bir şey göstermez.

3- Panik Atak fiziksel bir hastalıktır.
Bu da doğru bir genelleme değildir. Bazı hormonal ve kardiotiv sorunlara bağlı, madde bağımlılıkları vs gibi nedenlerle de panik atak belirtileri görülebilir. Bu yüzden tüm yazılarımda doktor görüşmesi ile bu sorunların olup olmadığının açığa kavuşturulmasını şart koşuyorum. Ancak yine de panik atak nöbeti tanımlaması fiziksel bağlı değildir. Bazı belirtiler uyabilir veya benzer olabilir ancak bu panik atak tanımlamasına yetmez. Yukarıdaki “panik atak belirleyicisi makalesini” yeniden okuyun.

4- Panik Atak bitkiler ve otlarla iyileştirilebir.
Öyle bir şey olsa idi tahminimce en karlı çözümlerden birisi olurdu. Viyagrayı biliyorsunuz. Bildik bir probleme çözüm getirdi ve halen dünyanın en çok kar yapan ilaçları arasında. Bazı bitkiler, otlar vitaminler seni rahatlatabilir, stresini azaltabilir ancak panik atağı önlemez. Şu makaleme https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/22/panik-atak-ve-merak-edilenler-2/  veya kitabıma bakın.

5- Panik Atak nöbeti ben bayılana kadar sürer.
Bir panik atak nöbeti insanın başına gelebilecek en korkutucu şeylerden birisidir. İşte bu korku aslında seni kandıran, bu durumu devam ettiren şeydir. Bayılıp düşeceğine inanmak vücudun gösterdiği tepkinin tam tersidir. Vücut tüm hücreleri ile tehlikeye karşı “kaçmak veya savaşmak” için hazırdır. Bayılacağını sanmak, bayılmaktan faklı bir durumdur.

6- Panik Ataktan dolayı hamile kalamam/çocuk büyütemem.
Kalırsınız ve çocuğunuzu da rahatlıkla büyütebilirsiniz. Panik atak yaşayan birisinin çocuğu otomatikman panik ataklı bir birey olmaz. Hamilelik öncesi esnası ve sonrasında ilaçlar kullanabilirsiniz. Konu ile ilgili makalelerimi veya kitabımı okuyun.

7- Panik Atak beni delirtecek.
Bu yoğun korkuyu yaşayan birisinin, “depersonalizasyon ve derealizasyon” yazımda belirttiğim belirtileri yaşayan birisinin, şoke olması ve delireceğini düşünmesi doğal olanıdır. Hele ki “deliliğin”, farklılığın ayıpsandığı bir toplumda bu daha da yıkıcıdır. Yine yeniden; düşünceler duygular ve öğrenilmiş davranışlar, bazı durumlar ve hallerde, kişiyi kandırıp makalede belirtilen belirtilere neden olurlar. Gerçek ve gerçekçi değildir. Meslek hayatım boyunca karşılaştığım tek bir insan bile panik atak yüzünde delirmedi.
8- Panik Atak kontrolümü kaybetmeme yol açar.
Tam tersi olur. Yukarıda bahsettiğim “kaç veya saldır” mekanizması, kişinin kontrolü tam olarak ele almasından dolayıdır. Her belirti; kalp çarpıntısı, nefes alıp veriş, duygu vs, not edilir neye neden olup olmayacağı hesap edilir ve karşı önlemler almak için çaba sarfedilir. Ağır siklet boksörü ile 10 raundluk maç yapmak daha az yorucudur tahminen.

9- Panik Atak ilaç ile tamamen tedavi edilir .
İlaçlar genellikle kaygı giderici, neşe verici, kas gevşetici olup, yoğun yaşanan bazı fiziki belirtileri dindirmeye, hafifletmeye ve kontrol etmeye çalışır. Kısa sürede cevap alınır. Ancak panik atak ile mücadelede, benim açımdan, birincil tedavi şekli değildir.

10- Panik Atak çocuklukta yaşananlardan dolayı oluşur.
Bu da tam olarak doğru değil. Çocuklukta yaşananların ve ailenin belirli katkısı inkar edilemez ancak sorunun kaynağı tam olarak bu değildir. Biyolojik ve bireysel nedenler de vardır. Aile, yakınlar ve çevrenin katkısı panik atak ile mücadelede çok daha önemli bir rol oynar.

Hımm 10 madde yetmedi. Daha bir sürü var ama hadi bir tane daha yazayım.

11- Panik Atağın çaresi yoktur.
Kesinlikle yanlış. Tam tersi birçok vakada, panik atak ile kendi başınıza, ilaç yardımına ihtiyacınız olmadan da başa çıkabilirsiniz. Kitabımın ana amacı, makalelerimin birincil mesajı bu oldu hep. Doğru yöntem, yeterli bilgi, kararlı uygulanan program, alınan gerçek destek ve güven sizi başarıya götürür.

Daha fazlası için…

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

İMKANSIZI BAŞARMAYA İNANMAK

 

Belki o Merly Streeps´in muhteşem performas sergilediği filmi gördünüz “Florence”. Florence Foster Jenkins adlı bir şarkıcının hayatından bahseden eğlenceli bir film. Filmi izlemeden önce ben de bilmiyordum Florence kimdir ne yapar. 1800´lu yılların ortasında doğan ve ikinci dünya savaşının sonlarında ölen bir opera şarkıcısı. Anne ve babasına, ilk kocasına, eleştirmenlere vs rağmen hayallerinin peşinden koşan birisi.

Florence´nin sesi pek alışık olmadık bir ses, şarkı söyleme tekniği pek uygun bir teknik değil ama yine de bir çok küçük konser verip yaşamının son günlerinde ise ünlü Carnegie Hall´a çıkmış birisi.

Hayallerinin peşinden koşmak, herkes karşı koysa bile inandığını yapmaya çalışmak, güç beceri ve inatçılık gibi kişilik halleri gerektirir. Hepsinden önemlisi umut ve kendine inanç gerektirir. Herkes illa ki aynı kalıptan çıkmış gibi görünmek, aynı şeyleri beğenmek, aynı şeylerle eğlenmek zorunda olmamalı.

Başarmaya çalışmak, elinden gelen ile mutlu olmak insanı sadece mutlu kılar.

Umudunuzu yitirmeyin, hayallerinizin peşinden koşun.

Saygılarımla..