Kendinize mukayyet olun ha, benden söylemesi…

psikolojik danisman dert dinlenir

Vardır her ailede böyle bir büyüğümüz, “aman olaylara karışmayın ha, aman kendinize mukayyet olun ha” diye söylenen. Gülüp geçeriz onların bu korkularına, bilmezliklerine. Ama hiç mi bilmez bu yaşlı başlı insanlar, hep böyle ürkek midirler?

Yok, elbette değil! Kendilerince bir bildikleri, görüp yaşadıkları vardır. İşte o bilgi ve deneyim söyletir bize bazan gülünç gelen o lafları.

Resimdeki gariban adamın yaptığının bin kat rezilini daha cilalı bir şekilde satan bir sürü insan var günlük yaşamda. Diploması olmadan televizyon ve gazetelerde kendine unvan biçenler, yıllarca tamamen yalan üzerine kurulmuş söylemleri ile halkı uyutanlar. Var oğlu var yani. Yaşam koçları, melek, cin tedavicileri… Masajla, himalaya tuzu ile tedaviler, bağırsaktaki bakterileri temizleyen mucize sıvılarla psikolojik problemleri çözenler… Massallah. Resimdeki gariban onların yanında gerçekten çok masum kalıyor.

Kendinize mukayet olun…

Bir araba alırken bile çiziği kazası var mı, boya atılmış mı, kaç kez el değiştirmiş, kusuru var mı diye zaman harcar insanlar. Ben hiç araba alırken abisini, dayısını, bilen bir ustayı yanında getirmeden, iki tur atmadan, evet demeden önce sıkı sıkıya pazarlık etmeden o arabayı satın alanını görmedim. Haydi, araba aşırı bir örnek diyelim. Bir paket süt alırken bile son kullanma tarihi nedir, yüzde kaç yağ vardır diye zaman harcıyor insanlar.

Peki aynı özeni ruh sağlığımız için de gösterebiliyor muyuz? Güvendiğimiz insan kimdir, nedir, hangi metodu uygular diye sorup sorguluyor muyuz? Komşudan alınan ilaç, bir büyüğün tavsiyesi ile yapılan şeyler. Boşu boşuna harcanan zaman, umut ve paralar…

Bilmeyen bir insan cahillik der geçer. Ancak işin aslı o değil. İşin aslı “hele bir umut” demekte. Belki bu, belki o, belki şu doğrudur, belki işe yarar demekte. “Belkim bir kertenkeleydim” demişti Can Yücel. Konu o değil elbette. Şair adam belkim der, ağzına da yakışır elbet.

Canın, malın, paran, sağlığın, ailen söz konusu olduğunda “belki” olmamalı. Araba almaya harcanan özenin zamanın bin katı bu iş üzerine yoğunlaşmalı. Şu internet çağında bilgiye ulaşmak öyle kolay ki… Hırsızın, çakalın kokusunu ikiyüz metreden almak o kadar kolay ki…

Deprem göçüğü altında kalmış bir kadının parmağını ezerek yüzüğünü çalanlardan bahsetmişti birisi. İnsanların zayıflıklarından yararlanmak isteyen soysuzlar, hırsızlar ve namussuzlar elbette her dönem vardır var olacaktır. Sorun onların yaptıkları değil senin ne yaptığındır.

İnsanlar yıllarca nasıl acı çektiklerinden, nasıl türlü türlü metodları uyguladıklarından, nasıl hayal kırıklığına uğradıklarından bahsediyor birçok görüşmemde, birçok forumda. Elbette bu çok çileli ve acı dolu bir yol. En acılı olan ise insanların umutlarıyla oynayan, onları daha da karamsarlığa, güvensizliğe iten kan emicilerin varlığı.

“Piskolojik danışman, Dert dinlenir” ciye dert anlatan insan umutsuz, çaresiz ve kendi çıkarlarını arabası kadar, satın aldığı bir litre süt kadar düşünemeyen insandır aynı zamanda. Uzun süreli yıkkınlık, depresyon ve stres yaşayan insanlarda bilişsel sapmalar, çökkünlük ve tükenmişlik duyguları olması, bazı koşullarda desteğe ihtiyaç duymaların doğaldır.

Ancak şu unutulmamalı. Kişi kendisinin avukatı olmak zorundadır. Çünkü başka bir avukat sizi asla sizin kadar iyi savunamaz. Karşısındakinin bilgi ve belgesini sorgulamak, deneyimini akıl ve mantığına göre yorumlayıp kendine uyan bir karara ulaşmak en iyi yoldur.

Dünyanın en iyi metodu bile, içselleştirilmemiş, kabullenilmemiş, ve uygulanabilir düzeye varmamış ise işine yaramaz. Bu yüzden..

Kendinize mukayyet olun ha…

Saygılarımla…

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Panik atak ile olan mücadelenle diğer insanlara örnek olmak ister misin?

Asfalt otu

Panik atak ile yaşamak okadar da kolay değil. Hele ki bu durumdan haberi olmayan insanların olaya bakışı, kişiye karşı tutumları bu durumu daha da zorlaştırmakta, sorunu çetrefilleştirmekte.

Başka bir insana onu anladığını hissettirmek veya yabancı birisinin de kendisini bulacağı, bulmakla kalmayıp ilham alacağı bir anıyı, bilgiyi aktarmak en faydalı şeylerden birisi olsa gerek. Bu pozitif paylaşım eninde sonunda bir topluluğun çogunluğunu mutlu kılar.

Kendi başarı öykülerini, pozitif birikimlerini başkaları ile paylaşmak istersen onlari burada yayınlayabilirim.

Bu sayfada; https://panikataksite.wordpress.com/veya facebook sayfamda; https://www.facebook.com/panikataktankurtul/ yorum yapabilirsin…

 

PANİK ATAK TEDAVİSİ VE BDT (BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ)

Duygular Davranışlar ve Düşünceler

Türkiyede panik kaygısı bozuluğu ve panik atağı görülme düzeyinin dünyadaki istatiklere yakın olduğunu gözlemlemekteyiz. Panik bozukluğu % 3-5 ve panik  atağı görülme sıklığı % 30-50 civarında gezinmekte. Elbette daha sağlıklı bilgiler ülkemizde şu ana kadar yapılan yetersiz sayıdaki kapsamlı araştırmaların çoğaltılması ile elde edilebilir. Ancak unutulmaması gereken yaşanan terör olayları depremler gibi toplumsal travmalar ile bu istatiğin daha oynak bir hale geldiğini bilmek.

Bu konuda sağlık hizmeti veren ciddi, bilimsel ve tıbbi çevrelerdeki genel kanı, panik atağın (aslında panik kaygı bozukluğunun) psikofarmaka ilaçları veya psikoterapi ile tedavi edilmesidir.

Yapılan bir çok araştırma aynı sonucu vermekte. Bilişsel davranışçı psikoterapi temelli yaklaşımlar (kısaca BDT olarak adlandırılır) ilaç tedavisine alternatif olarak kullanıldığında, aynı düzeyde başarı sağlayan, hatta ekonomik efektivitet yan etkiler ve kalıcı sağaltım gibi diğer faktörler göz önüne alındığında, daha etkili bir tedavi modeli olarak algılanmaktadır. Bireysel veya grup terapileri arasında belirgin bir fark yoktur.

Psikoterapi tedavisinin işinin uzmanından alınması (bu konudaki yazım, psikoterapi ve etik yazısına göz atın https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/26/psikolojik-psikiyatrik-rahatsizliklar-ve-etik/ ) özellikle uzmanın gerçekten BDT konusunda psikoterapi eğitimi ve deneyimi olmasına özen gösterilmesi önemlidir.

Kişinin metoda yatkınlığı, hastalıktan kurtulma isteği, motivasyonu, çabası, yakınlarının desteği, eğitim durumu ve hasta terapist arası çalışma ilişkisi gibi nedenler de sağaltım başarısını etkiler.

BDT´nin önemli bir ayağı bilişsel bilinçlenme yani düşüncelerimizin, düşünme şekli ve şemalarının, öğrenme, uygulama zorluk ve kolaylıklarının, zihinsel zorluklar, dikkat ve algı zorlukları ve dil kullanımı gibi nedenlerin duygu ve davranışları bire bir etkiler olmasıdır.

Bir diğer temel ayak ise duygulardır. Farkındalık, kabullenme ve duygu seviyesini düzenleme gibi birçok önemli kavram BDT metodlarının özüdür.

Elbette üçüncü ayak ise davranışlardır.

Bu üç kavramın birbiri ile olan ilişkisi, bazı durum ve koşullara bağlı olarak ortaya çıkması veya çekilmeleri temel çalışma prensibidir. Yine detaya girmeden isimlerini anabileceğim yakınlaşma, duyarsızlaştırma, nefes alma, gevşeme, yeniden yapılandırma gibi birçok teknik kullanılır.

Bu etkileşimi kavramak, bunların altında yatan nedenleri irdelemek, belirli bir seviye dahilinde, sadece psikoterapist görüşmesine bağlı kalmamaktadır.Bu yüzden kitabımın temel fikirlerinden birisi “psikolojik sağaltım sürecinde kendi kendine yardım” temasıdır. Kendine yardım teması tüm terapi okullarının nihayi hedefi olsa da BDT okulu bunu daha da ileri götürmeye olanaklı bir psikoterapi okuludur.

Elbette terapistin metoda yatkınlığı ve inancı, hastanın kişisel özellikleri hangi terapi okulunun daha yararlı olacağına karar vermekte. Kimisi terapiye inanamamakta ve alternatif tıp metodları denemekte, kimisi sadece ilaç istemekte kimisi ise dua ile çözüm bulmaya çalışmakta. Benim pozitif sonuçlarını gördüğüm ve uyguladığım metod BDT temelli psikoterapi teknikleridir. Bu metod bilimsel araştırmalarla da denenmiş ve kanıtlanmış olup gerçekten ise yaramakta, panik atak ve panik kaygı bozukluğu ile mücadelede çözümler sunmakta.

Saygılarımla…

Hasan Durna

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html