Beden Dismorfik Bozukluğu

Ayna

Beden dismorfik bozukluğu (Body Dysmorphic Disorder) ilk olarak İtalyan Enrico Morselli tarafından tanımlanmıştır. Hemşehrimiz Heredot´un anlattığı ”Spartanın en çirkin kızı” Dysmorphia´dan esinlenerek bu terimi (dysmorfofobia) ilk defa telaffuz etmistir. Fransız Pierre Janet ise bıyıklı bir kadın hastası ile görüşmeleri sonucu ”beden utangaçlığı takıntısı” terimini kullanmıştır. Sigmund Freud, ünlü bir hastası olan ”Wolf Man”, Kurt Adam, vakasında o rus aristokratının kendi burnuna takıntısını anlatır. Sylvia Plath, Andy Warhol, Michael Jakson ve Franz Kafka Beden dismorfik bozukluğu, BDB´den muzdarip bir kaç tarihi kişiliktir.

Beden dismorfik bozukluğu kişinin, normal bir görünüşe sahip olmasına rağmen, var olduğunu sandığı bir vücut bozukluğu dolayısı ile kaygılanması, bu kaygının kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkilemesi durumudur. Toplumda görülme sıklığı 2 % seviyelerindedir. Erkek ve kadınlarda görülme oranı birbirine yakındır. Bir çok insana yetişkinlik döneminde bu teşhis konulur.

Bekarlarda ve erken yetişkinlik (bu türden kaygıların daha yoğun olduğu dönemler) döneminde görülme sıklığı daha yüksektir. Genellikle vücudun yüz ve baş kısmındaki (saç, burun, sivilce, diş, göz…) olası deformasyonlar kaygı yaratır.

Kişi kusurlu bulduğu bölgeyi saklama, aynalardan kaçınma, konu hakkında konuşmaktan çekinme, toplum içine çıkmaktan korkma davranışları geliştirir. Alkol veya uyuşturucu ile kaygısını dindirmeye çalışmak, kozmeterapi operasyonları ile sorunlu bölgeyi değiştirmek gibi yıkıcı çözümler sık görülür. Depresyon, aşırı idman, abartılı yemek alışkanlıkları, bazı hallerde sosyal fobi olağandır.

Daha önceleri somatoform bozukluğu olarak algılanan BDB günümüzde DSM 5´de Obsesif Kompulsif Bozukluk ve İlişki bozuklukları sınıflamasına dahil edilmiştir. Bu daha doğru bir sınıflamadır. BDB´nin ortaya çıkma nedenleri arasında genetik nedenler, kırılgan aile ve kişiliğinin bir travma ile hastalığı tetiklemesi ve nörobiyolojik nedenler sayılabilir.

Umutsuzluk, utanc ve kaçınmaya dayalı sosyal, psikolojik ve ekonomik problemlerin görülme sıklığı yüksektir. Özkıyım (intihar) düşünceleri ve denemeleri, depresyon, sosyal izolasyon, yoğun kaygı ve takıntılı ritüaller görülebilir.

Tedavi, kaygı giderici antidepresan ilacları ve bilişsel davranışçı psikoterapi (BDT) odaklı psikoterapinin tek başına veya birlikte kullanılması ile yapılır.

Yakınların desteği önemlidir. Kişi olmayan bir sorundan dolayı yoğun korku ve kaygı yaşamakta, yakınlarını bezdirici kontrol mekanizmaları geliştirmektedir. Kızıp bağırmaktansa destekleyici olmak sorunun çözümü için en sağlıklı yoldur. Tedavi için bir psikolog, gerekli hallerde bir doktor ile görüşmek lazımdır. Plastik cerrahi, lüzumsuz yıkıcı alışkanlıklar duruma daha da kötü yapar. Dolandırıcılardan, bilimsel olmayan gayrı ciddi kişi ve firmaların önerilerinden uzak durun.

Saygılarımla…

Hasan Durna