Korku ve kaygılarımız

korkular

Korku ve kaygı türleri

Korkular ve kaygılar farklı türlerde olup farklı şiddette algılanırlar. Bu farklılıklar kişiden kişiye değişse de bunları bir kaç grup içinde kümeleyip, ortak payede tanımlamak olanaksız değildir. Kaygı problemleri bir psikoloğun bir iş gününde en sık karşılaştığı problemlerin başında gelir. Tıp literatüründe sorunlu ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen hali anksiyete olarak adlandırılır. Bazı korkular ise problemli ve tekrar eder hale geldiklerinde fobi olarak adlandırılırlar.

 

Korku:

Bu yazının konusu olan problemler arasında en hafif yaşanan problem, normal olan korkudur. Herkes mutlaka bir şeyden korkar. Bazıları çok, bazıları az korksa da yaşanılan korkuların büyük bir kısmı geçici, günlük yaşamı fazla etkilemeyen, tekrarlama olasılığı düşük korkulardır.

Bunlardan bazıları kaygı yaratabilir. Bu kaygı kısa bir dönem veya kişinin bir sonraki aynı kaygıyı yaratan durumda verdiği olumlu deneyime kadar sürer ve sonrasında yok olur.

Normal hallerde ise insan hiç birşey yapmasa da kendiliğinden azalır ve zamanla kaybolur.

 

Fobi:

Korku anlamına gelen fobi, özel veya genel bir duruma veya bir nesneye karşı hissedilir. Zamana yayılmıştır ve günlük yaşamı olumsuz etkiler. Güçlü bir korku ve tiskinti duygusu yaşanılır.

Diğer rahatsızlıklarla birlikte görülebildiği gibi, tamamen bağımsız dışarıdan bakan birisi için küçük ve önemsiz bir duruma veya nesneye karşı da hissedilir. Agorafobi (meydan yeri korkusu) veya araknofobi (örümcek korkusu), tanatofobi (ölümden korkmak) gibi yüzlerce örnek verilebilir.

Çaresi vardır.

 

Yaygın Kaygı Bozukluğu:

Kaygı korkular ve duygusal kırılganlık kişiyi uzan zamandır takip etmektedir ve sıklıkla bunlar hakkında olumsuz düşünceler ve saplantılar olur. En belirgin özelliği kişinin eğlenceli birşey yapıp huzur dolu bir ortamlarda bulunsa dahi bu sıkıntıyı yaşamasıdır.

Elbette çaresi vardır.

 

Panik kaygısı:

Panik atakları aniden ve sebepsiz yere gelirler diye bilinir. Aslında kitaplarımda belirttiğim gibi bunların bir nedeni, nasıl işlediği ve bizleri ne kadar etkilediği gayet açıktır. Kalp çarpıntısı, ölüm korkusu, terleme ve üşümeler, depersonalizasyon ve derealizasyon, bayılmalar, karın ağrıları gibi 13 belirtisi vardır.

Yoğun ve korkutucu bir korku hissedilir. En yaygın psikolojik rahatsızlıklar arasında üst sıralarda yer alır. Zamana yayılmıştır ve diğer bazı psikolojik rahatsızlıklarla birlikte görülür.

Elbette çaresi vardır. Gereksiz yere yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin.

 

Sosyal fobi:

Sosyal durumlarla ilintili, günlük yaşamı aşırı derecede rahatsız eden yogun kaygı ve korkular yaşatan bir rahatsızlıktır. En sık görülen rahatsızlıkların ilk sıralarında yer alır. Sakınmalar ve panik atakları ile birlikte görülür.

Kişiyi büyük bir yalnızlığa ve sosyal yalıtılmışlığa iter. Depresyon stress gibi birçok farklı rahatsızlıklar günlük yaşamı olumsuz kılar.

Elbette tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.

 

Takıntı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif-Kompulsif Bozukluk) OKB:

Bazı takıntıları (obsesif) ve zorlantıları (kompulsif) ve onlar etrafındaki ayinleri / düşünceleri nedeni ile yaşanan yoğun korku ve kaygılardır. Kişi ve yakınlarının güncel yaşamını çok olumsuz etkiler. Depresyon, panik atakları gibi bir sürü diğer rahatsızlıklarla birlikte görülür.

Yukarıdaki rahatsızlıklara göre görülme sıklığı daha düşük olsa da yaşanılan acı ve günlük yaşama olan olumsuz etkisi daha yüksektir.

Elbette doğru tedavi ve alıştırmalarla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB):

Çok yoğun korkuların yaşandığı, intihar olasılığının diğer kaygı problemlerine göre daha yüksek seyrettiği, yaşayan insanlar için korkunç olan bir rahatsızlıktır.

Bir kaza sonrasında, uzun süreli şiddet veya mobbing yaşayan insanlarda vs vs görülebilir. Yoğun korku, o anı veya korkuyu günbegün yaşama gibi belirtiler içerir. Uykusuzluk, aşırı sinir, iştahsızlık halleri gözlenir.

Ne kadar korkunç olursa olsun elbette çaresi olan bir rahatsızlıktır.

 

Gereksiz yere harcanan para ve zaman, aşırı veya bilinçsiz ilaç kullanımına bağlı komplikasyonlar, sosyal ve ekonomik zorluklar gibi birçok sorunun doğru tedavi yöntemleri ile zamanında engellenebileceğini unutmayın. Bilimsel ve sınanmış tedavi türleri dışında öneri yapan dolandırıcılarda uzak durursanız ve önerilen tedavi programını harfiyen izlerseniz kısa sürede bu problemlerinizden kurtulacağınızı veya büyük oranda o korku ve kaygılarınızla başa çıkar hale geleceğinizi biliyorum. Aklın yolu birdir.

Saygılarımla, Hasan Durna uzm psikoterapist.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

 

Reklamlar

Psikolojik yıldırma / mobbing uygulayan baskın karekterli kişileri tanıma ve onlarla başa çıkabilme stratejileri.

mobbing

Mobbing aslında türkçede yıldırma taciz etme, bezdirme gibi kelimelerle ifade edilebilen, bir kişi ya da grubun, başka bir kişiye mevcut gücünü ya da pozisyonunu kötüye kullanılarak; süregelen veya kısa süreli şekilde psikolojik şiddet, baskı, taciz, aşağılama, tehdit vb. yolları ile duygusal ve sosyal saldırıda bulunması halidir.
Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın, bir şakanın hedefi olmasıyla başlar her şey. Tacizci ima ve alay ile karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeyi de içeren saldırgan bir ortam oluşturarak onu psikolojik yıkıma ve bıkkınlığa sürüklemektedir. Bu durum bir işyerinde olabileceği gibi bir okulda, bir evde, sokakta veya alışveriş yapılan bir yerde bile olabilir.
Uzun dönemli durumlarda taciz edilen kişi strese mazur kalıp fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar yaşayabilir. Öfke kontrolü problemleri yaşayıp yalnızlaşmaya, kendine veya başkalarına zarar verme eğilimleri geliştirmeye başlayabilir. Uykusuzluk, utanç, huzursuzluk, benlik duygusu zayıflığı, paronaya, tükenmişlik sendromu, aile içi çatışmalarına neden olabilir. Bıkkınlık nedeni ile bulunduğu iş veya okulu bırakma noktasına gelebilir.
Bu durumun arkasındaki psikolojik ve sosyal temeller nelerdir? Nasıl tespit edilip nasıl başa çıkılabilir? Panik kaygı bozukluğu, sosyal fobi ve diğer psikolojik rahatsızlıkları yaşayan insanlar bu durumdan nasıl etkilenirler? Bu onların zaten hassas olan duygusal dengelerini daha da bozar mı?
Başka bir insanı etkisi altına almak ve bezdirmek isteyenlerin ilk kullandıkları metod; görmemezlikten gelmektir.
Kişi bir şekilde unutulur, duyulmaz veya görülmez. Böylece onun fikirleri ve varlığı yok sayılır, hiçe indirgenir.
Ne yapmalı: Görülen her tuhaf durumu normalleştirmemek, o durumu karşısındakine sözlü olarak belirtmek ilk adımdır. “Niçin konuşurken bana bakmıyorsun, niçin başka bir iş arkadaşım daha yüksek ücret alıyor?” gibi. Sosyal durumlardaki olası senaryoları kurgulayıp olası stratejilerin alıştırmasını yapmak önemlidir. O anda herhangi bir cevap veremiyorsan bile, daha sonra tek başına veya başka birisinin yardımı ile geri gelip o durumu görünür kılınmalısın. Olayların ve o tuhaf şeylerin geçip gitmesine izin verme.
Başka bir metod küçük düşürmektir.
Kişiye gülünüp dalga geçilir, onun yaptığı şakalar ve esprilere gülünmez. Ne söylediğinden ziyade saçma bir ayrıntıya odaklanılıp konu dağıtılır.
Ne yapmalı: Konunun özüne sadık kalan sorular sorarak tacizcinin yaptığı konuyu dağıtma girişimini berteraf edebilirsin. “Ne demek istiyorsun, bu kadar dalga geçilecek ne var?” gibi, “Bana böyle saçma bir şaka yapamazsın, çekil buradan!” gibi kısa cevaplarla bu saçmalığın bitmesi gerektiğini de belirtebilirsin. Komik olan ne gibi bir sorudan sonra tacizciyi konunun özüne dönmeye zorlayabilirsin.
Bir diğer metod bilgi gizleyerek kişiyi olan bitenden ayrı konuma düşürmektir. Birdenbire yapılan toplantılar, kaybolan notlar gibi şeyler kişinin daha az bilgiye ve böylelikle daha kontrolsüz bir konuma düşmesine neden olur.
Ne yapmalı: Aceleye gerek yok, Hiçbir şeyin oldu bittiye gelmesine izin verme. Cevaplayamadığın soruları daha sonra cevaplayacağını söyle. Son anda ve hazırlık imkanı verilmeden yapılan tartışmaların sağlıklı olmadığını belirtip alınak istenen kararın, sen kendi görüşünü oluşturana kadar bekletilmesini iste.
Yine bir başka metod ise kişi ne yaparsan yapsın, o yapılanın asla doğru olmaması, hep bir kusur bulundurması veya, ama şu şekilde yapsak daha iyi olmaz mı, sorusunu içermesidir.
Ne yapmalı: Kendi sesine kulak verip yanlış dahi olsa inandığın şeyi savun. Sadece kişiye değil bu hep süregen senin dediklerini, yaptıklarını küçümseyen duruma dikkat çek ve bu duruma saldır. Kelime ve davranışlarını seçerek konuları ciddi ve vurucu bir ifade ile ele al.
Sonuncu teknik ise tacizcinin bir şekilde konuyu, ama sen de çok abartıyorsun, vah vah yazık, sen hakikatten bir burnunun dikine giden bir insansın gibi suçlayıcı ifadelerle madurun üstüne yıkarak onda utanç ve suçluluk yaratması durumudur.
Ne yapmalı:  Suç suçlu olanındır, senin değil. Elbette utanmak ve suçluluk hissetmek doğaldır ancak bunun bir abartı oluğunu algılayıp gerektiğinde hakkını almak için savaşman gerektiğini kendine bellet. Bu durumda ne yapman gerektiğini, kimlerden destek alabileceğinin hesabını yap.
Unutulmaması gereken şeyler mobbing uygulayanların genellikle kendilerinin de aslında çoğunlukla mobbinge maruz kalmış bireyler oldukları, bu grupta narsist ve önyargılı kişilik özelliklerine sahip olan bireyleyin yoğun olduğudur. Buna maruz kalanların kendisine anlamsız ve tuhaf gelen emirleri yazılı olarak almaları, varsa destek alabilecekleri bir iş sınıf arkadaşlarına anlatıp destek bulmaları, gerektiğinde psikolojik, tıbbi ve yasal desteği alabileceği insanlara nasıl ulaşabileceklerini planlamaları yararlarına olur.
Saygılarımla
Hasan Durna

Sosyal fobi ve eşlik eden diğer hastalıklar

sosyal fobi ve.jpg

Sosyal fobi bir toplumda en sık görülen psikolojik rahatsızlıklardan birisidir. Sosyal fobi genellikle bir veya (genellikle) birden çok psikiyatrik bozuklukla birlikte görülür. Yapılan araştırmalara göre sosyal fobili kişilere yaşam boyunca başka bir psikiyatrik bozukluk teşhisi konulması sıklığı % 69-92 civarındadır.  En sık görülen diğer bozukluklar: Yaygın fobi (% 60) agorafobi (% 45) panik bozukluğu (% 36) tssb (% 46). Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı (% 18) yüksektir. İntihara meyil oranı (% 18) civarındadır. % 40 civarında gözlemlenen depresiv bozukluklar, şizofreni, otizm v.s. sosyal fobinin ne derece karmaşık ve yaygın bir bozuluk olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu rahatsızlıklardaki ortak noktaların, kişinin öz güven eksikliği duygusuna ve geliştirdiği gerçekçi olmayan olumsuz düşünce kalıplarına dayalı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalar genel sosyal kaygı bozukluğu teşhisi konulan kişilerin özgül sosyal fobi teşhisi konmuş kişilere göre diğer psikiyatrik bozukluk, eşlik eden hastalık riskinin daha yüksek olduğunu vurgulamaktadır. Sosyal fobi ile birlikte görülen diğer bozuklukların kişinin iyileşme sürecini olumsuz etkilediği aşikardır.

Sosyal fobinin kişiyi olumsuz etkileyip birçok psikiyatrik ve sosyal bozukluğa yol açtığı bilinmektedir. Birçok araştırma sosyal fobi teşhisi konulmuş kişilerdeki eğitim düzeyi düşüklüğünü göz önüne koyarken bazı araştırmalar ise tam tersini vurgulamaktadır. Birçok hastanın yaşanılan yoğun kaygı ve utanç dolayısı ile eğitimini yarıda bıraktığı, entellektüel kapasitesinin altında yer alan, ekonomik getirisi daha az ve diğer meslek gruplarına göre daha zorlu meslek seçimlerinde bulunduğu tespit edilmiştir. Batı avrupa ülkelerini kapsayan bir araştırma, sosyal fobi teşhisi konmuş hastalardaki işsizlik ve işsizlik yardımına başvurma yüzdesinin yüksekliği, yukarıdaki tanıyı doğrulamaktadır. Yine gözlemlenen bir başka fenomen ise sosyal fobili hastalarda gözlemlenen alkol bağımlılığı oranının diğer gruplara göre daha yukarılarda seyretmesidir. ”Yumurta mı tavuk tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan?” ikilemi ile özetlenebilecek bir durum olan, sosyal fobi bozukluğu teşhisi konmuş birçok insanın toplumda ekonomik, sosyal psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalması gerçeği, tedavi öncesi ve sonrası sürecinde göz ardı edilmemelidir.

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

DENETİMİNİ YİTİRME YA DA ÇILDIRMA KORKUSU – PANİK ATAK BELİRTİLERİ 12

Çıldırmak

DENETİMİNİ YİTİRME YA DA ÇILDIRMA KORKUSU

Panik atak, yoğun, ürkütücü, şoke edici ve korkutucudur ancak tehlikeli değildir. Daha önceleri yazdığım gibi, panik atak kadim yunancadaki Pan sözcüğünden, yani yoğun korku, yıkıcı, terörize edici kökeninden gelir. Ne kadar korkutucu olursa olsun tehlikeli değildir, ölümcül problemler yaratmaz.

Yanlışlıkla çalan çalar saat, kendi kendine öten araba alarmı, pili bitince bağıran yangın alarmı gibi bir şeydir. Kesinlikle bir süre sonra kendiliğinden geçer ve gider. Kitabım “Kim korkar panik ataktan!“ da sana önerdiğim kendi kendine tedavi programı ile bu problemle bilinçli bir şekilde, 8 adımda başa çıkabilir bu problemi nasıl kontrol edebileceğini öğrenebilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre on ikinci belirti “denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu” dur.

Bu belirti kişinin yoğun korku ve kaygı duyarak kontrolünü kaybetmeye başladığı hissi ve kendisinde çıldırma emareleri görmesi şeklinde ortaya çıkar. Bu belirti yine daha önce belirttiğim gibi, bilişsel alt kümede yeralır. Bilişsel alt tipin özelliği soluklanma ve  beklenti kaygısının domine eden özellik olmasıdır.

Doğru nefes alıp vermenin önemini birçok kez vurguladım. Vücutta oluşan  karbon ve oksijen dengesizliklerinin nasıl gerçekdışılık duyguları ve bilişsel karmaşaya neden olduğunu açıkladım. Daha önceki yazılarımda ve kitapta ayrıntıları ile bu mekanizmanın nasıl işlediğini irdeledim.

Elbette, vücuttaki kaç veya saldır mekanizmasının aniden işletilmesine ve bunun ardılı yoğun korku ve kaygıya dayalı belirtilere odaklı insanın şoke olması beklenen bir şeydir. Şoke olan insan ne yapar? Korkar, kontrolünü kaybetmeye başlar ve neredeyse paralize olup olduğu yerde kalakalır.

Kişinin yükselen kan basıncı, hızlanan kalp atışları, anaormal hızlı soluk alıp vermesi vs nihayetinde muğlak hafızaya, bulanık görmeye başlayan gözlere, kekeleyen dile, pek iyi duymayan kulaklara, duyduğunu anlamayan beyne, kendinden şüphe edip kendi benliği ile olan bağlantısını yitirmeye başlayan duygu durumuna dek götürür insanı.

Ne yapmalı?

  • Bu durum kaç veya saldır mekanizmasına bağlı bir savunma mekanizmasıdır, kısa süreli ve geçicidir.
  • Stres ile baş etmeyi öğren.
  • Delirmek veya kontrolünü kaybetmek üzere değilsin.
  • Uykuna ve yemek öğünlerine dikkat et. Ne yeyip ne içtiğin bu belirti türü için çok önemli.
  • Nefes alıp vermeyi öğren. Dörtlü tekniği adını verdiğim derin nefes alma tekniğini uygula. Bu çok etkili bir yöntemdir.
  • Alkol alarak sorunu çözdüğünü sanma. Alkol ve sigaradan uzak dur. Aşırı kahve ve çay tüketme. Fazla şekerli besin ve içecekleri tüketme.
  • Odak değiştirme alıştırması yaparak içine düştüğün olumsuz sarmalı kırmaya çalış.
  • Güvence aramaktan ve kaçınma davranışları göstermekten vazgeç.
  • Sakin bir yere oturarak nefes alıp verme alıştırmasını uygula.

Ne kadar korkunç ve anlamsız görünse de bu başlık altındaki belirtiler vücudun, kişiyi sadece ve sadece tehlikeden (stress ve kaygı) korumak amacı ile bulduğu birer savunma mekanizmasıdır.

Öyle ise sakin olup atak anının geçmesini beklemek, o sırada doğru tekniklerle nefes alıp vermeyi düzenlemek, duygular ve düşünceleri dizginleyebilmek önemlidir. Zor gibi görünse de başarabileceğine olan inancım çok yüksek.

Kendine bir şans ver!

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla, Hasan Durna

 

 

CANIM OKUR

writing-1209121_960_720

Mart ayından beri seslenmemişiz birbirimize.

Yoğun ilginizden dolayı teşekkürler ve tüm sorularınıza yetişemediğim için kusuruma bakmayın. 14000 ziyaretçi ve 50´nin üzerinde ülke. Gerçekten teşekkürler…

Dediğim gibi, bunun illaki benim ve kalemimle alakası olmasına gerek yok. Bahsedilen konunun (panik atak ve onunla kendi başına başa çıkabilme yetisi) önemi ve bu alandaki doğru, bilimsel ve gerçekten işe yarayan bilgiye dair açlık başka bir neden olabilir.

İkinci kitabımda sosyal fobi / sosyal kaygı bozukluğu ve  nasıl bununla başa çıkılacağını yazdım. Umarım yılbaşından önce matbaadan çıkartırım kitabı.

Makaleler hakkındaki görüşlerinizi bildirmeyi unutmayın, onlar, benim ve sizlerin gelişimi için çok değerliler. Tüm amacım, kolay anlaşılır bir dille konuları aydınlatmak ve bunların kişiye yarar sağlayan bilgiler olmasına özen göstermek. Makalelerde, merak ettiğiniz veya katılıp katılmadığınız konular hakkında yorumlarda bulunarak konunun tüm yönleri ile aydınlatılmasını, daha da çeşitlenip geliştirilmesini sağlayabilirsiniz.

Son dönemdeki makalelerimden bazıları şunlardı:

 

Bilişsel davranışçı psikoterapi:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/04/05/panik-atak-tedavisi-ve-bdt-bilissel-davranisci-psikoterapi/

Yaşam kalitesi:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/05/30/gulmek-yasam-kalitesini-arttirir-yasamini-uzatir/

Bul karayı al parayıcılar:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/04/24/kendinize-mukayyet-olun-ha-benden-soylemesi/

Hastalık hastalığı:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/07/25/panik-bozuklugu-panik-ataklari-ve-hastalik-hastaligi-hipokondri/

Az bilinen bir hastalık, Beden Dismorfik Bozukluğu:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/08/04/beden-dismorfik-bozuklugu/

Panik atak belirtileri serisi:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/09/06/panik-atak-belirtileri-1/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/09/12/panik-atak-belirtileri-2/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/09/17/panik-atak-belirtileri-3/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/09/21/panik-atak-belirtileri-4/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/09/28/panik-atak-belirtileri-5/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/10/05/panik-atak-belirtileri-6/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/10/23/panik-atak-belirtileri-7/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/11/01/panik-atak-belirtileri-8/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/11/11/panik-atak-belirtileri-9/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/11/21/panik-atak-belirtileri-10/

https://panikataksite.wordpress.com/2017/12/02/gercekdisilik-ya-da-kendine-yabancilasma/

SSRİ ilaçları:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/10/03/ssri-ilaclari-hakkindaki-onyargi-veya-beklentiler-ilacin-etkisini-azaltip-cogaltiyor/

Saygılarımla…

Hasan Durna

GERÇEKDIŞILIK YA DA KENDİNE YABANCILAŞMA

derealizayson-depersonalizasyon

GERÇEKDIŞILIK YA DA KENDİNE YABANCILAŞMA (DEPERSONALİZASYON VE DEREALİZASYON) PANİK ATAK BELİRTİLERİ 11

Ne demiştik, panik atak, yoğun ürkütücü ve şoke edici ve korkutucudur elbette ancak tehlikeli değildir. Daha önceleri yazdığım gibi, panik atak kadim yunancadaki Pan sözcüğünden, yani yoğun korku, yıkıcı, terörize edici kökeninden gelir.

Ancak tehlikeli değildir, yanlışlıkla çalan çalar saat, kedi geçince öten araba alarmı, pili bitince bağıran yangın alarmı gibi bir şeydir. Bir süre sonra geçer. Kitabım “Kim korkar panik ataktan!“ da sana önerdiğim kendi kendine tedavi programı ile bu problemle 8 adımda başa çıkabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre on birinci belirti “ Gerçekdışılık (“derealizasyon”, gerçekdışı olma duyumu) ya da kendine yabancılaşma (“depersonalizasyon”, kendinden kopma duyumu).” dur.

Daha önce 31 ocak 2017 tarihli  ‘depersonalizasyon ve derealizasyon’ adlı yazımda https://panikataksite.wordpress.com/2017/01/31/depersonalizasyon-ve-derealizasyon/ bu konuyu incelemiştim.

Bugün konu hakkında biraz daha fazla bilgi vereyim.

Öncelikle o DSM kriterlerine göre kendi başına tanımlanabilir bir tanı olanından ayırmalıyız. Benzerlikler gösterse de farklılıklar da mevcuttur. 31 ocak tarihli yazımı okuyun lütfen.

Yazımızın konusu olan gerçekdışılık ve kendine yabancılaşma belirtileri panik atak belirtileri arasında görülme sıklığı sıralamasında, orta sıralarda yer alır. Genellikle yoğun korku endişe eşlik eder.  Bu korkular içinde, çıldırmaktan, kontrolünü kaybetmekten korkmak ilk sırada yer alır. Yine dikkat dağıklığı, zihin bulanıklığı, yoğun çaresizlik ve ümitsizlik gibi belirtiler yaşanır.

Gerçekdışılık ya da kendine yabancılaşma durumları panik bozukluğu tanısının bilişsel alt tipi içerisinde yer almaktadır. Bu alt tipin belirgeçleri arasında yüksek beklenti kaygısı ve solunum bozuklukları sayılabilir. Kendi sağlığı hakkında duyulan kaygı çok az ya da yok seviyesindedir. Başka bir yazıda bu alt türleri ayrıntılı olarak yazarım.

Başlangıç yaşı, cevresel sorunların yoğunluğu, kaçınma davranışları ve düşünme kalıpları bu durumu olumlu veya olumsuz olarak etkiler. Derealizasyon ve depersonalizayonu tetikleyen faktörler: yaşanan travmatik bir olay, uzun ve yoğun dönemli stres, kişilik yapısı, bazı uyuşturucu maddelerinin kullanımı, çok aşırı ve uzun süreli alkol kullanımı ve bazı hallerde yaşanan çarpmaya bağlı beyin travmaları sayılabilir. Yoğun kaygı ve depresyonun da bu durumu tetikler olduğunu biliyoruz. Görülme sıklığı kadın ve erkeklerde eşittir. Panik kaygısı bozukluğu, saplantı takıntı bozukluğu, panik atak, travma sonrası stres bozukluğu ve depresyona psikiyatrik belirti olarak eşlik edebilir veya bu bozukluklarda görülen bir durum olabilir.

Kitaptaki ve yazılarımdaki soluk alıp verme, kan basıncı ve kandaki oksijen karbonat seviyeleri ilgili bölümleri yeniden oku. Korkuya odaklanma ve beklenti kaygısının sonuçlarını irdele.

Ne yapmalı:

  • Bu durum bir savunma mekanizmasıdır ve çoğu hallerde kısa ve geçicidir.
  • Sizde bir hata kusur olduğunu kabullenmeyin. Delirmek veya kontrolünüzü kaybetmek üzere değilsiniz.
  • Uykuna ve yemek öğünlerine dikkat et. Çok önemli.
  • Sen strese sokan, alışkanlıklarından caydıran şeylerden kaçın.Stres ile başa çıkmak çok önemli, onunla baş etmeyi öğren. Hangi durumlarda stresin artıyor, heyecanına yenik düşüyorsun?
  • Günlük fiziksel egzersizler edin.
  • Özellikle alkol ve sigaradan uzak dur.
  • Aşırı kahve ve çay tüketme.
  • Gününü planla ve özellikle sana neşe veren, güç veren kişilerle, şeylerle meşgul olmaya çalış.
  • Kaygı ile başa çıkmayı öğren.
  • Yoğun korku seni, sonu belli bir karanlık tünele sokar. Odak değiştirme alıştırmalarını uygula. Tüm duygu ve dikkatini panik atak belirtilerine yoğunlaştırmak seni çok yorar.
  • Kim ve ne olduğunu bilerek, kendini kabullenmeye çalış.
  • Depersonalizasyon ve derealizasyon anında, odaklanma ve odak değiştirme alıştırması yaparak içine düştüğün olumsuz sarmalı kırmaya çalış.
  • Güvence aramaktan ve kaçınma davranışları göstermekten vazgeç.
  • Kendine güvenmeyi unutma.

 

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 5… PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

detective-1424831_960_720

PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

Ölüm korkusu her bilinçli canlının belirli bir yaştan sonra hissettiği bir korkudur. Buna sadece korku olarak bakmak yanlış aslında, her insanda görülen varoluşunu sorgulaması da diyebiliriz. Abartılı hallerde thanatafobi olarak adlandırılan bu korku, bazı durumlarda başka birine zarar vermekten korkma olarak da görülebilir. Ne olursa olsun stres dolu bir günlük yaşam, korku dolu saatler, uyku ve yeme-içme sorunları, asosyallik ve elbette kötü bir yaşam kalitesi/düşük savunma mekanizması olarak gözlenir.

Panik bozukluğu ve panik atak sorunu yaşayan insanlar için sorun (özellikle ülkemizde) daha belirgin ve rahatsız edicidir. Çoğu insan bu korkuyu çok yoğun yaşamakta ve bu yüzden hastahanelere doktorlara başvurmakta, yakınları ile birlikte bu çileyi çekmektedir. Korkunun yoğunluğu kendisini kalp atış hızı, soluk alıp vermedeki düzensizlikle, göğüs kafesindeki sıkışma daralma hissi gibi birçok fiziki belirti ile onaylanmakta ve büyümektedir. Dini öğretilerde huzur bulmaya çalışmak, ilaçlar ile kendini sakinleştirmeye çalışmak, alkol vs ile bu korkuyu unutmaya çalışmak, kaçınma davranışları geliştirme gibi bir çok yol denenmektedir. Özkıyım (intihar) eğilimi ve denemelerine de (bilinçli veye bilinçsiz) rastlanmaktadır.

Ne yapmalı:

* Ölüm eninde sonunda hepimizin karşılaşacağı doğal bir olay. Zengin fakir, genç yaşlı vs farketmeden hepimizin nihayetinde karşılaşacağı bir gerçek. Bundan korkmak doğal ancak unutma; bu yazıyı okuduğun şu anda hala yaşıyorsun.
* Ölüm, nefes alıp vermeyi kestiğimiz ve içinde bulunduğumuz anı yaşayamadığımız bir durumdur. Yani yaşamın tam tersi. Bulunduğun anı yaşamaya çalışıp, sadece seni rahatsız mutsuz kılan şeylere odaklanmaktan vazgeç. Unutma! Gelecekte olabilecek olan şeyler olmamış olan ve geçmişte olmuş olan şeyler ise geçip gitmiş olan şeylerdir.
* Ölüm korkusu ona hazırlıklı olmakla, onu karşına almakla da hafifletilebilir. Vasiyetnameni yaz, cenazenin nasıl kaldırılacağını, ceneze merasiminde ne yapılmasın istediğini yaz. O korkutucu anı yapıcı bir şekilde düşünmek, planlamak o korkuyu azaltıp normalleştirir.
* Yarın öleceğini bilseydin ne yapmak, kime ne söylemek isterdin? Bunları yapabilir misin, söylemek başarmak istediklerini yapmak için çabalayabilir misin? Ne bekliyorsun öyleyse? Sürekli ertelemek içine atmak iyi değildir.
* Para pul, mal ve mülk gibi şeylere bağlanıp kalmaktansa içsel ve yaşam kalitesini yükseltici değerlere önem vermeye çalış.
* Dini duygular öğretiler sana güç veririyor mu? Niçin o konular hakkında bir imamla, papazla, hahamla konuşmayasın? Belki de dine inanmıyorsun. Yine de sana güven ve varoluşunu sorgulamanda yardımcı olacak şeyler, kişiler vardır. Onlarla irtibata geçebilirsin.
* Yalnızlık bu korkuyu ve varoluşsal çelişkiyi dayanılmaz kılar. Sorundan kaçmadan, sevdiklerinle zaman geçirmek, ihtiyacı olanara yardım etmek, yani dostluklar kurmak için çabalamak, sevip sevildiğini görmek veya göstermek, günlük yaşama anlam katan meşgalelerle uğraşmak bu korkuyu azaltır.

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html