Korku ve kaygılarımız

korkular

Korku ve kaygı türleri

Korkular ve kaygılar farklı türlerde olup farklı şiddette algılanırlar. Bu farklılıklar kişiden kişiye değişse de bunları bir kaç grup içinde kümeleyip, ortak payede tanımlamak olanaksız değildir. Kaygı problemleri bir psikoloğun bir iş gününde en sık karşılaştığı problemlerin başında gelir. Tıp literatüründe sorunlu ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen hali anksiyete olarak adlandırılır. Bazı korkular ise problemli ve tekrar eder hale geldiklerinde fobi olarak adlandırılırlar.

 

Korku:

Bu yazının konusu olan problemler arasında en hafif yaşanan problem, normal olan korkudur. Herkes mutlaka bir şeyden korkar. Bazıları çok, bazıları az korksa da yaşanılan korkuların büyük bir kısmı geçici, günlük yaşamı fazla etkilemeyen, tekrarlama olasılığı düşük korkulardır.

Bunlardan bazıları kaygı yaratabilir. Bu kaygı kısa bir dönem veya kişinin bir sonraki aynı kaygıyı yaratan durumda verdiği olumlu deneyime kadar sürer ve sonrasında yok olur.

Normal hallerde ise insan hiç birşey yapmasa da kendiliğinden azalır ve zamanla kaybolur.

 

Fobi:

Korku anlamına gelen fobi, özel veya genel bir duruma veya bir nesneye karşı hissedilir. Zamana yayılmıştır ve günlük yaşamı olumsuz etkiler. Güçlü bir korku ve tiskinti duygusu yaşanılır.

Diğer rahatsızlıklarla birlikte görülebildiği gibi, tamamen bağımsız dışarıdan bakan birisi için küçük ve önemsiz bir duruma veya nesneye karşı da hissedilir. Agorafobi (meydan yeri korkusu) veya araknofobi (örümcek korkusu), tanatofobi (ölümden korkmak) gibi yüzlerce örnek verilebilir.

Çaresi vardır.

 

Yaygın Kaygı Bozukluğu:

Kaygı korkular ve duygusal kırılganlık kişiyi uzan zamandır takip etmektedir ve sıklıkla bunlar hakkında olumsuz düşünceler ve saplantılar olur. En belirgin özelliği kişinin eğlenceli birşey yapıp huzur dolu bir ortamlarda bulunsa dahi bu sıkıntıyı yaşamasıdır.

Elbette çaresi vardır.

 

Panik kaygısı:

Panik atakları aniden ve sebepsiz yere gelirler diye bilinir. Aslında kitaplarımda belirttiğim gibi bunların bir nedeni, nasıl işlediği ve bizleri ne kadar etkilediği gayet açıktır. Kalp çarpıntısı, ölüm korkusu, terleme ve üşümeler, depersonalizasyon ve derealizasyon, bayılmalar, karın ağrıları gibi 13 belirtisi vardır.

Yoğun ve korkutucu bir korku hissedilir. En yaygın psikolojik rahatsızlıklar arasında üst sıralarda yer alır. Zamana yayılmıştır ve diğer bazı psikolojik rahatsızlıklarla birlikte görülür.

Elbette çaresi vardır. Gereksiz yere yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin.

 

Sosyal fobi:

Sosyal durumlarla ilintili, günlük yaşamı aşırı derecede rahatsız eden yogun kaygı ve korkular yaşatan bir rahatsızlıktır. En sık görülen rahatsızlıkların ilk sıralarında yer alır. Sakınmalar ve panik atakları ile birlikte görülür.

Kişiyi büyük bir yalnızlığa ve sosyal yalıtılmışlığa iter. Depresyon stress gibi birçok farklı rahatsızlıklar günlük yaşamı olumsuz kılar.

Elbette tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.

 

Takıntı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif-Kompulsif Bozukluk) OKB:

Bazı takıntıları (obsesif) ve zorlantıları (kompulsif) ve onlar etrafındaki ayinleri / düşünceleri nedeni ile yaşanan yoğun korku ve kaygılardır. Kişi ve yakınlarının güncel yaşamını çok olumsuz etkiler. Depresyon, panik atakları gibi bir sürü diğer rahatsızlıklarla birlikte görülür.

Yukarıdaki rahatsızlıklara göre görülme sıklığı daha düşük olsa da yaşanılan acı ve günlük yaşama olan olumsuz etkisi daha yüksektir.

Elbette doğru tedavi ve alıştırmalarla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB):

Çok yoğun korkuların yaşandığı, intihar olasılığının diğer kaygı problemlerine göre daha yüksek seyrettiği, yaşayan insanlar için korkunç olan bir rahatsızlıktır.

Bir kaza sonrasında, uzun süreli şiddet veya mobbing yaşayan insanlarda vs vs görülebilir. Yoğun korku, o anı veya korkuyu günbegün yaşama gibi belirtiler içerir. Uykusuzluk, aşırı sinir, iştahsızlık halleri gözlenir.

Ne kadar korkunç olursa olsun elbette çaresi olan bir rahatsızlıktır.

 

Gereksiz yere harcanan para ve zaman, aşırı veya bilinçsiz ilaç kullanımına bağlı komplikasyonlar, sosyal ve ekonomik zorluklar gibi birçok sorunun doğru tedavi yöntemleri ile zamanında engellenebileceğini unutmayın. Bilimsel ve sınanmış tedavi türleri dışında öneri yapan dolandırıcılarda uzak durursanız ve önerilen tedavi programını harfiyen izlerseniz kısa sürede bu problemlerinizden kurtulacağınızı veya büyük oranda o korku ve kaygılarınızla başa çıkar hale geleceğinizi biliyorum. Aklın yolu birdir.

Saygılarımla, Hasan Durna uzm psikoterapist.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

 

Reklamlar

ÖLÜM KORKUSU

work on paper by Laurie Lipton

ÖLÜM KORKUSU, PANİK ATAK BELİRTİLERİ 13

Panik atak, yoğun ürkütücü şoke edici ve korkutucudur ancak tehlikeli değildir. Kimilerine göre en korkutucu belirti, ölüm korkusu yaşamaktır. Bu durum ne kadar korkutucu olursa olsun tehlikeli değildir, ölümcül problemler yaratmaz. Panik atak köken olarak kadim yunancadaki Pan sözcüğünden, yani yoğun korku, yıkıcı, terörize edici kökeninden gelir.

Bu belirti de diğer belirtiler gibi bir süre sonra kendiliğinden geçer ve kaybolur. Kitabım “Kim korkar panik ataktan!“ da sana önerdiğim kendi kendine tedavi programı ile bu problemle nasıl 8 adımda başa çıkıp bu problemi kontrol edebileceğini öğrenebilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre on üçüncü ve sonuncu belirti “ölüm korkusu” dur.

Daha önce yazdığım bir yazı bu durumu yeterince açıklamakta. Buyrun.

“PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

Ölüm, korkusu her bilinçli canlının belirli bir yaştan sonra hissettiği bir korkudur. Buna sadece korku olarak bakmak yanlış aslında, her insanda görülen varoluşunu sorgulama da diyebiliriz. Abartılı hallerde “thanatafobi” olarak adlandırılan bu korku, bazı durumlarda başka birine zarar vermekten korkma olarak da görülebilir. Ne olursa olsun stres dolu bir günlük yaşam, korku dolu saatler, uyku ve yeme-içme sorunları, asosyallik ve elbette kötü bir yaşam kalitesi / düşük savunma mekanizması olarak gözlenir.

Panik bozukluğu ve panik atak sorunu yaşayan insanlar için sorun (özellikle ülkemizde) daha belirgin ve rahatsız edicidir. Çoğu insan bu korkuyu çok yoğun yaşamakta ve bu yüzden hastahanelere doktorlar başvurmakta, yakınları ile birlikte bu çileyi çekmektedir. Korkunun yoğunluğu kendisini kalp atış hızı ile, soluk alıp vermedeki düzensizlikle, göğüs kafesindeki sıkışma daralma hissi gibi birçok fiziki belirti ile onaylanmakta ve büyümektedir. Dini öğretilerde huzur bulmaya çalışmak, ilaçlar ile kendini sakinleştirmeye çalışmak, alkol vs ile bu korkuyu unutmaya çalışmak, kaçınma davranışları geliştirme gibi bir çok yol denenmektedir. Özkıyım (intihar) eğilimi ve denemelerine de rastlanmaktadır.

Ne yapmalı:

  • Ölüm eninde sonunda hepimizin karşılaşacağı doğal bir olay. Zengin fakir, genç yaşlı vs farketmeden hepimizin nihayetinde karşılaşacağı bir gerçek. Bundan korkmak doğal, ancak unutma; bu yazıyı okuduğun şu anda hala yaşıyorsun.
  • Ölüm, nefes alıp vermeyi kestiğimiz ve içinde bulunduğumuz anı yaşayamadığımız bir durumdur. Yani yaşamın tam tersi. Bulunduğun anı yaşamaya çalışıp, sadece seni rahatsız mutsuz kılan şeylere odaklanmaktan vazgeç. Unutma! Gelecekte olabilecek olan şeyler olmamış olan ve geçmişte olmuş olan şeyler ise geçip gitmiş olan şeylerdir.
  • Ölüm korkusu ona hazırlıklı olmakla, onu karşına almakla da hafifletilebilir. Vasiyetnameni yaz, cenazenin nasıl kaldırılacağını, ceneze merasiminde ne yapılmasın istediğini yaz. O korkutucu anı yapıcı bir şekilde düşünmek, planlamak o korkuyu azaltıp normalleştirir.
    * Yarın öleceğini bilseydin ne yapmak, kime ne söylemek isterdin? Bunları yapabilir misin, söylemek başarmak istediklerini yapmak için çabalayabilir misin? Ne bekliyorsun öyleyse? Sürekli ertelemek içine atmak iyi değildir.
  •  Para pul, mal ve mülk gibi şeylere bağlanıp kalmaktansa içsel ve yaşam kalitesini yükseltici değerlere önem vermeye çalış.
  •  Dini duygular öğretiler sana güç veririyor mu? Niçin o konular hakkında bir imamla, papazla, hahamla konuşmayasın? Belki de dine inanmıyorsun. Yine de sana güven ve varoluşunu sorgulamanda yardımcı olacak şeyler, kişiler vardır. Onlarla irtibata geçebilirsin.
  • Yalnızlık bu korkuyu ve varoluşsal çelişkiyi dayanılmaz kılar. Sorundan kaçmadan, sevdiklerinle zaman geçirmek, ihtiyacı olanlara yardım etmek, yani dostluklar kurmak için çabalamak, sevip sevildiğini görmek veya göstermek, günlük yaşama anlam katan meşgalelerle uğraşmak bu korkuyu azaltır.”

Bu belirti ve korku öne çıkıp bir kaçınma davranışı haline gelirse olduğundan daha yıkıcı daha korkutucu ve daha kalıcıdır. Belirli bir sağduyuyu bulmaya çalışmak, bunun üzerine yapıcı şekilde konuşmak, gerektiğinde odak değiştirme, soluk alıp verme (kitaptaki dörtlü tekniği) ve yine kitaptaki DNA tekniğini uygulamak önemlidir. Unutma, başaracaksın!

Yeni kitabım “Sosyal Fobi. Kim korkar Sosyal fobiden!” serinin ikinci kitabı olarak sizlerle buluşmak üzere.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

GÖĞÜS AĞRISI – PANİK ATAK BELİRTİLERİ 6

kalp krizi

GÖĞÜS AĞRISI YA DA GÖĞÜSTE SIKIŞMA

Ben yine söyleyeyim de duymayan kalmasın; panik atak belirtileri ile ilgili ilk bilmen gereken şey panik atağı kontrol edebileceğindir. Sadece bunu nasıl yapılacağını öğrenmen ve planlı alıştırmalar ile bunu günlük yaşamının bir parçası haline getirmen gerekir. Bunca yıllık görüşmelerimde tek bir hastam bile panik atak yüzünden ölmedi.

Panik atak belirtileri tehlikeli değildir ve kitabım “Kim korkar panik ataktan!“da sana önerdiğim kendi kendine tedavi proğramı ile bu problem ile 8 adımda başa çıkabilir veya yüksek düzeyde iyileşme oranlarına ulaşabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre altıncı belirti “göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma” durumudur.

Daha önceki belirtiler arasındaki ilk belirti ile yakın benzerlik gösterir. İkisi de kalp ve göğüs bölgesi ile ilintilidir. İkisi de kişiyi korkutarak acil servise başvurmasına neden olur. Kim kalp krizi geçirdiğini düşünüp doktor ziyareti yapmaz ki?

Kalp ve göğüs ağrıları somatik sorunlara, beden duruş alışkanlıkları, kıyafet seçimi, ne ve nasıl yendiği gibi bir çok farklı nedene dayanabilir. Bunlar yazımızın konusu dışındaki nedenlerdir.

 

Niçin?

Kitapta ayrıntıları ile stres ve kaygının ve sonrasında salgılanan vücuttaki kortisol hormon seviyesinin yüksekliğinin göğüs kafesinde nasıl batma hissi uyandıran acılar oluşturduğundan bahsetmiştim. Yüksek ve uzun süreli stres yoğun ve uzun süreli kaygı ile birlikte vücudu en fazla yoran şeylerden biridir. Kandaki kortisol seviyesinin normal düzeye inmesi görece uzun zaman alır ve bu yüzden panik kaygısı yaşayan insanların göğüs kafesinde hissettikleri acı tanımlanabilir bir acıdır.

Başka bir neden ise kaygılı insanların, bir çok farklı nedenler dolayısı ile, kaslarını aşırı germeleri ve bunun sonucu olarak da göğüs kafesi, boyun, omuz, çene ve sırtlarında yaşadıkları ağrılardır. Bu gergin kasların konu ile alakalı bir diğer yönü ise göğüsteki bazı kasların aşırı gerilmesi ile oluşan göğüs sıkışması nefes darlığı hissidir.

Yine daha önce belirttiğim hızlı ve yüzeysel nefes alıp vermenin (hiperventilasyon) yarattığı zararlar da üçüncü bir etmendir.

Beyninin oynadığı oyundan haberdar olmamak başka bir etmendir. Yani? Yanisi şu, olumsuz düşüncelerin, olumsuz beklentilerin, bilişsel yanılgıların seni nasıl etkilediğini bilmen bu işin ilk adımıdır.

 

Ne yapmalı?

Alkol alarak sorunu çözdüğünü sanma. Sorunu daha da büyütürsün

Panik atağın ne olduğunu nasıl işlediğini öğren

Eğer bu durumu daha önce de yaşadı isen acil servise gitmenin bir yararı olmadığını biliyorsun artık

Seni kandıran, oyalayan, esir eden düşüncelerin ne olduğunu öğren

Nefes alıp vermeyi öğren. Bu çok etkili bir yöntemdir.

Doğru alıştırmaları yazıldığı sıra ile Yap

Stres ile baş etmeyi öğren

Kalp krizine dair duyduğun korku ile baş etmeyi öğren

Sakin bir yerde oturup dogru nefes alıp vermeye çalış

 

Bunları uyguladığın zaman bu belirtilerde iyileşme sağlayacağını söyleyebilirim.

Daha ayrıntılı bilgiyi kitabımdan ve yazılarımdan elde edebilirsin.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

 

ÇARPINTI – PANİK ATAK BELİRTİLERİ 1

kalp krizi

ÇARPINTI, KALBİN KÜT KÜT ATMASI YA DA KALP HIZININ ARTMASI.

Her şeyden önce ilk bilmen gereken şey şudur:

Panik atağını kontrol edebilirsin, sadece nasıl yapılacağını öğrenmen ve planlı alıştırmalar ile bunu içselleştirmen gerekmektedir.

Unutma, panik atak belirtileri tehlikeli değildir ve kitabımda sana önerdiğim kendi kendine tedavi proğramı ile bu problem ile başa çıkabilir veya yüksek düzeyde iyileşme oranlarına ulaşabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre ilk belirti (panik atak esnasında ilk hissedilen değil) kalp çarpıntısıdır. Yoğun yaşanır. Diğer bazı belirtiler ile birlikte yaşanıldığında sıklıkla, kalp krizine yorumlanır.

Sebebi büyük oranda, kalbin kan dolaşımını hızlandırmak ve kandaki oksijen oranını arttırmak için daha hızlı atmasıdır.

Kitapta ayrıntılı olarak anlatılan kaç veya saldır mekanizması bazı organların daha fazla kana ihtiyaç duyması ile kan dolaşımının artması ve beynin kanı bazı organlardan alıp o anda hayati öneme sahip organlara yönlendirmesi ile olur. Üşüme ürperme hissetmeler, ateş basması, terleme karın ağrıları ve kalp çarpıntıları kaç veya saldır prensibinin biyolojik kökenleri ile kolaylıkla açıklanır.

Elbette bu durumu gece atakları esnası veya öncesinde yaşamak hissedilen korkuyu ve kaygıyı kat be kat arttırır.

Ne yapmalı?

Panik atağın ne olduğunu nasıl işlediğini öğren

Seni kandıran, oyalayan, esir eden düşüncelerin ne olduğunu öğren

Nefes alıp vermeyi öğren

Doğru alıştırmaları yazıldığı sıra ile yap

Yüzleştirme tekniğini öğren

Stres ile baş etmeyi öğren

Kalp çarpıntısından kaynaklanan korku ile baş etmeyi öğren

Çevrende gördüğün her iki veya üç kişiden biri hayatında en az bir defa panik atak yaşadığı için kendini soyutlamana, ötekileştirmene ve utanmana gerek yok.

Panik atak anında (hiç başka bir şey yapamıyorsan) yere oturup (eger uygun ise) gözlerini kapayarak dogru nefes alıp vermeye çalış

Bunları yaptığın zaman kalp çarpıntılarının hemen hemen yok olacağını söyleyebilirim.

Daha ayrıntılı bilgiyi kitabımdan ve yazılarımdan elde edebilirsin.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

 

 

 

 

 

 

 

 

Alacakaranlık Kuşağı

the-twilight-zone-alacakaranlik-kusagi-14bolum_8476742-251350_640x360

İlaç resimleri paylaşıp bu yarar mı, şu iyi gelir mi diye paylaşmak hiçbir işe yaramaz. Tahlil sonuçlarını facebooktan dağıtmak, ay komşular yetişin, ölüyorum diye diğer insanları yardıma çağırmak inanın yardım etmiyor. Şu duayı okuyun, şu ayeti okuyun diye diğer insanları nerede ise dinsizlik, imansızlık veya imanı zayıflıkla itham etmek sadece ayıp ve daha kötü bir şeydir.

Dertleşmek, birbirine destek çıkmak, birbirine iyi söz söylemek, “ben şunu yapıyorum ve böyle oluyor” gibi sadece kendini örnek verir konuşmalar karşındaki insanda iticilik yaratmaz, tam aksine farkındalık yaratır.

Unutmayın, kaçınma, sakınma veya nasıl adlandırmak istiyorsanız öyle adlandırabileceğiniz davranış biçimi, farklı şekillerde görülse de özünde aynıdır. Bir bölgeden uzaklaşma, bir durumdan kaçınmak, bir duyguyu hissetmemek için sürekli konuşmak / kendini başka şeyler hissetmeye zorlamak ve sosyal iletişim ağlarının bir göstergesi olan “yetişin komşular” kaçınma davranışları gibi görülebilir.

Soruna kademeli ve kontrollü bir şekilde yaklaşmak (yüzleştirme tekniği), kontrolü bırakma alıştırmaları, düşünme şemalarını değiştirme gibi teknikler yararlı ve sonuç vericidir.

80´lerde Alacakaranlık kuşağı adıyla yayınlanan, bende de bağımlılık yapmış kült bir dizi vardı. Gece vakti, yarım saatliğine o siyah beyaz diziyi izlemek için gözlerimi televizyona dikerdim. Hep öyle korkunc değildi tabii. Gülerdim çoğunlukla. Bir bölümünde adamın biri, barda tanıştığı alkolik bir adama bir hap veriyordu. Alkolik abimiz daha önce diğerine alkolü bırakmak için herşeyi yapmaya hazır olduğundan falan bahsetmişti sanırım. Meğerse o hap aslında midede yaşayan bir kurtçukmus. O bölümün sonunda anlatıyordu; “eğer bir damla daha alkol alırsan o midendeki yaratık iki katı büyüyecek sonraki sefere iki kat daha büyüyecek ve nihayetinde karnını yarıp seni öldürecek diye”.

Kaçınma davranışı da böyle birşeydir işte. Sen kaçındıkça iki kat büyür, sonra iki kat daha büyür. Bir de bakmışsın….

Yapmayın. Benden söylemesi…

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

DUYGULARIMIZ MUTLULUK VE SAĞLIĞIN KAYNAĞIDIR

korkular
Her insan mutlaka ve mutlaka bir şeyler hisseder. Örneğin yeni doğmuş bir bebek korku ve kaygıyı hisseder ve bizler de bunu rahatlıkla o bebekte gözleyebiliriz. Bazı insanlar kalıcı duygu yitimi rahatsızlığı, nevro psikiyatrik veya nevrotik duygu bozuklukları gibi sorunlardan muzdarip olabilirler. Bu onlarda duygu yitimine neden olur ancak bu türden problemler bir toplumda çok düşük oranlarda seyrederler. Bazı psikolojik rahatsızlıklar, geçici travmalar vs gibi nedenlerle de geçici duygu yitimi veya duyarsızlaşma rahatsızlıkları çekilebilir. Ancak nihayetinde kalıcı olan gerçek; insanların duyguları olan, bunu kişiler arası iletim ile çoğaltan ve çeşitlendiren bir varlık olduğu gerçeğidir.
Bazı insanlar kendi duygularını algılamaya onları daha olumlu bir şekilde karşılamaya yatkın iken bazı insanlarda bunu yapabilme yetisi daha düşüktür. Duygular arasındaki farkı anlamak, diğer insanların duygularını ”doğru tahmin etmek” veya diğer insanların duygularına karşılık verebilmek, sosyalleşmenin temeli olduğu kadar kişinin kendi ruh sağlığı için de çok önemlidir. Yıllaca kendi başına ıssız bir adada yaşayan Robinson, Cuma gelene kadar tam bir insan değildi bence. Cuma gelince ondaki kısıtlı duygu çeşitliliği, gelişerek dallanıp budaklanmıştı.
Tüm kaygı bozukluklarında ve birçok diğer ruhsal bozuklukta görülen temel sorun; duygu algılaması, duygu kontrolü ve duygu iletişimidir. Birçok psikiyatrik ilaç, duyguların düzenlenebilmesi amacı ile alınır.
Peki bu kadar önemli olan bir konuda kendi başınıza birşeyler yapabilir misiniz? Elbette. Daha önce yayınladığım şu filmi izlemiş miydiniz? https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/20/duygular-hakkinda-guzel-bir-film/

Duyguları kontrol etmek onları anlamaktan o da duygulara açık olmak ve onları kabul edebilmekten geçer. Elbette bunun için fiziksel kondüsyonun yerinde olması şarttır (uykusuz yorgun ve aç bir halde nasıl tepki verildiğini, ne denli duygulara yakın olunabileceği hepimiz için aşikardır).
Öyle ise duyguları anlamak onlara yakın olmak ve başkalarının duygularına karşılık verebilmek  ve duygu kontrolündeki sağlıklı düzeyi yakalayabilmek için düzenli bir hayat, sağlıklı alışkanlıklar ve düzeyli yaşam kalitesi şarttır.
Duyguları kontrol etmek onları anlamak ve analize etmekle alakalıdır. 9 temel duygu vardır: Mutluluk – Korku/Kaygı  – Öfke – Üzüntü (bunlar ilk oluşan duygulardır) – Utanç ve suçluluk – İlgi – Hayret – Tiksinme – Küçümseme.
Bildiğiniz gibi duygu düşünce ve davranışlar birbiri ile yakın ilinti ve bu yüzden bu açılardan analiz edilmeleri önemlidir. Tavşanın korkup kaçması veya kaçıp korması gibi. Duygunun kişide hangi davranışa (tepki – reaksiyon) yol açtığı, hangi düşünce ile pekiştirildiğini bilmek o duyguyu kontrol etmek için önemlidir. Örneğin olarak korku insanda kaçma isteği ve bu reaksiyonu destekler düşünceleri (düşünce yanlışları, davranış ve bilişsel semaları) de tetikler.
Bu konu başlı başına başka bir makalede ele alınmalı 🙂

Kontrolü bırakmak, duyguyu farketme ve onları yargılamadan not etme, duygu kabullenme, tepki kontrolü ve nihayetinde kabullenme alıştırmaları önemlidir.
Kısaca:
* İyi uyku, düzenli yaşam, aşırıdan kaçınılan yeme içme alışkanlıkları edinin.
* Duygu farkındalığı çalışmaları yapın. Kendi duygularınız, başkalarının duygularını tahmin edebiliyor  musunuz?
* Kendinizi ve böylece duygularınızı olduğunuz gibi kabul etmeye hazır mısınız?
* Tepkilerinizi bir kaç salise de olsa geciktirebilir misiniz? Sadece hisler ile tepki vermek yorucu ve zahmetlidir.
* Hangi duygunun hangi tepkiye yol açtığını biliyor musunuz?
* Takıntılar ve zorlantılar üzerine düştükçe yoğunlaşır ve güçlenirler. Onlarla nasıl başa çıkılacağını biliyor musunuz?

Çok uzadı makale. Bunları ve daha fazlasını elbette kitapta ve diğer makalelerimde ele aldım alacağım.

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla..

Hasan Durna

DEPERSONALİZASYON VE DEREALİZASYON

derealizayson-depersonalizasyon

Depersonalizasyon türkçeye, kendine yabancılaşma, kendinden kopma olarak çevrilirken derealizasyon ise gerçekdışılık, gerçekdışı olma duyumu olarak çevrilmiştir.

Depersonalizasyon durumunda kişi öylesine kendi dışındadır ki açlık, sıcak veya soğukluk veya vücudun gönderdiği diğer sinyalleri algılayamayabilir. Zaman mekan kaybolup, hatıralar silinebilir. Herhangi bir duyguyu hissetmek olanaksız hale gelir ve kişi diğer insanlara, çevresinde olup bitenlere ve kendi ile ilgili durumlara ilgisiz kalır. Bazı insanlar bu durumu camdan bir fanusun içine sıkışıp kalma olarak tarif ederek çevre ile olan bağdaki kopukluğu betimlerler. Kendilerini duygusuz hissiz bir robot, bir zombi olarak tanımlayanlar da olmuştur.

Derealizasyon ise çevredeki insanların anlamsızlaşması, en sevilen kişilerin bile hiçbir şey ifade etmemesi veya onların yabancı imişçesine algılanmasıdır. Çevrede olup bitenler tuhaf, yanlış, sanki ağır bir sis perdesinin ardında imişçesine algılanır. Birçok kişinin bu durumu tarif etmek için, yaşamın ”sanki boğucu bir rüyada imişçesine yaşandığını” söylediklerini duydum. İnsanlar yanı başında olmasına rağmen onların sesleri duyulmaz, yüzleri ise pusludur.

Derealizasyon, depersonalizasyon durumunun başka bir ifadesi olarak algılanır.

Panik atak kriterleri arasında bu durum da yer teşkil eder. İnsanların en az yarısı bu durumu hayatı boyunca en az bir sefer yaşamıştır. Kendi başına bir psikiyatrik belirti olarak da tanımlanır ve kaygı bozuklukları ve depresyondan sonra en sık görülen üçüncü büyük psikiyatrik belirtidir.

Derealizasyon ve depersonalizayonu tetikleyen faktörler: yaşanan travmatik bir olay, uzun ve yoğun dönemli stres, kişilik yapısı, bazı uyuşturucu maddelerinin kullanımı, çok aşırı ve uzun süreli alkol kullanımı ve bazı hallerde yaşanan çarpmaya bağlı beyin travmaları sayılabilir. Yoğun kaygı ve depresyonun da bu durumu tetikler olduğunu biliyoruz. Görülme sıklığı kadın ve erkeklerde eşittir. Panik kaygısı bozukluğu, saplantı takıntı bozukluğu, panik atak, travma sonrası stres bozukluğu ve depresyona psikiyatrik belirti olarak eşlik edebilir veya bu bozukluklarda görülen bir durum olabilir.

Ne yapmalı öyleyse?

  • Bu durum bir savunma mekanizmasıdır ve çoğu hallerde kısa ve geçicidir.
  • Sizde bir hata kusur olduğunu kabullenmeyin. Delirmek veya kontrolünüzü kaybetmek üzere değilsiniz.
  • Uykunuza ve yemek öğünlerinize dikkat edin. Çok önemli.
  • Sizi strese sokan, alışkanlıklarınızdan caydıran şeylerden kaçının.
  • Günlük fiziksel egzersizler edinin.
  • Özellikle alkol ve sigaradan uzak durun.
  • Aşırı kahve ve çay tüketmeyin.
  • Gününüzü planlayın ve özellikle size neşe veren, güç veren kişilerle, şeylerle meşgul olmaya çalışın.
  • Kaygı ile başa çıkmayı öğrenin.
  • Kim ve ne olduğunuzu bilerek, kendinizi kabullenmeye çalışın.
  • Depersonalizasyon ve derealizasyon anında, odaklanma ve odak değiştirme alıştırması yaparak içine düştüğünüz olumsuz sarmalı kırmaya çalışın.
  • Güvence aramaktan ve kaçıma davranışları göstermekten vazgeçin.
  • Kendinize güvenmeyi unutmayın.

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Ve diğer tüm kitapçılarda..

Saygılarımla…

Hasan Durna