Alacakaranlık Kuşağı

the-twilight-zone-alacakaranlik-kusagi-14bolum_8476742-251350_640x360

İlaç resimleri paylaşıp bu yarar mı, şu iyi gelir mi diye paylaşmak hiçbir işe yaramaz. Tahlil sonuçlarını facebooktan dağıtmak, ay komşular yetişin, ölüyorum diye diğer insanları yardıma çağırmak inanın yardım etmiyor. Şu duayı okuyun, şu ayeti okuyun diye diğer insanları nerede ise dinsizlik, imansızlık veya imanı zayıflıkla itham etmek sadece ayıp ve daha kötü bir şeydir.

Dertleşmek, birbirine destek çıkmak, birbirine iyi söz söylemek, “ben şunu yapıyorum ve böyle oluyor” gibi sadece kendini örnek verir konuşmalar karşındaki insanda iticilik yaratmaz, tam aksine farkındalık yaratır.

Unutmayın, kaçınma, sakınma veya nasıl adlandırmak istiyorsanız öyle adlandırabileceğiniz davranış biçimi, farklı şekillerde görülse de özünde aynıdır. Bir bölgeden uzaklaşma, bir durumdan kaçınmak, bir duyguyu hissetmemek için sürekli konuşmak / kendini başka şeyler hissetmeye zorlamak ve sosyal iletişim ağlarının bir göstergesi olan “yetişin komşular” kaçınma davranışları gibi görülebilir.

Soruna kademeli ve kontrollü bir şekilde yaklaşmak (yüzleştirme tekniği), kontrolü bırakma alıştırmaları, düşünme şemalarını değiştirme gibi teknikler yararlı ve sonuç vericidir.

80´lerde Alacakaranlık kuşağı adıyla yayınlanan, bende de bağımlılık yapmış kült bir dizi vardı. Gece vakti, yarım saatliğine o siyah beyaz diziyi izlemek için gözlerimi televizyona dikerdim. Hep öyle korkunc değildi tabii. Gülerdim çoğunlukla. Bir bölümünde adamın biri, barda tanıştığı alkolik bir adama bir hap veriyordu. Alkolik abimiz daha önce diğerine alkolü bırakmak için herşeyi yapmaya hazır olduğundan falan bahsetmişti sanırım. Meğerse o hap aslında midede yaşayan bir kurtçukmus. O bölümün sonunda anlatıyordu; “eğer bir damla daha alkol alırsan o midendeki yaratık iki katı büyüyecek sonraki sefere iki kat daha büyüyecek ve nihayetinde karnını yarıp seni öldürecek diye”.

Kaçınma davranışı da böyle birşeydir işte. Sen kaçındıkça iki kat büyür, sonra iki kat daha büyür. Bir de bakmışsın….

Yapmayın. Benden söylemesi…

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

Reklamlar

DUYGULARIMIZ MUTLULUK VE SAĞLIĞIN KAYNAĞIDIR

korkular
Her insan mutlaka ve mutlaka bir şeyler hisseder. Örneğin yeni doğmuş bir bebek korku ve kaygıyı hisseder ve bizler de bunu rahatlıkla o bebekte gözleyebiliriz. Bazı insanlar kalıcı duygu yitimi rahatsızlığı, nevro psikiyatrik veya nevrotik duygu bozuklukları gibi sorunlardan muzdarip olabilirler. Bu onlarda duygu yitimine neden olur ancak bu türden problemler bir toplumda çok düşük oranlarda seyrederler. Bazı psikolojik rahatsızlıklar, geçici travmalar vs gibi nedenlerle de geçici duygu yitimi veya duyarsızlaşma rahatsızlıkları çekilebilir. Ancak nihayetinde kalıcı olan gerçek; insanların duyguları olan, bunu kişiler arası iletim ile çoğaltan ve çeşitlendiren bir varlık olduğu gerçeğidir.
Bazı insanlar kendi duygularını algılamaya onları daha olumlu bir şekilde karşılamaya yatkın iken bazı insanlarda bunu yapabilme yetisi daha düşüktür. Duygular arasındaki farkı anlamak, diğer insanların duygularını ”doğru tahmin etmek” veya diğer insanların duygularına karşılık verebilmek, sosyalleşmenin temeli olduğu kadar kişinin kendi ruh sağlığı için de çok önemlidir. Yıllaca kendi başına ıssız bir adada yaşayan Robinson, Cuma gelene kadar tam bir insan değildi bence. Cuma gelince ondaki kısıtlı duygu çeşitliliği, gelişerek dallanıp budaklanmıştı.
Tüm kaygı bozukluklarında ve birçok diğer ruhsal bozuklukta görülen temel sorun; duygu algılaması, duygu kontrolü ve duygu iletişimidir. Birçok psikiyatrik ilaç, duyguların düzenlenebilmesi amacı ile alınır.
Peki bu kadar önemli olan bir konuda kendi başınıza birşeyler yapabilir misiniz? Elbette. Daha önce yayınladığım şu filmi izlemiş miydiniz? https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/20/duygular-hakkinda-guzel-bir-film/

Duyguları kontrol etmek onları anlamaktan o da duygulara açık olmak ve onları kabul edebilmekten geçer. Elbette bunun için fiziksel kondüsyonun yerinde olması şarttır (uykusuz yorgun ve aç bir halde nasıl tepki verildiğini, ne denli duygulara yakın olunabileceği hepimiz için aşikardır).
Öyle ise duyguları anlamak onlara yakın olmak ve başkalarının duygularına karşılık verebilmek  ve duygu kontrolündeki sağlıklı düzeyi yakalayabilmek için düzenli bir hayat, sağlıklı alışkanlıklar ve düzeyli yaşam kalitesi şarttır.
Duyguları kontrol etmek onları anlamak ve analize etmekle alakalıdır. 9 temel duygu vardır: Mutluluk – Korku/Kaygı  – Öfke – Üzüntü (bunlar ilk oluşan duygulardır) – Utanç ve suçluluk – İlgi – Hayret – Tiksinme – Küçümseme.
Bildiğiniz gibi duygu düşünce ve davranışlar birbiri ile yakın ilinti ve bu yüzden bu açılardan analiz edilmeleri önemlidir. Tavşanın korkup kaçması veya kaçıp korması gibi. Duygunun kişide hangi davranışa (tepki – reaksiyon) yol açtığı, hangi düşünce ile pekiştirildiğini bilmek o duyguyu kontrol etmek için önemlidir. Örneğin olarak korku insanda kaçma isteği ve bu reaksiyonu destekler düşünceleri (düşünce yanlışları, davranış ve bilişsel semaları) de tetikler.
Bu konu başlı başına başka bir makalede ele alınmalı 🙂

Kontrolü bırakmak, duyguyu farketme ve onları yargılamadan not etme, duygu kabullenme, tepki kontrolü ve nihayetinde kabullenme alıştırmaları önemlidir.
Kısaca:
* İyi uyku, düzenli yaşam, aşırıdan kaçınılan yeme içme alışkanlıkları edinin.
* Duygu farkındalığı çalışmaları yapın. Kendi duygularınız, başkalarının duygularını tahmin edebiliyor  musunuz?
* Kendinizi ve böylece duygularınızı olduğunuz gibi kabul etmeye hazır mısınız?
* Tepkilerinizi bir kaç salise de olsa geciktirebilir misiniz? Sadece hisler ile tepki vermek yorucu ve zahmetlidir.
* Hangi duygunun hangi tepkiye yol açtığını biliyor musunuz?
* Takıntılar ve zorlantılar üzerine düştükçe yoğunlaşır ve güçlenirler. Onlarla nasıl başa çıkılacağını biliyor musunuz?

Çok uzadı makale. Bunları ve daha fazlasını elbette kitapta ve diğer makalelerimde ele aldım alacağım.

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla..

Hasan Durna

PANİK ATAK HAKKINDA GENEL KABUL GÖRMÜŞ 10 YANLIŞ

yanlis

 

Panik atak günlük dilde sıklıkla kullanılan, herkesin az veya çok bilgisi olduğu  bir konudur. Elbette, her insanın yaşamı boyunca en az bir defa başından geçen bir olgu hakkında bildiği bir şeyler olması doğaldır, değil mi?

Tabii böyle bir durum birçok yanlışı, kanıksanmış abartıları veya alakası olmayan bilgiyi de günlük hayata sokar. Bu günkü yazımda bu kanıların belli başlı olanlarına değinmek istiyorum.

1- Panik Atak bir psikolojik/psikiyatrik hastalıktır.
Hayır. Öncelikle panik atağın daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi panik kaygısı bozukluğundan farklı olduğunu belirteyim. Panik atak ruhsal bir bozukluk değildir ve ruhsal bozukluklar tanı kitabında bir hastalık olarak tanımlanmaz. Şu makaleme bakın. https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/03/panik-atagi-belirleyicisi/

2 – Panik Atak kalbin durmasına neden olur.
Kalp krizi ve panik atak sırasında yaşanılan kalp ile ilintili belirtiler arasında büyük farklar vardır. Muhtemelen panik ataklarından muzdarip olan ve bu yazıyı okuyan sen, hayatın boyunca kalp krizi geçirmedin ve aslında bir kalp krizinin ne olduğunu tam olarak bilmiyorsun. Kalp krizinin en önemli belirtisi, göğüs kafensindeki sıkışmanın, baskı ve yanmanın özellikle sol kola doğru ağrı vermesi ve bu ağrının sağ kola veya sırt ve çeneye de tesir etmesidir. Yoğun terleme ve kusmalar eşlik eder. Genellikle, yoğun bir fiziksel aktivite sırasında veya sonrasında olur. Panik atağa bağlı (kaygıya bağlı demek daha doğrudur) kalp belirtileri ise kişinin sakin olduğu, dinlendiği veya uyuduğu sırada ortaya çıkar. EKG çekimlerinde görülmez, diğer tetkikler hiç bir şey göstermez.

3- Panik Atak fiziksel bir hastalıktır.
Bu da doğru bir genelleme değildir. Bazı hormonal ve kardiotiv sorunlara bağlı, madde bağımlılıkları vs gibi nedenlerle de panik atak belirtileri görülebilir. Bu yüzden tüm yazılarımda doktor görüşmesi ile bu sorunların olup olmadığının açığa kavuşturulmasını şart koşuyorum. Ancak yine de panik atak nöbeti tanımlaması fiziksel bağlı değildir. Bazı belirtiler uyabilir veya benzer olabilir ancak bu panik atak tanımlamasına yetmez. Yukarıdaki “panik atak belirleyicisi makalesini” yeniden okuyun.

4- Panik Atak bitkiler ve otlarla iyileştirilebir.
Öyle bir şey olsa idi tahminimce en karlı çözümlerden birisi olurdu. Viyagrayı biliyorsunuz. Bildik bir probleme çözüm getirdi ve halen dünyanın en çok kar yapan ilaçları arasında. Bazı bitkiler, otlar vitaminler seni rahatlatabilir, stresini azaltabilir ancak panik atağı önlemez. Şu makaleme https://panikataksite.wordpress.com/2016/11/22/panik-atak-ve-merak-edilenler-2/  veya kitabıma bakın.

5- Panik Atak nöbeti ben bayılana kadar sürer.
Bir panik atak nöbeti insanın başına gelebilecek en korkutucu şeylerden birisidir. İşte bu korku aslında seni kandıran, bu durumu devam ettiren şeydir. Bayılıp düşeceğine inanmak vücudun gösterdiği tepkinin tam tersidir. Vücut tüm hücreleri ile tehlikeye karşı “kaçmak veya savaşmak” için hazırdır. Bayılacağını sanmak, bayılmaktan faklı bir durumdur.

6- Panik Ataktan dolayı hamile kalamam/çocuk büyütemem.
Kalırsınız ve çocuğunuzu da rahatlıkla büyütebilirsiniz. Panik atak yaşayan birisinin çocuğu otomatikman panik ataklı bir birey olmaz. Hamilelik öncesi esnası ve sonrasında ilaçlar kullanabilirsiniz. Konu ile ilgili makalelerimi veya kitabımı okuyun.

7- Panik Atak beni delirtecek.
Bu yoğun korkuyu yaşayan birisinin, “depersonalizasyon ve derealizasyon” yazımda belirttiğim belirtileri yaşayan birisinin, şoke olması ve delireceğini düşünmesi doğal olanıdır. Hele ki “deliliğin”, farklılığın ayıpsandığı bir toplumda bu daha da yıkıcıdır. Yine yeniden; düşünceler duygular ve öğrenilmiş davranışlar, bazı durumlar ve hallerde, kişiyi kandırıp makalede belirtilen belirtilere neden olurlar. Gerçek ve gerçekçi değildir. Meslek hayatım boyunca karşılaştığım tek bir insan bile panik atak yüzünde delirmedi.
8- Panik Atak kontrolümü kaybetmeme yol açar.
Tam tersi olur. Yukarıda bahsettiğim “kaç veya saldır” mekanizması, kişinin kontrolü tam olarak ele almasından dolayıdır. Her belirti; kalp çarpıntısı, nefes alıp veriş, duygu vs, not edilir neye neden olup olmayacağı hesap edilir ve karşı önlemler almak için çaba sarfedilir. Ağır siklet boksörü ile 10 raundluk maç yapmak daha az yorucudur tahminen.

9- Panik Atak ilaç ile tamamen tedavi edilir .
İlaçlar genellikle kaygı giderici, neşe verici, kas gevşetici olup, yoğun yaşanan bazı fiziki belirtileri dindirmeye, hafifletmeye ve kontrol etmeye çalışır. Kısa sürede cevap alınır. Ancak panik atak ile mücadelede, benim açımdan, birincil tedavi şekli değildir.

10- Panik Atak çocuklukta yaşananlardan dolayı oluşur.
Bu da tam olarak doğru değil. Çocuklukta yaşananların ve ailenin belirli katkısı inkar edilemez ancak sorunun kaynağı tam olarak bu değildir. Biyolojik ve bireysel nedenler de vardır. Aile, yakınlar ve çevrenin katkısı panik atak ile mücadelede çok daha önemli bir rol oynar.

Hımm 10 madde yetmedi. Daha bir sürü var ama hadi bir tane daha yazayım.

11- Panik Atağın çaresi yoktur.
Kesinlikle yanlış. Tam tersi birçok vakada, panik atak ile kendi başınıza, ilaç yardımına ihtiyacınız olmadan da başa çıkabilirsiniz. Kitabımın ana amacı, makalelerimin birincil mesajı bu oldu hep. Doğru yöntem, yeterli bilgi, kararlı uygulanan program, alınan gerçek destek ve güven sizi başarıya götürür.

Daha fazlası için…

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

CANIM OKUR

writing-1209121_960_720

Web sayfasına gösterdiğiniz ilgi artarak devam ediyor. 30 üzeri ülkeden 3000 civarı ziyaretçi makalelerimi okuyor. Bu durumun illaki benim kalemimle alakası olması gerekmiyor elbette 🙂 Bahsedilen konunun (panik atak ve onunla kendi başına başa çıkabilme yetisi,) önemi ve bu alandaki doğru, bilimsel ve gerçekten işe yarayan bilgiye olan ihtiyaç göz ardı edilmemeli kanımca.

Umarım okuduğunuz makalelerde, merak ettiğiniz veya katılıp katılmadığınız konular hakkında yorumlarda bulunarak konunun tüm yönleri ile aydınlatılmasını, daha da çeşitlenip geliştirilmesini sağlarsınız.

Tüm amacım, kolay anlaşılır bir dille konuları aydınlatmak ve bunların kişiye yarar sağlayan bilgiler olmasına özen göstermekti.

Aralık ayından bu güne kadar yazılan makalelerden bazıları şunlar oldu:

 

Panik atak ve merak edilenler serisinin devamı (Ölüm korkusu, Evlilik, Uykudaki panik ataklar):

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/03/panik-atak-ve-merak-edilenler-5/

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/07/panik-atak-ve-merak-edilenler-6/

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/10/panik-atak-ve-merak-edilenler-7/

Panik atak ve Travma:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/13/panik-atak-teror-ve-toplumsal-travma/

Panik atak ve testler:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/19/panik-atak-ve-tester/

Panik atak ve önemli günler:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/23/panik-atak-ve-onemli-gunler/

Psikolojik rahatsızlıklar ve etik:

https://panikataksite.wordpress.com/2016/12/26/psikolojik-psikiyatrik-rahatsizliklar-ve-etik/

Panik atak nöbeti ve beyin:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/01/12/panik-atak-sirasinda-beyninde-neler-oluyor/

ve panik atak ile depresyon arasındaki ilişki:

https://panikataksite.wordpress.com/2017/01/20/panik-atak-mi-depresyondan-cikar-yoksa-depresyon-mu-panik-ataktan/
Bu güne kadar gösterdiğiniz destek için teşekkür ederim. Umarım, yakında piyasaya çıkacak olan, kaygı bozuklukları serimin ikinci kitabı ile sosyal fobi ve sosyal kaygı bozukluğu hakkında da istediğiniz yardımı alırsınız.

Makaleler kakkındaki görüşlerinizi bildirmeyi unutmayın, onlar, benim ve sizlerin gelişimi için çok değerliler.

Saygılarımla…

Uzman psikolterapist Hasan Durna

PANİK ATAK VE ÖNEMLİ GÜNLER

bazaar-782316_960_720

PANİK ATAK VE ÖNEMLİ GÜNLER

Hıristiyan kardeşlerimiz için Noel Yortusu ve tüm insanlık için yeni yılın başlangıcı olan yılbaşı yaklaşıyor. Kültürümüzde önemli olan dini bayramlar gibi bu günler de, ailelerin toplanıp, birlikte zaman geçirdiği günlerdir. Her tarafta bunların önemini anlatan reklamlar, televizyonda programlar ve sokakta alışveriş telaşesindeki insanlar bu günlerde yaşanan stresi artırır. Bazı insanları, sebepsiz yere “mutlu olmalıyım, herkes gülüp eğlenirken ben korku içinde yaşayamam” gibi zorlama düşüncelerle veya duygularla cebelleştirir.

Yalnız olan insanlar dışarıdaki gülüp eğlenen ve mutlu ailelere (daha doğrusu öyle sanılan ailelere) bakıp kendisinde olmayana dair yoğun bir özlem duyar.

Tüm bunlar kış depresyonu gibi bir olgu ile daha da yoğun üzüntü ve kaygıya yol açar. Bu dönemlerde kendine zarar verme davranışlarında, intihar eğilimleri veya denemelerinde, alkol kullanımı veya diğer kaçınma davranışı olarak yorumlanacak davranışlara yönelik eğilimlerde artış gözlenmektedir.

Elbette bu saydıklarımız her insanda değil, daha kırılgan yapıya sahip insanlarda, yakınlarda kişisel bir kriz yaşamış veya yaşamakta olan insanlarda daha sık görülebilir. Düşünsenize, bir yakınınızın acısını çekmektesiniz, dışarıda olup bitene karsı çok duyarlı bir insan olup aşırı üzülüyorsunuz vs… Elbette gülüp eğlenemezsiniz.

Daha da kötüsü eğer panik bozukluğu ve panik atak yaşayan bir insansanız, bu telaşeden bu baskıdan ve diğer insanların size dair beklentilerinden korkar sakınır hale gelebilirsiniz. Neşeli olması planlanan bir yemek, bir ev ziyareti, aile eğlencesi, lokanta gezmesi, korku ve ataklarla dolu bir kabusa dönüşebilir.

Ne yapmalı?

* Kendiniz olmayı unutmayın. Korku ve kaygılarınızı bastırmaya çalışmak, onları bilinçsizce kontrol etmeye çalışmak sizi güçsüz kılar.

* Günlük egzersizlerinize devam edin.

* Mutluluk bir duygudur. Kendiliğinden gelir. Kendinizi mutlu olmaya zorlamaktansa, mutlu olduğunuz ortamlarda bulunmaya, yapmaktan mutlu olduğunuzu bildiğiniz şeyleri yapmaya zorlayın.

* Mutlu oldunuzu hissettiğiniz anda o anı yaşayın. Hiç bir şey olmamışcasına geçip gitmesine müsade etmeyin.

* Azıcık deli, azıcık korkak, azıcık çılgın olmaktan gurur duyun.

* Yoğun ve yüksek stres zararlıdır. Kararınca sakin ve dinginlik, bazan çoğu problemi çözer.

* Aşırı miktarda alkol, çay, kahve, aşırı yağlı ve şekerli yemeklerden uzak durun.

* İlaçlarınız varsa onları ihmal etmeyin. Özellikle alkol ile birlikte almaktan itina ile kaçının.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.pegem.net/YayinKatalogu/203860-Kim-Korkar-Panik-Ataktan-kitabi.aspx

Ve diğer kitapçılarda.

Saygılarımla…

Uzm. Psikoterapist Hasan Durna

Panik Bozukluğu

lotus-leaf-1274237_960_720

Panik Bozukluğu

A. Yineleyen beklenmedik panik atakları. Bir panik atağı, dakikalar içinde doruğa ulaşan ve o sırada aşağıdaki belirtilerden dördünün (ya da daha çoğunun) ortaya çıktığı, birden yoğun bir korku ya da yoğun bir içsel sıkıntının bastırdığı bir durumdur:

Not: Böyle bir durum, kişinin dingin ya da kaygılı olduğu bir durumda birden bastırabilir.

  1. Çarpıntı, kalbin küt küt atması ya da kalp hızının artması.
  2. Terleme.
  3. Titreme ya da sarsılma.
  4. Soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma duyumu.
  5. Soluğun tıkandığı duyumu.
  6. Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma.
  7. Bulantı ya da karın ağrısı.
  8. Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma duyumu.
  9. Titreme, üşüme, ürperme ya da ateş basması duyumu.
  10. Uyuşmalar (duyumsuzluk ya da karıncalanma duyumları).
  11. Gerçekdışılık (“derealizasyon”, gerçekdışı olma duyumu) ya da kendine yabancılaşma (“depersonalizasyon”, kendinden kopma duyumu).
  12. Denetimini yitirme ya da “çıldırma” korkusu.
  13. Ölüm korkusu. 

Not: Kültüre özgü belirtiler (örn. kulak çınlaması, boyun ağrısı, baş ağrısı, denetim dışı çığlık atma ya da ağlama) görülebilir. Bu belirtiler, gereken dört belirtiden biri olarak sayılmamalıdır.

 B. Ataklardan en az birinden sonra, aşağıdakilerden biri ya da her ikisi de bir ay (ya da daha uzun bir) süreyle olur:

  1. Başka panik ataklarının olacağı ya da bunların olası sonuçlarıyla (örn. denetimimi yitirme, kalp krizi geçirme, “çıldırma”) ilgili olarak sürekli bir kaygı duyma ya da tasalanma.
  2. Ataklarla ilgili olarak, uyum bozukluğuyla giden davranış değişiklikleri (örn. spor yapmaktan ya da tanıdık, bildik olmayan durumlardan ka- çınma gibi panik atağı geçirmekten kaçınmak için tasarlanmış davranışlar) gösterme.

 C. Bu bozukluk, bir maddenin (örneğin, kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun (örn. hipertiroidi, kalp-akciğer hastalıkları) fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.

 D. Bu bozukluk, başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. panik atakları, toplumsal kaygı bozukluğunda olduğu gibi, yalnızca korkulan toplumsal durumlara tepki olarak; özgül fobide olduğu gibi, sınırlı birtakım fobi kaynağı nesneler ya da durumlara tepki olarak; takıntı-zorlantı bozukluğunda olduğu gibi takıntılara tepki olarak; örselenme sonrası gerginlik bozukluğunda olduğu gibi örseleyici olayların anımsatıcılarına tepki olarak ya da ayrılma kaygısı bozukluğunda olduğu gibi bağlandığı kişilerden ayrılmaya tepki olarak ortaya çıkmamaktadır).

Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan, çev. Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2013.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.tdk.com.tr/Kim-Korkar-Panik-Ataktan-_44667.html?search=kim korkar panik