Bağırsaklarımız gerçekten de ikinci beyin mi?

Bağırsak

Sürekli konuşulan, popüler olduğu kadar hakkında birçok yanlış bilgilerin de olduğu bir konudan bahsedeyim bugün. Bağırsaklarımız ve midemizde yaşayan bakteriler ve onların ruh sağlığımıza etkisi.

Bağırsakların ilginç bir özelliği vücuttaki diğer tüm organlardan farklı olarak kendi başına karar verebilen bir organ olmasıdır.

Enterik sinir sistemi (ESS) bağırsaklar, mide, pankreas vb gibi organların etrafındaki otonom sinir sistemi olup, merkezi sinir sisteminden (MSS) bağımsız olarak çalışır ve kendi kararlarını verir. ESS sempatik ve parasempatik sinir sistemlerini ciddi biçimde etkiler.

En önemli fonksiyonlarından birisi de bağışıklık sistemi üzerindeki hayati rolüdür. İçerisinde 500 milyon nöronu barındıran sistem olan ESS (neredeyse omuriliğimizdeki nöronlar kadar) bilgi toplama, kas kontrolü, ani karar verme gibi birçok fonksiyonu gerçekleştirir.

Bağırsaklarımızda bizlerle birlikte yaşayan milyarlarca bakteri, iyi ve kötü bakteriler olarak gruplandırılırlar. Dışkımızın yarısı bu bakterilerden oluşturur. Tahminen 500 farklı tür yaşamaktadır sindirim sistemimizde ve toplamda 1-2 kilo civarındadır. Yüzde 99´u 30-40 farklı türde bakterilerden oluşur.

Bu bakteriler farklı gıdalarla beslenirler. İçimizdeki bakteri florasını korumak, beslenme kaynaklarımızın farklı türlerden oluşması ile mümkündür.  1800´lü yılların başlarında Amerikalı bir doktorun araştırmaları,William Beumont, karın ve bağırsak sağlığı ile ruh sağlığı arasındaki bağı irdelemektedir. Son yıllarda bu konu sadece diyetisyenlerin ve gastroentrologların değil psikiyatristlerin de ilgi odağı olmaktadır.

Kabaca mutluluk hormonu da diyebileceğimiz serotoninin neredeyse tamamı karın ve bağırsak sisteminde bulunur. Serotonin, sinir hücreleri (nöronlar) arasında elektrik sinyalleri taşımakla görevli bir nörotransmitterdir. Bağırsak hareketlerini, açlık tokluk hissini, büyüme hızını denetler. Depresyon, saldırganlık veya atıllık, cinsel güdü, uyku düzeni ve stres ile yakın ilişkisi olduğu belirlenmiştir.

Bağırsaklarımızdaki bazı bakterilerin salgıladığı nörotransmitter (serotonin, dopamin, adrenalin gibi) nöronlar vasıtasıyla beyne ulaştırılıp duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı da etkilemektedir.

Bağırsak florasındaki düzensizlik, kişinin bağışıklık sisteminde hasara ve böylelikle hastalıklara daha yatkın olmaya götürür. İrritabl bağırsak sendromu, psikoloji ve mide/bağırsak arasındaki ilişkiye dair güzel bir örnektir.

Bağırsaktan kana geçen bazı maddeler, damarlardan beyne ulaşmakta ve stres yaratmakta. Stres ise bağırsağı olumsuz etkileyip o floradaki iyi bakteri sayısını azaltmakta ve nihayetinde beyinde acı, kaygı, korku, gibi duygular yaratmaktadır.

Bilim dünyasında bağırsak florasındaki bazı bakterileri artırıp bazı bakterileri azaltarak depresyon ve DEHB tedavisinde yeni metodlar bulunmaya çalışılan araştırmalar vardır.

Ancak ESS ve bağırsak/mide bakterilerilerinin rolünü gereksiz yere abartıp, psikolojik sorunların sadece doğru yemek yeme alışkanlıkları ile giderileceğine inanmak doğru değildir. İlerideki araştırmaların neyi göstereceği elbette yeni tedavi türlerini de olası kılmakta.

O gün gelene kadar, doğru yeme içmenin ve mide/bağırsak sağlığının üst düzeyde tutulmasının, asıl tedaviyi olumlu etkileyen ve iyileşme sürecini hızlandıran bir koşul olduğu bilinmelidir.

Batı dünyasındaki yaygınlaşan tedavi türlerinden birisi, sağlıklı bir insandan alınan bakteri florasının (yani bağırsaklardan alınan dışkının) hastaya nakli ile olmakta. Bu tedavi yapılmasa da günlük yaşamda kendi başına yapılacak başka şeyler de var.

Sağlıklı bir mide ve bağırsak sistemi için ne yapmalı?

  • Lifli besinler yemeye çalışın. Yetişkin bir insanın günlük ihtiyacı 30-40 gr. civarındadır. Meyve sebze tahıllardan edinilebir.
  • Turşu, kefir, şalgam, boza gibi mayalı yiyecekler midemizdeki yararlı bakterilerin de gıdasıdır.
  • Tabağınız rengarenk olsun. Yani tekdüze yemek yemekten (sadece hamur işi, sadece et, sadece sebze vs) kaçının. Tüm besinlerden azar azar da olsa yemeye çalışın.
  • Düzenli spor yapın. Günlük spor alışkanlıklarının ne kadar önemli olduğu hakkındaki  fikirlerimi başka bir yazının konusu olarak yarınlara saklayayım.
  • Uykunuza dikkat edin. Elbette bu konuda uyku ve ESS arasında yumurta ve tavuk ilişkisi olsa da yardımcı tedbirlerle, iyi işleyen bir uyku düzenine kavuşmaya çalışın.
  • Zararlı şeker, gereksiz antibiyotik kullanımı, hormonlu ve katkı maddeli yiyeceklerden uzak durun.
  • Fazla alkol, kahve, çay, aşırı baharattan uzak durun.
  • Stres vücutta kortizolu arttırıp yararlı bakterileri öldürür. Stresle başa çıkma alıştırmalarını uygulayın.

 

Yukarıda da belirttiğim gibi bu mekanizmanın işleyişini ne abartarak ne de hor görerek sağlıklı sonuca ulaşılabilir.

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

 

 

 

Panik atak tedavisinde sanal gerçeklik kullanımı.

Virtual Reality headset made by Oculus Rift

 

Elbette sanal gerçeklik ve BDT panik atak tedavisinde olumlu sonuç veren bir metoddur. Metod on yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır. Medod birçok bilimsel makalede incelenmiş ve iyileştirme düzeyi hakkında bilimsel çıkarımlar yapılmıştır. Bu konuda yapılmış araştırmaların ortak sonucu ağır vakalarda dahi sanal gerçeklik temelli bilişsel davranışçı metodların yüksek iyileştirme oranı sağladığıdır.

Kullanılan teknik görsel, işitsel, taktil gerçeklikler yaratmaya çalışıp üç boyutlu hareketli resimler ile kişiyi olabildiğince gerçek yaşama yaklaştırıp duyarsızlaştırma ve yakınlaşma alıştırmaları yapmaya teşvik etmektedir.

Psikoterapist hastanın kalp atışları, terleme ve soluk alıp verme seviyelerini ölçebilmektedir. Hangi durumların ne derecede stress yarattığını gözleyebilmektedir.

Bu teknik özellikle agorafobi, özgül fobi, panik bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğunda büyük yarar sağlamaktadır.

Ucuz hızlı ve yararlı bir tekniktir.

Saygılarımla

Hasan Durna

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

GERÇEKDIŞILIK YA DA KENDİNE YABANCILAŞMA

derealizayson-depersonalizasyon

GERÇEKDIŞILIK YA DA KENDİNE YABANCILAŞMA (DEPERSONALİZASYON VE DEREALİZASYON) PANİK ATAK BELİRTİLERİ 11

Ne demiştik, panik atak, yoğun ürkütücü ve şoke edici ve korkutucudur elbette ancak tehlikeli değildir. Daha önceleri yazdığım gibi, panik atak kadim yunancadaki Pan sözcüğünden, yani yoğun korku, yıkıcı, terörize edici kökeninden gelir.

Ancak tehlikeli değildir, yanlışlıkla çalan çalar saat, kedi geçince öten araba alarmı, pili bitince bağıran yangın alarmı gibi bir şeydir. Bir süre sonra geçer. Kitabım “Kim korkar panik ataktan!“ da sana önerdiğim kendi kendine tedavi programı ile bu problemle 8 adımda başa çıkabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre on birinci belirti “ Gerçekdışılık (“derealizasyon”, gerçekdışı olma duyumu) ya da kendine yabancılaşma (“depersonalizasyon”, kendinden kopma duyumu).” dur.

Daha önce 31 ocak 2017 tarihli  ‘depersonalizasyon ve derealizasyon’ adlı yazımda https://panikataksite.wordpress.com/2017/01/31/depersonalizasyon-ve-derealizasyon/ bu konuyu incelemiştim.

Bugün konu hakkında biraz daha fazla bilgi vereyim.

Öncelikle o DSM kriterlerine göre kendi başına tanımlanabilir bir tanı olanından ayırmalıyız. Benzerlikler gösterse de farklılıklar da mevcuttur. 31 ocak tarihli yazımı okuyun lütfen.

Yazımızın konusu olan gerçekdışılık ve kendine yabancılaşma belirtileri panik atak belirtileri arasında görülme sıklığı sıralamasında, orta sıralarda yer alır. Genellikle yoğun korku endişe eşlik eder.  Bu korkular içinde, çıldırmaktan, kontrolünü kaybetmekten korkmak ilk sırada yer alır. Yine dikkat dağıklığı, zihin bulanıklığı, yoğun çaresizlik ve ümitsizlik gibi belirtiler yaşanır.

Gerçekdışılık ya da kendine yabancılaşma durumları panik bozukluğu tanısının bilişsel alt tipi içerisinde yer almaktadır. Bu alt tipin belirgeçleri arasında yüksek beklenti kaygısı ve solunum bozuklukları sayılabilir. Kendi sağlığı hakkında duyulan kaygı çok az ya da yok seviyesindedir. Başka bir yazıda bu alt türleri ayrıntılı olarak yazarım.

Başlangıç yaşı, cevresel sorunların yoğunluğu, kaçınma davranışları ve düşünme kalıpları bu durumu olumlu veya olumsuz olarak etkiler. Derealizasyon ve depersonalizayonu tetikleyen faktörler: yaşanan travmatik bir olay, uzun ve yoğun dönemli stres, kişilik yapısı, bazı uyuşturucu maddelerinin kullanımı, çok aşırı ve uzun süreli alkol kullanımı ve bazı hallerde yaşanan çarpmaya bağlı beyin travmaları sayılabilir. Yoğun kaygı ve depresyonun da bu durumu tetikler olduğunu biliyoruz. Görülme sıklığı kadın ve erkeklerde eşittir. Panik kaygısı bozukluğu, saplantı takıntı bozukluğu, panik atak, travma sonrası stres bozukluğu ve depresyona psikiyatrik belirti olarak eşlik edebilir veya bu bozukluklarda görülen bir durum olabilir.

Kitaptaki ve yazılarımdaki soluk alıp verme, kan basıncı ve kandaki oksijen karbonat seviyeleri ilgili bölümleri yeniden oku. Korkuya odaklanma ve beklenti kaygısının sonuçlarını irdele.

Ne yapmalı:

  • Bu durum bir savunma mekanizmasıdır ve çoğu hallerde kısa ve geçicidir.
  • Sizde bir hata kusur olduğunu kabullenmeyin. Delirmek veya kontrolünüzü kaybetmek üzere değilsiniz.
  • Uykuna ve yemek öğünlerine dikkat et. Çok önemli.
  • Sen strese sokan, alışkanlıklarından caydıran şeylerden kaçın.Stres ile başa çıkmak çok önemli, onunla baş etmeyi öğren. Hangi durumlarda stresin artıyor, heyecanına yenik düşüyorsun?
  • Günlük fiziksel egzersizler edin.
  • Özellikle alkol ve sigaradan uzak dur.
  • Aşırı kahve ve çay tüketme.
  • Gününü planla ve özellikle sana neşe veren, güç veren kişilerle, şeylerle meşgul olmaya çalış.
  • Kaygı ile başa çıkmayı öğren.
  • Yoğun korku seni, sonu belli bir karanlık tünele sokar. Odak değiştirme alıştırmalarını uygula. Tüm duygu ve dikkatini panik atak belirtilerine yoğunlaştırmak seni çok yorar.
  • Kim ve ne olduğunu bilerek, kendini kabullenmeye çalış.
  • Depersonalizasyon ve derealizasyon anında, odaklanma ve odak değiştirme alıştırması yaparak içine düştüğün olumsuz sarmalı kırmaya çalış.
  • Güvence aramaktan ve kaçınma davranışları göstermekten vazgeç.
  • Kendine güvenmeyi unutma.

 

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

UYUŞMALAR (DUYUMSUZLUK YA DA KARINCALANMA DUYUMLARI)

Uyuşma karıncalanma

UYUŞMALAR (DUYUMSUZLUK YA DA KARINCALANMA DUYUMLARI) – PANİK ATAK BELİRTİLERİ 10

Evet, biliyorsun artık; panik atakları, panik bozukluk tehlikeli değildir. Korkutucu mudur ? Evet. Hatta en yoğun korkudur, o yüzden yaşanılan problemler bu kadar büyüktür. Ancak tehlikeli değildir, yanlışlıkla çalan araba alarmı, yangın alarmı gibi bir şeydir. Bir süre sonra geçer. Kitabımda “Kim korkar panik ataktan!“ sana önerdiğim kendi kendine tedavi programı ile bu problem ile 8 adımda başa çıkabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre onuncu belirti “Uyuşmalar (duyumsuzluk ya da karıncalanma durumu)” dur. Akademik adı parestezi’dir.

Diğer bazı belirtilerde de belirttiğim gibi, altında yatan nedenler farklı olabilir. Geçici uyuşma ve karıncalanmalar veya kalıcı olanlar olarak ayrılır. Bir konumda hareketsiz uzun süre kalanlar gayet iyi bilir. Bacak bacak üstüne atıp ayakta yaşanan  karıncalanma ve uyuşma, uzanıp film izledikten sonra kolda yaşanan ağrı ve uyuşma gibi.

Ancak konumuz olan parestezi kaygı ve panik atak işleyişi ile ilgili olandır. Başlayalım öyleyse.

Parestezi her dört panik atak vakasından birinde görülebilecek kadar olağan bir belirtidir. Belirtinin kökeni soluk alıp verme ve kan dolaşımı ve buna bağlı odaklanma ile açıklanır.

Bilindiği gibi panik bozukluğu ve dolayısı ile  panik ataklı hastaların önemli bir bölümü stres ve hiperventilasyona (yani farklı nedenlerle yanlış ve hızlı soluk alıp verme) meyilli insanlardır. Kendine bir bak, bazı anlarda, ne kadar çabuk yoğun stres yaşıyor ve düzensiz soluk alıp veriyorsun değil mi?

Sorun beklenti kaygısı, sağlık kaygısı ve kaygıya odaklanma gibi mekanizmalarla daha da derinleşir içinden çıkılmaz hale gelir. Daha önce bu konuları ve ne yapılması gerektiğini kitabımda ve makalelerimde anlattım.

Bilinmesi gereken, yine, kaç veya saldır mekanizmasının gözden geçirilmesi ve vücudun bu anda nasıl tepkiler verdiğini anlamakla başlar. Soluklanma dışında, kan dolaşımının, primer ve sekunder organlara dağılımı ve ne gibi sonuçlara yol açtığını dikkatlice oku.

Yanlış ve yüzeysel soluklanma öncelikle vücutta hidrojen seviyesini arttırıp karbonat yoğunluğunun yükselmesine neden olur. Düşük seviyedeki oksijen oranı elbette diğer bir çok belirtide de yazdığım üzere, sersemlik boşluğa düşme görme bozuklukları, kalp çarpıntıları, göğüs kafesinde ağrılar ve de paresteziye neden olur. El ve ayaklarda uyuşmalar ve iğnelenme / karıncalanma hissetme doğaldır.

 

Ne yapmalı:

Doğru nefes alıp vermeyi öğrenmek zorundasın. Kitaptaki alıştırmaları her gün uygula

Panik atağın işleyiş mekanizmasını öğren. Bilmek başarmanın yarısıdır

Stres ile başa çıkmak çok önemli, onunla baş etmeyi öğren. Hangi durumlarda stresin artıyor, heyecanına yenik düşüyorsun?

Yoğun korku seni, sonu belli bir karanlık tünele sokar. Odak değiştirme alıştırmalarını uygula. Tüm duygu ve dikkatini panik atak belirtilerine yoğunlaştırmak seni çok yorar.

Kitaptaki gevşeme  alıştırmalarını hemen öğren ve uygulamaya başla

Denemek ve inanmaktan vaz geçme! Başaracaksın

 

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

BAŞ DÖNMESİ – PANİK ATAK BELİRTİLERİ 8

Bayilma

BAŞ DÖNMESİ, AYAKTA DURAMAMA, SERSEMLİK YA DA BAYILACAK GİBİ OLMA DURUMU

Daha önce söylemeyi unutmuşsam hemen söyleyeyim yazının ana fikrini; panik atak belirtileri ile ilgili ilk bilmen gereken şey panik atağı kontrol edebileceğindir. Sadece bunu nasıl yapılacağını öğrenmen ve planlı alıştırmalar ile bunu günlük yaşamının bir parçası haline getirmen gerekir. Bunca yıllık görüşmelerimde tek bir hastam bile panik atak yüzünden ölmedi.

Panik atak belirtileri tehlikeli değildir ve kitabım “Kim korkar panik ataktan! Sekiz adımda panik ataktan, korku ve kaygılarından kurtul“ da sana önerdiğim kendi kendine tedavi proğramı ile bu problem ile başa çıkabilir veya yüksek düzeyde iyileşme oranlarına ulaşabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre sekizinci belirti “baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacakmış gibi olma durumu” dur.

Panik atak esnasında bayılmalar nadir görülen bir belirti türüdür.  Her yüz panik atak vakasında 1 veya 3 kişide görülür. Panik atak daha önce belirttiğim üzere vücudun gösterdiği aşırı kendini koruma tepkisidir. Genellikle yüksek nabız, yüksek kan basıncı /tansiyon, aşırı hızlı soluk alıp vermeler (hiperventilasyon) ve titremeler panik atak esnasında gözlenir.

Eğer sıklıkla bayılmalar yaşıyorsan öncelikle doktorunla görüş ve bayılmalarının herhangi bir somatik nedeni olup olmadığını incele.

Baş dönmesi ise düşük kan basıncı, vertigo,  yüksek stres, beyin veya sinirleri etkileyen bazı hastalıklar gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Baş dönmesinin kaygı bozuklukları ve depresyon ile birlikte görülme sıklığı bayılmalara göre çok daha yüksektir. Korku ve kaygının panik atak olarak ortaya çıktığı durumlarda baş dönmesi kalp çarpıntıları, kalp ağrısı, titreme ve uyuşmalara birlikte görülür.

Kontrolü yitirme korkusu daha fazla baş dönmesine, o da daha fazla kontrolü elde etme çabasına ve böylelikle daha yoğun panik ataklara neden olur. Bu kötü çıkmazdan kurtulmak kontrolü kaybetmeyi göze almak ile alakalıdır. Unutma yüzmeyi bilmesen de denizde sırtüstü uzanıp cırpınmaktan vazgeçmek hayatını kurtarır.

 

Ne yapmalı?

  • Stres ile baş etmeyi öğren. Stresle baş edebilme yeteneği sorunun temelinde olduğu kadar çözüm aşamasında da yer alır.
  • Nefes alıp vermeyi öğren. Dörtlü tekniği adını verdiğim derin nefes alma tekniğini uygula. Bu çok etkili bir yöntemdir.
  • Alkol alarak sorunu çözdüğünü sanma.
  • Kitapta belirtilen yeme içme önerilerine bak.
  • Baş dönmesini evde güvende olduğunuz anlarda deneyebilirsiniz (yüzleştirme alıştırması).
  • Bazı ilaçları kullanmak iyi gelir. Ancak unutma, bu belirtileri büyük oranda başka teknikler ile de halledebilirsin. İlaç kullanmak zorunda değilsin.

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

BULANTI YA DA KARIN AĞRISI – PANİK ATAK BELİRTİLERİ 7

karın ağrısı

BULANTI YA DA KARIN AĞRISI

Hala duymayanlar için; panik atak belirtileri ile ilgili ilk bilmen gereken şey panik atağı kontrol edebileceğindir. Sadece bunu nasıl yapılacağını öğrenmen ve planlı alıştırmalar ile bunu günlük yaşamının bir parçası haline getirmen gerekir. Bunca yıllık görüşmelerimde tek bir hastam bile panik atak yüzünden ölmedi.

Panik atak belirtileri tehlikeli değildir ve kitabım “Kim korkar panik ataktan! Sekiz adımda panik ataktan, korku ve kaygılarından kurtul“ da sana önerdiğim kendi kendine tedavi proğramı ile bu problem ile başa çıkabilir veya yüksek düzeyde iyileşme oranlarına ulaşabilirsin.

Panik atak belirtileri 13 adettir. DSM 5 tanımlamasına göre yedinci belirti “bulantı ya da karın ağrısı” dır.

Karında duyulan ağrılar, bulantı hissetme veya sık tuvalete çıkma ihtiyacı hissetmek kaygı bozukluklarından muzdarip insanlarda ve elbette panik ataklılarda sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır.

 

Niçin?

İnsan yoğun stres yaşayıp yüksek kaygıya kapıldığında beyin vücuda kanın ilk olarak vital organlara (hayati öneme sahip organlar) gönderilmesini emreder. Kitaptaki “Kaç veya saldır” mekanizmasının nasıl işlediğini oku. Bu emrin ne anlama geldiğini daha iyi kavrayacaksın. Sindirim organları ve sindirim mekanizması, vücut için yaşamsal öneme sahip birincil bir işleyiş değildir.

Bu durum yemek sindirimini de olumsuz olarak etkiler ve midede gaz olusturup şişkinlik yaratır. Şişkin mide, karın duvarlarını genişleterek sertleştirip zorlar ve ağrı yaratır.

Yüksek ve uzun süreli kaygının karında reflux düzeyinin artırması ile ağza kadar gelen sıvının ağızda ekşime ve yanma hissi yaratmasına, geğirme ve öğürmeye neden olmasına kadar gider. Elbette bu da karın ağrıları, kendini kötü hissetme, bulantı ve kusmalara neden olur.

Yine yoğun stresin karın kaslarının gerilmesine ve zamanla onların istemsiz kasılmaları ve daha kırılgan olmalarına neden olduğunu biliyoruz.

Hızlı ve yüzeysel nefes alıp vermenin (hiperventilasyon) yarattığı zararlar da başka bir etmendir.

 

Ne yapmalı?

Panik atağın ne olduğunu nasıl işlediğini öğren

Olumsuz düşüncelerin ne olduğunu öğren, kitaptaki yerine koyma alıştırmalarını uygula

Nefes alıp vermeyi öğren. Bu çok etkili bir yöntemdir.

Stres ile baş etmeyi öğren

Doğru alıştırmaları yazıldığı sıra ile yap

Alkol alarak sorunu çözdüğünü sanma. Sorunu daha da büyütürsün

Kitapta belirtilen yeme içme önerilerine bak. Fazla acılı ve asitli yiyecek ve içeceklerden uzak dur

Bazı fiziksel alıştırmaları uygulamak iyi gelir

Bazı ilaçları kullanmak iyi gelir ancak onların dozajını, kullanım zorunluluğunu, doktorun ile tartış.

 

Bunları uyguladığın zaman karın ağrıların ve bulantılarında iyileşme sağlayacağını söyleyebilirim.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna, uzman psikoterapist