Korona salgını günlerinde ruh sağlığınızı korumak için ne yapmalısınız?

Coronabild

Yapabilenlerin gönüllü olarak, sonra da herkesin kısmi karantina tedbirleri ile zorunlu olarak evlere kapandığı şu günlerde küçücük alanlarda tıkış tıkış toplanmak elbette yorucu ve ilişkileri zorlayıcı bir durumdur.

Günlük alışkınlarının birdenbire değişmesi, yapacak pek fazla şey olmaması stres yaratıp yorgunluk ve bıkkınlık hislerine neden olur. Ekonomik kayıplar, hastalık bulaşma korkusu, sosyal çevre ile ilişkinin kesilmesi, yardıma ihtiyacı olan yaşlı akraba ve aile üyelerinin yanında istediği kadar olamamak gibi sebeplerle psikolojimiz daha kırılgan daha olumsuz yorumlamalara meyillidir.

Ancak, bu dönem yararlanmasını bilenler için fırsatlar da yaratan özel bir dönemdir.

Karantina günlerinde ruh sağlığınızı korumak, bu dönemden faydalı ve mantıklı kazanımlarla çıkmak için şunları yapın.

 

Sosyal medyayı sınırlı sürede kullanın

Elbette evden çalışabilenler günün bir bölümünde normal işleri ile meşgul olmakta. Ancak evde kapalı insanların temel sorunu, abartılı boş vakit sahibi olmaktır. Son yıllarda hayatımıza giren ve akılı telefonlar yardımı ile insanların boş vakitlerinin birincil meşgalesi, ekran karşısında geçirilen zaman, gün be gün artmakta. Bir gün özellikle not ederseniz kaç saatinizin ekran karşısında geçtiğini bulabilirsiniz. Özellikle salgın, savaş vs gibi özel dönemlerde sosyal medyada yoğunlaşan, çoğunlukla yanlış bilgilerle dolu veri trafiği, bireyin sürekli olumsuz ve yıkıcı haberler ve paylaşımlarla doldurulmasına neden olur. Sonucu tahmin edin! Birisine kırk gün deli dersen deli olur demiş atalar…

Belirli saatler dışında sosyal medya kullanımınıza sınırlama getirin. Siz bunu yapınca çocuklarınıza da örnek olur ve onların sosyal medya kullanımını sınırlayabilirsiniz. Hangi haberleri izlediğinizi bilerek izleyin. Sadece olumsuza odaklanmayın.

 

Günlük rutinler güven ve dinginlik sağlar

Belirli saatlerde uyumak ve uyanmak, gün içinde yemek öğünleri, jimnastik, oyun, birlikte okuma, masal saati, kişisel etkinliker ortak etkinlikler gibi alışkanlıklar aile bireylerinin birbirleri ile daha yararlı zaman geçirmesine, birbirlerini yapıcı bir şekilde desteklemesine neden olur. Özellikle çocuklu ailelerde yeni günlük rutinler yaratmak çok önemlidir. Çocukların sorumluk aldığı rutinler, eğlenceli / yarışmacı aktiviteler içeren rutinler, birlikte yapılan rutinler, kişisel aktiviteleri içeren rutinler güven yaratır, zamanla huzur ve dinginlik sağlar.

 

İzole olmak arkadaş eş ve dostlarla ilişkiyi kesmek değildir

Günümüz teknolojisi bambaşka imkanlar sunmakta. Yaşı yetenler bilir, dedelerimiz nenelerimiz anlatırdı, at ve eşek üstünde yapınan o uzun yolculukları. Hala hatırlarız günlerce süren mektuplaşma dönemlerini. Şimdi facetime, skype, whatsapp, mail, sms vs insanları birbirlerine öylesine yakınlaştırdı ki… Teknoloji gereğince kullanın lütfen, o bizim için var.

 

Olumsuz bir döneme girdiğinizi fark edin

Olumsuz ve depresiv dönemler elbette tehlikeli ve mutlaka kaçınılması gereken şeyler değildir. Yaşamın doğal akışında olan gelip geçen dönemlerdir. Ancak böyle olağanüstü durumlarda, extra kırılgan yapılı ve yalnız yaşayan insanlarda biraz daha yıkıcı ve tehlikeli olabilir. Duygu durumunuzdaki aşırı değişimlerin farkında olun. Yemeniz içmeniz, uyku durumunuz gibi parametrelerle duygu durumunuzdaki değişimleri daha objektif gözleyebilirsiniz.

Mizah ve aile bireyleriyle, dostlarla konuşmak her zaman yardım eder.

 

Anı yaşayın, fırsatı kaçırmayın

Küçük mutluluklar kısa sürede parlayıp sönerler. Onları yakalamaya çalışın. Rutinleriniz olsun ancak spontane olmanın önemini de sakın unutmayın. Özellikle çocuklu aileler için önemli bir kural bu.

 

Yeme ve içmenize dikkat edin, spor yapın

Evde kalmak, boş zaman bolluğu, kolaylıkla atıl kalmak, abur cubur yemek, fazla alkol almak, hareketsiz kalmak gibi sorunları da beraberinde getirir. Daha önceki bir yazımda Depresyondan kurtulup…  bu konuya ayrıntısı ile değinmiştim. Psikoloji ve yeme içme fiziksel hareketlilik arasında yakın bir bağ vardır.

 

Yaratıcı projeler başlatın

Çocuklar sorumluluk aldıkça büyür gelişirler. Onlarla birlikte yapabileceğiniz şeyler var mı? Değiştirilmesi gereken oda, düzenlenmesi gereken kitaplık, garderob…

Aslında düşünce ve duygularınızı kağıda dökebilen birisi olduğunuzu fark ettiniz mi? Belki de zamanla daha iyi çizimler, resimler yapabildiğinizi? Hayır ben iyi bir anlatıcıyım, youtubu kanalımda hikayeler anlatacağım… Yeni kurduğum şirket ile evden satış, evden programlama yapacağım…

Evet, ne demek istediğimi anladınız, sizin için tek sınır, sizin çizdiğiniz sınırdır. İçinizdeki yaratıcı yanı fark edin ve onu test edin.

 

Daha önce paranoya, OKB, kaygı bozuklukları, fobiler vs gibi poblemleriniz varsa 

Elbette bu sorunlar, şu yaşanan durumlardan tetiklenir ve bir uzmanla görüşme ihtiyacınızı arttırabilir. Teknolojiyi kullanarak psikoloğunuzla, doktorunuzla konuşmaktan çekinmeyin. İlaçlarınızı aksatmayın. Gayrı ciddi insanların anlattığı safsatalara kulak kapatın. Tedavinize devam edin.

 

Sakin kalın, kendinize ve doğru tedbirlere güvenin

Sakinliğini koruyabilmek, özellikle çocuklu ailelerde zorunlu bir adımdır. Daha önceki bir yazımda çocuklarla nasıl konuşabileceğinizden bahsetmiştim Korona ve çocuklar

Sakin kalmak kişilik yapısı kadar, bilgi ve deneyim ile de kazanılabilecek bir özelliktir. Güvenli, bilimsel, yapıcı kaynaklarla beslenen karar doğru adımları atmanıza ve böylece kendiniz ve sevdiklerinizi korumanıza yol açar.

 

Kültür ve sanat ruhun gıdasıdır

Ruh sağlığı sadece akıl ve gerçeklikle değil, duygular, sanat ve kültürle de beslenir. Müzik, film, kitap, resim… Size uygun olan ne ise onunla uğraşın onu izleyin. Size bir duygu hissettiren şey sizi geliştirir.

 

Asla yılmayın

Ne olursa olsun umudunuzu yitirmeyin. Çabalamaktan vazgeçmeyin.

 

Saygılarımla

Hasan Durna

 

 

Beyaz perdede ruh sağlığı

 

seventh-seal-1957-002-max-von-sydow-chess-00m-g2d

Psikolojik sorunlar ve psikiyatrik rahatsızlıklar ne yazık ki hala tabu olarak nitelendirilmekte toplumumuzda. Bu sorunların, bu sorunlarla yaşayan insanların yaşadıkları zorlukların sanat ve bilhassa dönemimizin popüler eğlencesi sinema yolu ile kitlelere ulaşması olumlu bir gelişme elbette. Beyaz perdede işlenen ilk psikoloji temalı film 1906 yılında çekildiğine göre elimizde herkesin zevkine uygun çok sayıda film olduğunu idda edebilirim.

Korona günlerinde bol bol film izleme imkanınız var. Seçtiğim, faklı zevklere hitab eden şu on filmi tavsiye ederim.

Başlayalım öyleyse.

ANLAT BAKALIM

4HBhDTmAY2MkdvQm7WDyDIgNDNj

Mafya babası Paul Vitti´nin yolu bir gün psikiyatır Ben Sobel ile trafik kazası nedeni ile kesişince gariban psikiyatır günde 24 saatlik psikoterapinin ne anlama geldiğini öğrenir. Bu komedi çok tutunca, Anlatamadım mı? adlı devam filmi de çekilmişti.

AKIL OYUNLARI

unnamed

Nobel ödüllü matematikçi John Nash hakkındaki bu filmde dahilik ve şizofreni arasında geçen bir ömrü izleyebilirsiniz.

GUGUK KUŞU

8847b045-cb2c-4b7d-8af8-8d0963dd4d25

Hapisaneden kurtulmak için akıl hastası numarası yaparak kurtulmaya çalışan Randle Patrick McMurphy, akıl hastahanesi, hastalar, doktorlar ve hemşirelerle dolu, sinema tarihinin en popüler filmlerinden birinin baş karakteri olarak karşımıza çıkmakta.

DÖVÜŞ KULÜBÜ

image

Kişilik bozukluğu ve uyku buzukluğundan muzdarip iki adamın hikayesini anlatan, artık kült film kategorisine girmiş bir film.

CAN DOSTUM

Good-Will-Hunting-1997

İki Oscar toplayan bu filmde psikoterapist ve hasta ilişkisine değinilmekte.

UMUT IŞIĞIM

MV5BMWE3OWQ5NWUtMmFkNS00N2Y3LWJlNTctN2E4N2U1MGVhMzU0XkEyXkFqcGdeQXVyNTIzOTk5ODM@._V1_SY1000_CR0,0,1333,1000_AL_

Bipolar bozukla ilgili kaliteli bir film.

YAĞMUR ADAM

Rain-Man-2

Tam 4 Oscar ödülü kazanan bu filmde Savant sendromuna değinilmekte.

OTOMATİK PORTOKAL

829dfd83f0326b424c070d19363a1f8d-clockwork-poster

Hakkında sadece, Stanley ustaya saygılar, yazabileceğim kült ötesi bir başyapıt.

SEVMEK ZAMANI

sevmekzamani

Ne desem; fetiş, cinsel bozukluk, asexualite veya kara sevda. Aslında en doğru tabir, hüsn-ü aşk… Türk sinemasının yüz akı filmlerinden biri.

ANAYURT OTELİ

raw_hepimiz-zebercetiz_656445837

Zebercet´in yalnızlığı, yabancılaşması, vahşiliği ve özkıyım olarak ortaya çıkan çaresizliği, suratın ortasına inen bir yumruk kadar yakın ve gerçekçi.

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

 

Çatlak su testisi ve yaşlı kadın

shutterstock_cracked-clay-pot-688x457

Bir zamanlar, uzak bir dağın ardında ırak bir ülkenin birinde, yaşlı mı yaşlı, yoksul mu yoksul, tek başına yaşayan,  ufacık tefecik bir kadıncağız varmış. Sırtına vurduğu boyunduruğa astığı iki testisine dereden su doldurmak için uzaklara, zahmetli ve dik bir yokuşun arkasına yürürmüş her gün.

Testilerden birisi yeni, ışıl ışıl, rengarenk ve zarif bir testiymiş. Yaşlı kadının doldurduğu suyu tek bir damlasını dökmeden eve getirirmiş.

Diğer testi ise eski ve tüm ışıltısını kaybetmiş, böğründe koca bir çatlakla, içine doldurulan suyu eve gelene kadar en az yarısını yere döken bir testi imiş.

Kadıncağız o uzun yolu her gün en az bir defa katedip testilerini ağızlarına kadar doldurur, eve geldiğinde ise her seferinde sadece bir buçuk testilik su bulabilirmiş.

Aradan uzun bir zaman geçmiş, günler geceye geceler sabaha dönmüş sayısız defa.

CRACKED-POT-2.jpg

O yeni ve güzel testi her gün kendini över, gururla arkadaşı olan diğer testiye ne kadar değerli olduğundan, sahibi olan yaşlı kadının kendinden ne kadar memmun olduğundan dem vururmuş. Kendisi ile gurur duyup, görevini yapmanın önemi üzerine nutuk atarmış.

Yaşlı ve çatlak testi ise her gün bunları duya duya ve canı gibi sevdiği o yaşlı kadına sadece yarı dolu testi miktarı kadar su getirmesi nedeni ile mahcup, yetersiz olduğu hissi ile dolu, üzgün ve bezginmiş. Her gün onun için ayrı bir acı, ayrı bir kahırmış. ”Keşke beni bir köşeye atsa da kurtulsam”, diye kahroluyormuş.

Artık bir gün dayanamamış ve kadıncağız dereden su doldururken dile gelmiş: ”Bırak beni yalvarırım, bırak beni derenin dibine, kendimden utanıyorum. Zaten hiçbir işe yaramıyorum, zaten gereksiz yere suyun yarısını yere döküyorum… Bak diğer testiye… Bir de bana bak. Beni şimdi, burada bırakıp gidersen anlarım…”

Yaşlı kadın tek ses çıkarmadan testilerini doldurmuş her gün yaptığı gibi. Eve dönerken yaşlı testiye dönmüş:

”Bak bakalım yolun senin tarafındaki bölümüne. Şu güzel kokulu çiçekleri, onların üzerinde uçuşan kelebekleri arıları görüyor musun? Bir de yolun diğer tarafına bak. Orada böyle çiçekler var mı? Senin tarafındaki gibi yeşil mi? Anlayabileceğin gibi, ben yolun senin tarafına düşen bölümüne tohum ektim. Senin suyunla sulanan çiçeklere, o suyla doğaya can veren sen oldun. Evimin güzelleşmesi, o uzun zahmetli yolumun kısalması senin yüzünden oldu. Senin böğründeki çatlak yüzünden o çiçekleri desteleyip pazarda satıp ve evime ekmek getirebildim. Senin o utanıp kusur olarak gördüğün çatlak benim için mutluluk, ekmek parası ve yaşam sevinci oldu.

Dostum, hepimiz farklıyız ve inan bana, farklılıklarımız bizim en büyük şansımızdır. Eğer kendimizi olduğumuz gibi kabullenip, kendimiz olmak için çabalar ve kendimizle gurur duyarsak önümüzdeki engelleri tek tek aşarız.

Yoksa bizler sadece soğuk, ruhsuz, renksiz, nahoş ve mutsuz yaşamlar yaşayıp yok olup gideriz”

Bir çin öyküsünden uyarlama…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

CANIM OKUR

writing-1209121_960_720

 

Zaman gerçekten çabucak geçiyor. Bazan acı bazan sevinç getiriyor.

Son dönemde yazdıklarım şunlar oldu:

Yaban mersininin yararlarını anlattığım yazımda Doğadaki mucize, yaban mersini (Vaccinium myrtillus) yapılan araştırmaların şu ana kadar verdiği olumlu sonucu ve hangi alanlarda çalışmalar yapıldığından bahsettim.

Bir narsisti nasıl tanıyabilirsin? adlı yazım ise narsizmin ne olduğu, bir narsistin nasıl tanınıp ona nasıl davranılması gerektiği üzerineydi.

Uyuşturucu madde kullanımı ve psikoz arasındaki ilişkiyi irdelediğim Uyuşturucu madde kullanımı psikoz bozukluğuna neden olmakta. adlı yazımda kısaca bilinmesi gereken konulara değindim.

Şekerin yarattığı yıkım ve üzerimizdeki etkisi Şekerin kanserli hücreleri besleyip insan ömrünü kısaltığını biliyor muydunuz? adlı yazımın konusu oldu.

Beynimizi sağlıklı kılmak için yapılması gerekenleri, sağlıklı bir beynin ne kadar önemli olduğunu Depresyondan kurtulup alzheimer ile başa çıkabilmek, kaygı ve korkularınızı kontrol altına almak ister misiniz? adlı yazımda vurguladım.

Japon Kintsugi sanatı ve kendini olduğu gibi kabullenmenin önemi Cahil olmadan bilge olunmaz… adlı yazımın konusu idi.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) hakkındaki yazım OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) bu zorlu hastalık hakkındaki kısa bir merhaba oldu. Elbette devamı gelecek bir yazı bu.

DEHB tanısını irdelediğim yazımda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) konunun ana hatları ile okurlarıma ulaşmasını hedefledim.

Yorumlarınız ve sorularınızla bilgilenmek veya bilgilerinizi derinleştirmek istediğiniz konuları bana iletebilirsiniz. Zamanım oldukça o konular hakkında da yazabilirim.

Saygılarımla

Hasan Durna

 

 

 

Cahil olmadan bilge olunmaz…

il_1588xN.1927965525_3l93

Japon Kintsugi (veya Kintsukuroi) sanatı, kırık dökük çanak ve çömlekleri altın karışımı bir madde ile yapıştırıp onarma sanatıdır. Kökenleri, kırık dökük yararsız zayıf ya da ayıplanan veya suçlu geçmişi olanın da değerli olduğu, onarılınca eskisinden de kıymetli olabileceği, zorluklar karşısında sadece çarpışmanın yeterli olmadığını kabullenme ve değişimin zorunluluğunu vurgulayan filozofi akımlarına, wabi sabi ve mushin filozofilerine dayanır.
Kendimizi olduğumuz gibi kabullenmenin bir erdem, hata ve kusur kabul edilen özelliklerimiz olsa da hepimizin eşit olduğunu, değişimin zorunlu bir gerçeklik olduğunu vurgular.
Psikolojik tedavide önemli iyileştirici unsurlardan birisi de bu gerçekçi kabullenme, gerçekçi değişim isteği ve çabasıdır.
Sorunlar karşısında boyun eğmek onu öylece olduğu gibi kabullenmek ve buna karşı bir şey yapmamak elbette isteyenin istediği gibi yapması özgürlüğüdür.
Ama kendini, yaşadığı sorunları, o sorunları benliğinin bir parçası kabul edip gerçekçi çözüm yollarını bulmak ve o yollar için çabalamak ciddi bir kişisel çalışma gerektirir.
Kintsugi eserleri öylesine değerlidir ki, dolandırıcılar sağlam çömlekleri kırıp yeniden onararak insanları dolandırmaya çalışmaktadırlar.
Kendinizi olduğunuz gibi sevip olası hata ve kusurlarınızdan utanç duymadan, onlarla, bir olanlarla, tamam onlarla mutlu ve onların değişimiyle yetkin olmanız, kırık parçalarınızı da sevmeniz dileğiyle…
Hasan Durna, psikoterapist

Depresyondan kurtulup alzheimer ile başa çıkabilmek, kaygı ve korkularınızı kontrol altına almak ister misiniz?

BlogGraphic-HeartAttack-670x499

Beyin, insanın en karmaşık organlarından birisi, belki de birincisidir. Vücudun çoğu hayati fonksiyonlarına hükmedip duygu, hafıza depolama gibi birçok önemli işlevi vardır. Milyonlarca yıllık evrimin ortaya çıkardığı en mükemmel işlerden biridir.

Fiziksel olarak taş devri insanı, Homo sapiens, ile aramızda aslında çok büyük fark yok. Onlardaki en önemli üstünlük, yaşama alışkanlıkları sonucunda edindikleri güçlü fizikleri ve daha hassas duyu organlarıdır.

Onlar bu hassas duyu organları ve zamanla geliştirdikleri korku, kaygı, stres ve hafif depresyon sayesinde de hayatta kalmışlardır. Bizler, üzerine gelen aslandan korkup kaçan, o aslan gelmeden önce ondan nasıl kurtulurum kaygısıyla yaşayan insanların torunlarıyız. Belki denk getirip tek başına bir aslan öldürebilen atalarımız da vardı ancak günümüz insanının ataları, o korkak çekingen ve öncelikli olarak güvenliğini düşünen ve hayatta kalan insanlardır. Depresyon, kaygı, panik atak ve stres sadece korkutucu, zararlı ve kötü şeyler değidir. Bunlar bir zamanlar bizlerin yaşamını kurtaran özelliklerimizdi. şiddetli korku

Araştırmalara göre haftada 3 gün en az 30´ar dakikalık orta veya yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite yapan bireylerin daha mutlu, daha az stresli, daha fazla özgüven sahibi ve olası depresyon ataklarına karşı daha dirençli oldukları tespit edilmiştir. Bir deneyde haftada üç gün hızlı yürüyüş yapan yaşlılar, yapmayan yaşlılara göre inanılmaz farklılıklar göstermiştir. Fiziksel aktif grupta, belirli bir yaştan sonra doğal olarak kabul edilen yıllık % 1 beyin küçülmesi yerine % 2 beyin büyümesi gözlenmiştir. Yani fiziksel aktivite onların beyinlerini gençleştirmiş, hafıza kapasitelerini arttırmış, demens ve alzheimer riskini azaltmış, özgüven ve planlama yetilerini arttırmıştır.

Taş devri insanı elbette yaşamak için sürekli hareket etmek, avlanmak, toplamak, konup göçmek için çaba gösterip enerji harcamak zorundaydı. Tahminen günümüz modern insanından en az iki kat daha hareketliydiler ve bize göre en az iki kat daha fazla efor sarfediyorlardı. Daha 100 yıl öncesinin köy yaşamı bile bu oranlara yakın düzeyde hareketli ve enerjik insanları yaratmıştı.

Günümüzdeki genel yaşayış biçiminde çok az hareket eden insanlarının yaşam sürdüğü ortamın yemeğin kapıya sipariş edildiği bir ortam olduğu, yediği yemeğin büyük ihtimalle genetik değişime uğramış yada bir sürü kimyasallar/ilaçlar ile doğallığını kaybetmiş ürünlerden yapıldığını unutmayalım. Şu yazımda doğa ve psikoloji doğadaki olumsuz değişime dikkat çekmiştim.

Elbette az hareket eden, doğal ve sağlıklı beslenmeyen insanlar daha içe kapanık, stresli ve sinirli olmakta. Savunma mekanizmaları zayıflamakta ve böylelikle daha kolay hasta olmaktalar. Daha kolay mide ve bağırsak hastalıklarına yakalanmaktalar. Şu yazımda bağırsak florasındaki değişimlere dikkat çekmiştim. mide bağırsak ve beyin ilişkisi

Bunları daha da kötü yapan şey ise uyku düzeninin bozulması ve uyku problemleri yaşamaktır. Ciddi psikolojik rahatsızlıkları olan bir insan için yapılacak ilk ve en önemli tedavi, onun uyku düzenini normalleştirmek olmalıdır. Şurada uyku düzensizliği ve panik atak uykunun fiziksel ve ruhsal sağlık için ne kadar önemli olduğunu yazmıştım.  Günlük 7 – 8 saatlik uyku kişiyi sadece daha dinç ve güçlü kılar.

Günümüz modern insanının diğer bir problemi ise yanlızlıktır. Steve Jobs´un Iphone 4 tanıtımının üzerinden sadece 9 yıl geçti. Bu süre içerisinde bireylerin, özellikle çocuk ve ergenlerin ekran karşısında (akıllı telefon ekranı da dahil) geçirdikleri zaman, sosyal medya kullanımı süresi her geçen yıl ve ay, neredeyse her geçen dakikada yeni rekorlar kırmakta. Akıllı telefonlar onlarca sosyal medya arkadaşlıkları vs ne yazık ki bizleri daha mutsuz yaparak daha bağımlı kılıyor. Arkadaşla, eş dostla birlikte yapılan sosyal bir etkileşim sonucu ortaya çıkan haz alma ve bunun sonucunda vücuda dağılan endorfinden istemsizce vazgeçtik galiba. Sosyal medyada alınan ‘like’ lar beyinde aynı haz alma duygusunu yaratıyor artık. Para puldan ziyade belki de bu yüzden bir sürü internet fenomeni, youtuber canları pahasına riskli işlere kalkışıyorlar ve belki de bu yüzden tuvalette bulunan kitap ve ansiklopediler yok oldu artık…

Sadece spor yapmak, düzenli uyku çekmek, sağlıklı beslenmek, sosyal ilişkiler kurmak kişiyi elbette depresyon ve demensten veya diğer psikyatrik hastalıklardan tam olarak kurtarmaz.

Eğer psikolojik rahatsızlığı olan bir kişiysen psikolog, psikiyatrist desteği almaktan korkma. Doktorunun yazdığı psikofarmaka ilaçlarını sakın kendi başına azaltıp arttırma. Hiç bir şey yapamıyorsan hızlı yürüyüş yap, internete bağlanma süreni kısıtla, ne olursa olsun uyumaya çalış ve yediklerine ve içtiklerine dikkat et.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla

Hasan Durna, uzm psikoterapist

Uyuşturucu madde kullanımı psikoz bozukluğuna neden olmakta.

drugs-1276787_960_720

 

Psikiyatri dünyasındaki en ağır vakalar psikozlardır. Düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumudur. Böyle bir epizotta gerçek dünya ile olan bağ kopar, halüsinasyonlar ve paranoya yaşanır. Şizofreni, bipolar bozukluk, ağır depresyon vakaları yanında madde kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkar. Psikozların halüsinasyon, paranoya, bıkkınlık, isteksizlik, unutkanlık, kognisyon zorlukları, özkıyım isteği gibi bir sürü tesiri varken kişinin geri kalan yaşamında, eğer bağımlılık geçmişi yoksa, madde bağımlılığı, davranış bozuklukları, sosyal bozukluklar, artan suça eğilim riski, ümitsizlik, fakirlik hatta kalp ve kan dolaşımı hastalıkları gibi somatik rahatsızlıklara yakalanmasına da yol açar.

Bu konu hakkında ileride daha ayrıntılı bir yazı yazarım. Bugün bahsetmek istediğim konu, uyuşturucu madde kullanımının psikozları nasıl etkilediğidir.

Bilinmesi gereken ilk nokta madde kullananların önemli bir bölümünün psikoz yaşayacağıdır. Özellikle kokain, amfetaminler, esrar ve ağır alkol kullanımı psikoz için daha yüksek risk oluşturmaktadır. Maddenin ne kadar sürede kullanıldığı, kişinin genetik yatkınlık, önceki psikiyatrik geçmişi, maddenin psikoz gelişiminin hızını etkiler. Özellikle 16-25 yaş aralığı şizofreni gelişimi açısından çok riskli bir dönemdir.

Maddeye bağlı olarak ortaya çıkan psikozlar madde kullanımı anında ortaya çıkabileceği gibi, kullanım sonrası ilk 48 saat içinde de ortaya çıkabilirler. Bazan ilk kullanım bazansa uzun süreli kullanım psikoza yol açar. Altında psikiyatrik nedenler bulunmayan psikozlar geçici psikozlar olarak kalabilir. Olumlu koşullarla kişi son madde kullanım tarihinden 6 ay sonra sağlığına kavuşabilir.

Uyuturucu maddenin beyni nasıl etkilediği talamus, sinapsler ve dopamin arasındaki ilişkiye hiç girmeyeyim. Uzun ve sadece meraklısının okuyup anlayacağı bir konu. Kısaca madde kullanımına bağlı psikozun kullanılan maddenin beyinde yarattığı geçici veya kalıcı hasar olduğunu söyleyip geçeyim.

Diğer psikozlar, alkolhalüsünasyonları, alkolparanoyanalı ile karıştırılabilirler. Antipsikotik ilaçlar, psikoterapi, psikososyal destek çalışmaları ile tedavi edilir.

Yaşanılan durum kişi ve yakınları için yıkıcı, yorucu ve pahalı bir süreçtir. Aile ve yakın çevrede yaşanan ayrılıklar, yalnızlık, özkıyım/intihar, fakirlik, suça eğilim, bağımlılık gibi bir çok sorunu da beraberinde getirir.

Ne yapmalı?

Yapılacak öyle çok şey var ki… Uzun zahmetli tedaviler, koruyucu çalışmalar, rehabilite çalışmaları… Hepsinden kurtulmak istiyorsanız şu basit, uygulanabilir bir kaç önerimi dinleyin.

  • Uyuşturucu kullanmayın!
  • Gereksiz sıklıkta ve yoğunlukta alkol almayın!
  • Daha ağır madde bağımlılığına yol açabilecek alışkanlıklardan kaçının.
  • Yukarıdaki şıkları yaşayabilecek yakınınız/arkadaşınız varsa sevgi ve saygıyla uyarın, yardım edin.
  • Bu riskleri taşıyan ortamlardan uzak durun.
  • En kısa sürede profesyonel yardım almak can, zaman,sağlık ve paranızı kurtarır.

Geçmiş olsun…

Hasan Durna, uzman psikoterapist

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html