Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

adhd-treatment-1

 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, çoculukta ortaya çıkan ve erişkin dönemde de devam eden bir bozukluktur. Dikkat eksikliği, hiperaktiv davranışlar ve tepkisel davranışlar en belirgin problemlerdir. Erkeklerde görülme sıklığı daha yüksektir. Toplumda görülme sıklığı yüzde 3 ila 5 civarındadır. Yetişkinlik döneminde, çocuklukta görülen belirtiler azalır ve bazı hallerde yok olur.

Gelişimşel koordinasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği bozukluğu gibi eski bozuklukları da kapsar. Depresyon, tourett, OKB, otizm, disleksi gibi diğer tanılarla birlikte görülebilirler. Profesyonel yardım almayan bireylerde yüksek stres, düşük özgüven, alkol ve madde bağımlılığına meyil, suça eğilim vs gibi ekonomik ve sosyal riskler tespit edilmiştir.

DEHB tanısı ayrıntılı ve uzun bir teşhis süreci sonunda konmalıdır. Sorunlar tek bir alanda değil, kişinin farklı yaşam alanlarında da gözlenilebilmelidir. Tanı koymanın ilk amacı elbette kişinin daha anlaşılır ve kontrol edilebir bir yaşam kurması için kendi tepki ve  davranışlarını idrak etmesidir. Daha düzenli ve planlı bir yaşam kurabilmesidir. Dikkat eksikliğinin baskın olduğu, hiperaktivitenin baskın olduğu, iksinin birlikte olduğu gibi veya yukarıda bahsedildiği gibi, gelişimsel koordinasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği bozuklukları ile birlikte farklı kombinasyonlara tanılanabilir.

Dikkat eksikliği; öğrenme güçlükleri, unutkanlık, dikkatini toplayamama, çabuk sıkılma, çabuk vazgeçme, plan yapamama, kalem defter anahtarlarını vs kaybetme gibi günlük yaşamı etkileyen zorluklar olarak gözlenir.

Hiperaktivite; yerinde duramama, konuşurken veya bir iş yaparken daldan dala atlayıp yaptığını yarım bırakma, sırasını bekleyememe, çabuk sıkılma, başkalarının işine karışma gibi belirtilerle gözlenir.

Erken teşhis ve kombine tedaviler önemlidir. İlaç tedavisi, bireysel ve ailevi psikolojik destek terapi tedavileri, okul, işyeri yani günlük hayatta yapılacak uyum sağlamaya yönelik düzenlemeler, bireyin kullanabileceği destekleyici medikal aletler kullanılmalıdır.

Yapılacak uygulamalar bireyin yaşına ve çevresine uygun nitelikte olmalıdır. Plan ve öğrenim zorluklarını giderici programlar sunulmalıdır. Riskli davranış ve alışkanlıklar gözlendiğinde sorun büyümeden tedavi edilmelidir.

Beslenme düzenine dikkat edilmeli, alınan gıdaların içeriğine bakılmalıdır. Olumlu davranışlar ödüllendirilirken olumsuz davranışlar doğru yöntemlerle söndürülmelidirler. Planlama yapma, günlük şema hazırlama, stresi azaltma, olumsuz duygu ve düşüncelerinin farkına varma, öfke kontrolü ve güdü kontrol çalışmaları yapılmalıdır.

Uyku düzeni sağlama, sosyalleşme, kendisini riskli davranışlara zorlayacak şeylerden uzak durma ve onları kontrol edebilir hale gelebilmek hedeflenmelidir.

Bu alanda, bu yazımda kısaca değindiğim konular dışında elbette bir sürü, ayrıntıları ile ele alınacak, anlatılacak şeyler var. Cok kısa geçtiğim bu konular da başka bir kitabın, başka yazıların konusu olsun.

Sağlıcakla kalın..

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

CANIM OKUR

writing-1209121_960_720

 

Yazılarıma gösterdiğiniz yoğun ilginizden dolayı teşekkür ederim…

Makalelerim hakkındaki görüşlerinizi yazmayı unutmayın, onlar, benim ve sizlerin gelişimi için çok değerliler. Tüm amacım, kolay anlaşılır bir dille konuları aydınlatmak ve bunların sizlere yarar sağlayan bilgiler olmasına özen göstermek. Makalelerde, merak ettiğiniz veya katılıp katılmadığınız konular hakkında yorumlarda bulunarak konunun tüm yönleri ile aydınlatılmasını, daha da çeşitlenip geliştirilmesini sağlayabilirsiniz.

Son dönemdeki makalelerimden bazıları şunlardı:

 

Bağırsak florası ve midemizde yaşayan bakteriler ve onların ruh sağlığımıza etkisi…

https://panikataksite.wordpress.com/2018/10/16/bagirsaklarimiz-gercekten-de-ikinci-beyin-mi/

 

Çevre kirliliği…

https://panikataksite.wordpress.com/2018/10/28/doga-elden-gidiyor-a-dostlar-biz-de-onunla-birlikte/

 

Çocuklardaki öfke patlamalarını nasıl kontrol edebilirsiniz?

https://panikataksite.wordpress.com/2018/11/07/ofkeli-cocuklar-ofkeli-ana-babalar/

 

Dizde yaşanan artroz…

https://panikataksite.wordpress.com/2018/12/02/diz-kireclenmesi-artroz/

 

Panik atak ve kalp krizini birbirlerinden nasıl ayırabilirsiniz?

https://panikataksite.wordpress.com/2019/02/02/panik-atak-veya-kalp-krizi/

 

Otizm spektrum bozuklukları…

https://panikataksite.wordpress.com/2019/02/18/otizm-spektrum-bozuklugu/

 

Hepinize yeniden iyi okumalar dilerim

Hasan Durna, uzman psikoterpist.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Öfkeli çocuklar, öfkeli ana babalar…

 

arg

Canhıraş çığlıklar, kontrol edilemeyen öfke patlamalarının yoğun yaşandığı dönem, çocukların gelişiminde doğal bir evredir. Genellikle çocuğun duygularını nasıl kontrol edeceğini bilemediği dönemlere denk gelir. Konuşamayan bir bebeğin açlığını nasıl ifade ettiğini düşünün. Bazansa çocuğun anne babasından ayrılıp kendi benliğini bulmaya başladığı, özgürleşmeye çalıştığı dönemleri kapsar.

Dört yaşındaki bir çocuğa istemediği bir yemeği yedirmeye, istemediği bir kıyafeti giydirmeye çalışan her anne veya babanın beni gayet iyi anladığından eminim.

Daha ileriki yaşlarda ise, konuşma yetisine sahip bir çocuğun, bazı durumlarda anne babası ile kim daha güçlü kavgası vermeye başladığını, çevresindeki sosyal etkileşimlerden edindiği deneyimleri aile içinde test etmeye çalıştığını görmekteyiz.

Hiç bir sağlıklı anne veya baba çocuğu ile gereksiz yere çatışmaya girmek ve onlarla ufak nedenlerle tartışmak istemez. Ailenin kavramının özü, kendini güvende hissedip mutlu olunan bir yer olmasıdır.

Ama tartışma, öfke patlamaları, bağırtı ve çağırtı, bazansa kavga düzeyindeki çatışmalar normal bir türk ailesinde gözlenen durumlardır. Ergen ana babalarında bu durum daha da belirgindir.

Öyleyse psikolojimizi bozan, ruh ve somatik sağlığımızı tehdit eden, stress ve uyku bozukluklarına yol açan, utanç ve öfke patlamalarına neden olan bu duruma karşı ne yapmalı?

  • Her konuda kavga etmene gerek yok. Bırak, çocuğun yaşına uygun durumlarda, kendi kararını kendi versin.  Tartışmaya yol açan her on durumdan ancak biri tartışmaya değer aslında.
  • Her şeyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak algılama.
  • Çevredekilerden utanmaktansa çocuğun için o anda neyin doğru olduğuna karar ver ve onu uygula.
  • Karnı tok ve iyi uyumuş az stresli çocuklar daha az mızmızlanır.
  • Her çocuk farklıdır. Çocuğunu ve onun davranışlarını tanıyor musun?
  • Kendi duygu ve davranışlarının farkında mısın? Bir yetişkin olarak kendi sorumluluklarının farkında mısın?

Kızgın ve öfkeli bir çocuğu sakinleştirmek.

  • Herşeye rağmen tartışma büyümüşse, büyük tartışma/kavga çıkmışsa, çocuğunun güvende olmasını sağlamak senin görevin.
  • Kızgın ve öfkeli bir çocuğa dokunma. Onu sakinleştirmek amacı ile de olsa kucaklamaya çalışma.
  • Vücut dilinin tehdit eden, korkutucu ve otoriter olmamasına özen göster.
  • Sakin ve yumuşak bir ses tonu ile konuş. Sesini yükseltme.
  • Varsa çocuğun kardeşlerini odadan çıkart.
  • Sandalyeye, kanapeye veya yere oturarak çocuğunla aynı boy hizasına gelmeye çalış. Yukarıya bakarak seninle tartışan kızgın çocuklar daha zor sakinleşir.
  • Kısa cümleler kurup objektif ol. Kişisel eleştiri yapma, olan olayı, yanlış olan şeyi eleştir.
  • Çocuğunun duygularını onaylamaya çalış.
  • 10 dakikadan fazla tartışma. Konuyu değiştir. Gerekirse bir süre sonra tartışmaya geri dönersin ancak uzun, gereksiz ve olumsuz tartışma genelde hiçbir şeyi çözmez
  • Çocuğunun tartışmadan bir şekilde onuru kırılıp, özgüveni zedelenmeden çıkmasını sağla. Mesele senin tartışmayı kazanıp kazanmaman değil, çocuğunun olup bitenden birşeyler öğrenip öğrenmemesidir.
  • Her tartışmadan sonra, kavganın tozu dumanı çekilince, olup bitenin sonuçlarından konuş. Destekleyici, yol gösterici, bilgilendirici ve kararlı ol.
  • Kendi duygularından ve çocuğunun duygularından haberdar ol, onun duygularını onayla.
  • Varsa kardeşlerini olup bitenden haberdar et, ancak asla tartıştığın çocuğunu suçlayıcı aşağılayıcı veya utandırıcı ifadeler kullanma.

Saygılarımla

Hasan Durna, uzman psikoterapist

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html