Depresyondan kurtulup alzheimer ile başa çıkabilmek, kaygı ve korkularınızı kontrol altına almak ister misiniz?

BlogGraphic-HeartAttack-670x499

Beyin, insanın en karmaşık organlarından birisi, belki de birincisidir. Vücudun çoğu hayati fonksiyonlarına hükmedip duygu, hafıza depolama gibi birçok önemli işlevi vardır. Milyonlarca yıllık evrimin ortaya çıkardığı en mükemmel işlerden biridir.

Fiziksel olarak taş devri insanı, Homo sapiens, ile aramızda aslında çok büyük fark yok. Onlardaki en önemli üstünlük, yaşama alışkanlıkları sonucunda edindikleri güçlü fizikleri ve daha hassas duyu organlarıdır.

Onlar bu hassas duyu organları ve zamanla geliştirdikleri korku, kaygı, stres ve hafif depresyon sayesinde de hayatta kalmışlardır. Bizler, üzerine gelen aslandan korkup kaçan, o aslan gelmeden önce ondan nasıl kurtulurum kaygısıyla yaşayan insanların torunlarıyız. Belki denk getirip tek başına bir aslan öldürebilen atalarımız da vardı ancak günümüz insanının ataları, o korkak çekingen ve öncelikli olarak güvenliğini düşünen ve hayatta kalan insanlardır. Depresyon, kaygı, panik atak ve stres sadece korkutucu, zararlı ve kötü şeyler değidir. Bunlar bir zamanlar bizlerin yaşamını kurtaran özelliklerimizdi. şiddetli korku

Araştırmalara göre haftada 3 gün en az 30´ar dakikalık orta veya yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite yapan bireylerin daha mutlu, daha az stresli, daha fazla özgüven sahibi ve olası depresyon ataklarına karşı daha dirençli oldukları tespit edilmiştir. Bir deneyde haftada üç gün hızlı yürüyüş yapan yaşlılar, yapmayan yaşlılara göre inanılmaz farklılıklar göstermiştir. Fiziksel aktif grupta, belirli bir yaştan sonra doğal olarak kabul edilen yıllık % 1 beyin küçülmesi yerine % 2 beyin büyümesi gözlenmiştir. Yani fiziksel aktivite onların beyinlerini gençleştirmiş, hafıza kapasitelerini arttırmış, demens ve alzheimer riskini azaltmış, özgüven ve planlama yetilerini arttırmıştır.

Taş devri insanı elbette yaşamak için sürekli hareket etmek, avlanmak, toplamak, konup göçmek için çaba gösterip enerji harcamak zorundaydı. Tahminen günümüz modern insanından en az iki kat daha hareketliydiler ve bize göre en az iki kat daha fazla efor sarfediyorlardı. Daha 100 yıl öncesinin köy yaşamı bile bu oranlara yakın düzeyde hareketli ve enerjik insanları yaratmıştı.

Günümüzdeki genel yaşayış biçiminde çok az hareket eden insanlarının yaşam sürdüğü ortamın yemeğin kapıya sipariş edildiği bir ortam olduğu, yediği yemeğin büyük ihtimalle genetik değişime uğramış yada bir sürü kimyasallar/ilaçlar ile doğallığını kaybetmiş ürünlerden yapıldığını unutmayalım. Şu yazımda doğa ve psikoloji doğadaki olumsuz değişime dikkat çekmiştim.

Elbette az hareket eden, doğal ve sağlıklı beslenmeyen insanlar daha içe kapanık, stresli ve sinirli olmakta. Savunma mekanizmaları zayıflamakta ve böylelikle daha kolay hasta olmaktalar. Daha kolay mide ve bağırsak hastalıklarına yakalanmaktalar. Şu yazımda bağırsak florasındaki değişimlere dikkat çekmiştim. mide bağırsak ve beyin ilişkisi

Bunları daha da kötü yapan şey ise uyku düzeninin bozulması ve uyku problemleri yaşamaktır. Ciddi psikolojik rahatsızlıkları olan bir insan için yapılacak ilk ve en önemli tedavi, onun uyku düzenini normalleştirmek olmalıdır. Şurada uyku düzensizliği ve panik atak uykunun fiziksel ve ruhsal sağlık için ne kadar önemli olduğunu yazmıştım.  Günlük 7 – 8 saatlik uyku kişiyi sadece daha dinç ve güçlü kılar.

Günümüz modern insanının diğer bir problemi ise yanlızlıktır. Steve Jobs´un Iphone 4 tanıtımının üzerinden sadece 9 yıl geçti. Bu süre içerisinde bireylerin, özellikle çocuk ve ergenlerin ekran karşısında (akıllı telefon ekranı da dahil) geçirdikleri zaman, sosyal medya kullanımı süresi her geçen yıl ve ay, neredeyse her geçen dakikada yeni rekorlar kırmakta. Akıllı telefonlar onlarca sosyal medya arkadaşlıkları vs ne yazık ki bizleri daha mutsuz yaparak daha bağımlı kılıyor. Arkadaşla, eş dostla birlikte yapılan sosyal bir etkileşim sonucu ortaya çıkan haz alma ve bunun sonucunda vücuda dağılan endorfinden istemsizce vazgeçtik galiba. Sosyal medyada alınan ‘like’ lar beyinde aynı haz alma duygusunu yaratıyor artık. Para puldan ziyade belki de bu yüzden bir sürü internet fenomeni, youtuber canları pahasına riskli işlere kalkışıyorlar ve belki de bu yüzden tuvalette bulunan kitap ve ansiklopediler yok oldu artık…

Sadece spor yapmak, düzenli uyku çekmek, sağlıklı beslenmek, sosyal ilişkiler kurmak kişiyi elbette depresyon ve demensten veya diğer psikyatrik hastalıklardan tam olarak kurtarmaz.

Eğer psikolojik rahatsızlığı olan bir kişiysen psikolog, psikiyatrist desteği almaktan korkma. Doktorunun yazdığı psikofarmaka ilaçlarını sakın kendi başına azaltıp arttırma. Hiç bir şey yapamıyorsan hızlı yürüyüş yap, internete bağlanma süreni kısıtla, ne olursa olsun uyumaya çalış ve yediklerine ve içtiklerine dikkat et.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla

Hasan Durna, uzm psikoterapist

Reklamlar

Canım Okur

writing-1209121_960_720

Yoğun ilginizden dolayı teşekkür ederim. Onbinlerce ziyaretçi ve 60 civarında ülke. Gerçekten teşekkürler…

İkinci kitabım Sosyal Fobi Kim korkar sosyal fobiden! ocak ayında okurlarım ile buluştu. Orada sosyal kaygı bozukluğu ve nasıl bununla başa çıkılacağını yazdım. İkinci kitabıma da ilk kitaba olduğu gibi, gösterdiğiniz yoğun ilgi için teşekkür ederim.

Makalelerim hakkındaki görüşlerinizi yazmayı unutmayın, onlar, benim ve sizlerin gelişimi için çok değerliler. Tüm amacım, kolay anlaşılır bir dille konuları aydınlatmak ve bunların sizlere yarar sağlayan bilgiler olmasına özen göstermek. Makalelerde, merak ettiğiniz veya katılıp katılmadığınız konular hakkında yorumlarda bulunarak konunun tüm yönleri ile aydınlatılmasını, daha da çeşitlenip geliştirilmesini sağlayabilirsiniz.

Son dönemdeki makalelerimden bazıları şunlardı:

 

Denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu 12. panik atak belirtisi olarak sizlere sunuldu. Gayet yoğun yaşanan ve korkutucu olan bir belirti hakkındaki yazı, en çok merak edilen konulardan birisi oldu.

https://panikataksite.wordpress.com/2017/12/29/denetimini-yitirme-ya-da-cildirma-korkusu-panik-atak-belirtileri-12/

 

Ölüm korkusu 13. panik atak belirtisi olup panik atak belirtileri serimin son yazısı idi.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/01/11/panik-atak-belirtileri-13/

 

Sosyal fobi hakkındaki yazım.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/01/21/sosyal-fobi/

 

Sosyal fobi testi sizlere kendinizi test etme imkanı verdi.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/02/18/sosyal-kaygi-bozuklugu-testi/

 

Sosyal fobi nedir sorusunun cevabı bulabileceğiniz bir yazı.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/03/12/sosyal-fobi-nedir/

 

Sosyal fobi ve utangaçlık birbiri ile karıştırılan, birbiri içine geçmiş iki kavramdır. Ayrılmalarının zamanı geldi artık.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/05/05/sosyal-fobi-ve-utangaclik/

 

Sosyal fobiye eşlik eden hastalıklar adlı makalem konuyu aydınlatmakta.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/05/05/sosyal-fobi-ve-utangaclik/

 

Mobbing iş yerinde, okulda, sokakta veya mahallede rastlanan bir problemdir.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/06/17/psikolojik-yildirma-mobbing-uygulayan-baskin-karekterli-kisileri-tanima-ve-onlarla-basa-cikabilme-stratejileri/

 

Can dostlarımız, hayvanlar. Psikolojimizi olumlu etkilediklerini biliyorsunuz elbette.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/07/02/hayvanlar-ve-insan-psikolojisi/

 

Korku ve kaygılarımız hakkındaki yazım.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/08/09/korku-ve-kaygilarimiz/

 

Ekonomik krizler ve psikoloji hakkındaki fikirlerim.

https://panikataksite.wordpress.com/2018/08/15/ekonomik-kriz-ve-psikoloji/

 

Hepinize yeniden iyi okumalar dilerim

Hasan Durna, uzman psikoterpist.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Ekonomik kriz ve psikoloji

The graph of fall of the coins. Red arrow down

Maslow insanın gereksinimlerini beş temel kategoride toplamıştır. Ancak en temel ihtiyaçlar giderildikçe sonrasında daha üst seviyede yer alan diğer ihtiyaçlar da giderilebilir Maslowa göre.

  1. Fizyolojik gereksinimler (besin, su, cinsellik, uyku gibi)
  2. Güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği gibi)
  3. Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık gibi)
  4. Saygınlık gereksinimi (kendine ve başkalarına saygı, güven, başarı gibi)
  5. Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü gibi)

Ekonomik gereksinimlerin karşılanması en temel ihtiyaçlarımızdan birisidir. Bunun bir problem olmaya başladığı veya bu riskin olası olduğu durumlarda bile stres yaşayıp depresyona girebiliriz. Kaygı yaşanıp, panik atakların tetiklenmesi olasıdır.

Kriz odaklı korku nedeni ile kişi yoğun kaygı ve korku yaşayıp öfke ve endişeye kapılabilir, kaçınma ve sakınma davranışları geliştirebilir, isteksizlik ve güvensizlik yaşayıp, kendisini yakın çevresinden soyutlayabilir.

Ekonomik kriz yaşanan dönemlerde eşler arası çatışmalar sonucunda boşanmalarda artış gözlendiği, fiziksel sorunların arttığı, cinsel sorunların uyku bozuklukları ve aşırı stresin gözlendiği bilindik şeylerdir.

Öyle ise ne yapmalı?

  1. Durum ne kadar umutsuz olursa olsun, bunların üstüne bir de ruh sağlığını kaybetmen sorunu daha da çıkmaza sokar. Ancak kendini mutsuz hissetmen, geleceğe ve ailene dair kaygı duyman elbette normal olandır. Önemli olan o düşünce ve duyguları kontrol altına alabilmen.
  2. İşleyen demir pas tutmaz. Fiziki ve mental çalışmalar ruh sağlığını koruyan faktörlerdir.
  3. Korkularınla yüzleşmek seni daha güçlü kılar. Problemlerden kaçmaktansa onları karşılamayı dene.
  4. Ekonomik kriz utanç yaratır. Kişi kendini izole edip zamanla atıl bir sosyal yaşama sahip olur. Daha önce yaptığın şeyleri yapmaya çalışmak, arkadaşlarınla ara sıra da olsa buluşmak önemlidir.
  5. Daha önce yapmış olsan bile kendine günlük bir spor bul. Bir süre sonra kendini daha iyi hissedeceğini biliyorum.
  6.  Günlük yaşamın stresiyle oradan oraya savrulmaktansa bir plan dahilinde hareket etmeye çalış. Gün içindeki kısa molalar zihnin ve vücudun dinç kalmasını sağlar.
  7. Alkol ve benzeri alışkanlıklardan uzak dur. Onlar sorunu sadece daha karmaşık, daha çözülmez kılar.
  8. Alışkanlıklar edin ve onları izle. Alışkanlıklar güven yaratır ve güvense stresin panzehirlerinden biridir.
  9. Olumsuz düşüncelerinin farkına varıp onların esiri olmamaya gayret et.
  10. Olayları olduğu gibi kabullenmek en doğru olanıdır. Ne fazla ne eksik.
  11. Duyguların baskın olmaya başladığında onların esiri olup sadece onlar üzerinden tepki vermemeye gayret göster.

 

Saygılarımla, Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

Korku ve kaygılarımız

korkular

Korku ve kaygı türleri

Korkular ve kaygılar farklı türlerde olup farklı şiddette algılanırlar. Bu farklılıklar kişiden kişiye değişse de bunları bir kaç grup içinde kümeleyip, ortak payede tanımlamak olanaksız değildir. Kaygı problemleri bir psikoloğun bir iş gününde en sık karşılaştığı problemlerin başında gelir. Tıp literatüründe sorunlu ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen hali anksiyete olarak adlandırılır. Bazı korkular ise problemli ve tekrar eder hale geldiklerinde fobi olarak adlandırılırlar.

 

Korku:

Bu yazının konusu olan problemler arasında en hafif yaşanan problem, normal olan korkudur. Herkes mutlaka bir şeyden korkar. Bazıları çok, bazıları az korksa da yaşanılan korkuların büyük bir kısmı geçici, günlük yaşamı fazla etkilemeyen, tekrarlama olasılığı düşük korkulardır.

Bunlardan bazıları kaygı yaratabilir. Bu kaygı kısa bir dönem veya kişinin bir sonraki aynı kaygıyı yaratan durumda verdiği olumlu deneyime kadar sürer ve sonrasında yok olur.

Normal hallerde ise insan hiç birşey yapmasa da kendiliğinden azalır ve zamanla kaybolur.

 

Fobi:

Korku anlamına gelen fobi, özel veya genel bir duruma veya bir nesneye karşı hissedilir. Zamana yayılmıştır ve günlük yaşamı olumsuz etkiler. Güçlü bir korku ve tiskinti duygusu yaşanılır.

Diğer rahatsızlıklarla birlikte görülebildiği gibi, tamamen bağımsız dışarıdan bakan birisi için küçük ve önemsiz bir duruma veya nesneye karşı da hissedilir. Agorafobi (meydan yeri korkusu) veya araknofobi (örümcek korkusu), tanatofobi (ölümden korkmak) gibi yüzlerce örnek verilebilir.

Çaresi vardır.

 

Yaygın Kaygı Bozukluğu:

Kaygı korkular ve duygusal kırılganlık kişiyi uzan zamandır takip etmektedir ve sıklıkla bunlar hakkında olumsuz düşünceler ve saplantılar olur. En belirgin özelliği kişinin eğlenceli birşey yapıp huzur dolu bir ortamlarda bulunsa dahi bu sıkıntıyı yaşamasıdır.

Elbette çaresi vardır.

 

Panik kaygısı:

Panik atakları aniden ve sebepsiz yere gelirler diye bilinir. Aslında kitaplarımda belirttiğim gibi bunların bir nedeni, nasıl işlediği ve bizleri ne kadar etkilediği gayet açıktır. Kalp çarpıntısı, ölüm korkusu, terleme ve üşümeler, depersonalizasyon ve derealizasyon, bayılmalar, karın ağrıları gibi 13 belirtisi vardır.

Yoğun ve korkutucu bir korku hissedilir. En yaygın psikolojik rahatsızlıklar arasında üst sıralarda yer alır. Zamana yayılmıştır ve diğer bazı psikolojik rahatsızlıklarla birlikte görülür.

Elbette çaresi vardır. Gereksiz yere yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin.

 

Sosyal fobi:

Sosyal durumlarla ilintili, günlük yaşamı aşırı derecede rahatsız eden yogun kaygı ve korkular yaşatan bir rahatsızlıktır. En sık görülen rahatsızlıkların ilk sıralarında yer alır. Sakınmalar ve panik atakları ile birlikte görülür.

Kişiyi büyük bir yalnızlığa ve sosyal yalıtılmışlığa iter. Depresyon stress gibi birçok farklı rahatsızlıklar günlük yaşamı olumsuz kılar.

Elbette tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.

 

Takıntı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif-Kompulsif Bozukluk) OKB:

Bazı takıntıları (obsesif) ve zorlantıları (kompulsif) ve onlar etrafındaki ayinleri / düşünceleri nedeni ile yaşanan yoğun korku ve kaygılardır. Kişi ve yakınlarının güncel yaşamını çok olumsuz etkiler. Depresyon, panik atakları gibi bir sürü diğer rahatsızlıklarla birlikte görülür.

Yukarıdaki rahatsızlıklara göre görülme sıklığı daha düşük olsa da yaşanılan acı ve günlük yaşama olan olumsuz etkisi daha yüksektir.

Elbette doğru tedavi ve alıştırmalarla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB):

Çok yoğun korkuların yaşandığı, intihar olasılığının diğer kaygı problemlerine göre daha yüksek seyrettiği, yaşayan insanlar için korkunç olan bir rahatsızlıktır.

Bir kaza sonrasında, uzun süreli şiddet veya mobbing yaşayan insanlarda vs vs görülebilir. Yoğun korku, o anı veya korkuyu günbegün yaşama gibi belirtiler içerir. Uykusuzluk, aşırı sinir, iştahsızlık halleri gözlenir.

Ne kadar korkunç olursa olsun elbette çaresi olan bir rahatsızlıktır.

 

Gereksiz yere harcanan para ve zaman, aşırı veya bilinçsiz ilaç kullanımına bağlı komplikasyonlar, sosyal ve ekonomik zorluklar gibi birçok sorunun doğru tedavi yöntemleri ile zamanında engellenebileceğini unutmayın. Bilimsel ve sınanmış tedavi türleri dışında öneri yapan dolandırıcılarda uzak durursanız ve önerilen tedavi programını harfiyen izlerseniz kısa sürede bu problemlerinizden kurtulacağınızı veya büyük oranda o korku ve kaygılarınızla başa çıkar hale geleceğinizi biliyorum. Aklın yolu birdir.

Saygılarımla, Hasan Durna uzm psikoterapist.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

 

 

Sosyal fobiyi tarihte ilk tanımlayan kişi Hipokrat olmuştu.

Hippokrates

“Sosyal fobinin, tahminen ilk insanın ortaya çıkışından beri varolmuş olsa da, ilk olarak yazılı kayıtlara geçirilmesi, milattan önce 400´lü yıllarda Hipokrat (Hippokrates, yu.) ile olmuştur. Doktorluk mesleğinin babası sayılan Hipokrat, sosyal fobiyi ”kişinin sosyal durumlardan kaçınmasına neden olan, bir tür aşırı utangaçlık” olarak algılayıp, bu şekilde teşhis etmiştir. Sonrasında, 1900´lü yılların başlarında, Fransız Pierre Janet, ”phobie des sitüations sociales” (toplumsal alanlarda yaşanılan korku) tanımını psikiyatri literatürüne sokmuştur. Freud, içinde yaşanılan toplumun kişiyi derinden etkilediğine inanırdı ve bu yüzden fobileri ”kaygı histerisi” adını verdiği bir sınıflamaya dahil etmişti. Dolayısı ile sosyal fobi de bu sınıflamaya dahil edilmişti ve Freud´a göre sosyal fobi ”kendi kendine duyulan güvensizlik nevrozu” yaşayan kişilerde görülürdü. Fakat bu tanımlama sosyal fobiyi gerektiğince görünür ve bilinir kılmadı. 1950´li yıllarda Güney Afrikalı Joseph Wolpe´in fobiler alanında yaptığı çalışmalar ve en önemlisi yüzleştirme tekniğinin öncülü olan ”Systematic desensitization-sistematik duygusuzlaştırma” tekniği, fobilerin ve böylelikle sosyal fobinin psikiyatri çevrelerinde yer edinmeye başlamasına yol açmıştır. 1960´lı yıllarda İngiliz Isaac Meyer Marks´ın kaygı ve fobiler üzerine alışmaları ”sosyal fobinin” kendi başına bir fobi türü olarak kabul görmesine doğru atılan önemli bir adımdır. 1980 yılına gelindiğinde Amerikan Psikiyatri Birliğince (APA) hazırlanan DSM-III (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) sınıflandırmasında sosyal fobi, resmi bir tanı olarak yerini alır psikiyatri dünyasında.”

Sosyal Fobi Kim korkar sosyal fobiden! sayfa 2.

http://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Hasan Durna

SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU TESTİ

oldladyyoungwoman

Kardeş sayfamızdan: “www.kimkorkarsosyalfobiden.wordpress.com”

SOSYAL KAYGI BOZUKLUGU TESTİ

Çok sorulan sorulardan birisi sosyal fobinin nasıl tespit edilebileceğidir. Sakın onun bunun sözüne uyarak, uyduruk kişilerin uyduruk tavsiyelerine öykünerek çıkarımlarda bulunmayın.

Bu test benim tarafımdan Social Phobia Screening Questionnaire (SPSQ) baz alınarak geliştirilmiştir. Sadece kişiye bilgi vermesi için kitaba konulmuştur. Kendi başına klinik tanı koymak için yetersizdir. Tanı konulması için uzman bir psikoterapistin yapacağı detaylı inceleme ve testler, klinik görüşme gibi başka unsurlar önemlidir.

Size uygun seçeneğini seçerek cevaplayın.

Bende hiç kaygı yaratmıyor 0 puan
Bende biraz kaygı yaratıyor 1 puan
Bende normal kaygı yaratıyor 2 puan
Bende normal üstü kaygı yaratıyor 3 puan
Bende çok fazla kaygı yaratıyor 4 puan

0 – 24 puan arası: Sıfır veya çok az risk
25 – 34 puan arası: Tahmini sosyal fobi
35 – puan arası: Yüksek risk ve yaygın fobi

1-) Topluluk önünde konuşmak
Puan ( )
2-) Yabancı birisi ile konuşmaya başlamak
Puan ( )
3-) Başka insanların bulunduğu bir odaya girmek
Puan ( )
4-) İnsanlar bakarken birşeyler yazmak veya yapmak.
Puan ( )
5-) Başkaları önünde düşüncelerini ifade etmek
Puan ( )
6-) Tanımadığın birisine telefon etmek
Puan ( )
7-) Dışarıdaki genel bir tuvaleti kullanmak
Puan ( )
8 -) Düğün, eğlence, arkadaş toplantısına gitmek
Puan ( )
9-) Müdürün, öğretmenin, komutanın vs ile konuşmak
Puan ( )
10-) Topluluk önünde başkalarının senin ile konuşması
Puan ( )
11-) Yabancı birisi ile konuşmak
Puan ( )
12-) İş, okul arkadaşları ile yemek izni arasında zaman geçirmek
Puan ( )
13-) Yabancı insanlar ile yemek, içmek
Puan ( )
14-) Tanımadığın bir insan ile yalnız kalmak
Puan ( )
15-) Sürekli kaygı düşünceleri ile meşgul olmak
Puan ( )
16-) Sosyal durumlara bağlı kaygıdan dolayı fizikzel belirtiler veya panik atak nöbeti yaşamak
Puan ( )

Saygılarımla Hasan Durna, uzman psikoterapist…

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 3… PANİK ATAK VE UNUTKANLIK

detective-1424831_960_720

PANİK ATAK VE UNUTKANLIK

Unutkanlık ve hafıza kapasitesi, biyolojik sebeplere ( yaşlılık demens, neurolojik bozukluklar…) bağlı oldugu kadar çevre koşullarına (alkol sigara gibi bazı maddelerin kullanımı, iletişimi bozan koşullar…) veya psikolojik koşullara (motivasyon, dikkat, ilgi düzeyi…) da bağlıdır.

Günlük yaşamında yüksek düzeyde stres yaşayan insanlarda unutkanlık görülmesi olağan bir durumdur. Panik kaygısı ile yaşayan, sıklıkla panik atak nöbetleri geçiren insanların yüksek düzeyde günlük strese maruz kalmaları genel bir durumdur.

Stres anında beynimizin hafıza depolama merkezi olan Hipokampus´un şeker kullanma (vücudun önemli bir enerji kaynağı) yetisi engellenir. Bu enerjiye ulaşamayan hipokampus böylelikle algıladığımız bilgiyi depolayamaz hale gelir. Bu da bizlerin depolayamadığımız bilgileri unutmamıza yol açar.

Yani az stresli bir yaşam uzun vadede daha büyük hafıza kapasitesi, daha az unutkanlık ve dolayısı ile daha yüksek kendine güven, topluluk içinde kendini gösterme isteğine neden olur.

Bir konuya kendini motive etmek, ona ilgi ve alaka göstermek o konunun durumun daha kolay kavranılması, beğenilmesi ve daha kolay şekilde hafızaya kaydedilmesine neden olur.

Günlük spor veya fiziksel egzersizler yapmak, iyi uyku uyumak, yiyecek ve içeceklerde çeşitlilik yaratip fazla aşırıya kaçmamak gibi küçük ama önemli adımlar unutkanlığı engellediği gibi stressiz bir gün ile yaşam kalitesini de yükseltir.

Saygılarımla..

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html