Korona salgını günlerinde ruh sağlığınızı korumak için ne yapmalısınız?

Coronabild

Yapabilenlerin gönüllü olarak, sonra da herkesin kısmi karantina tedbirleri ile zorunlu olarak evlere kapandığı şu günlerde küçücük alanlarda tıkış tıkış toplanmak elbette yorucu ve ilişkileri zorlayıcı bir durumdur.

Günlük alışkınlarının birdenbire değişmesi, yapacak pek fazla şey olmaması stres yaratıp yorgunluk ve bıkkınlık hislerine neden olur. Ekonomik kayıplar, hastalık bulaşma korkusu, sosyal çevre ile ilişkinin kesilmesi, yardıma ihtiyacı olan yaşlı akraba ve aile üyelerinin yanında istediği kadar olamamak gibi sebeplerle psikolojimiz daha kırılgan daha olumsuz yorumlamalara meyillidir.

Ancak, bu dönem yararlanmasını bilenler için fırsatlar da yaratan özel bir dönemdir.

Karantina günlerinde ruh sağlığınızı korumak, bu dönemden faydalı ve mantıklı kazanımlarla çıkmak için şunları yapın.

 

Sosyal medyayı sınırlı sürede kullanın

Elbette evden çalışabilenler günün bir bölümünde normal işleri ile meşgul olmakta. Ancak evde kapalı insanların temel sorunu, abartılı boş vakit sahibi olmaktır. Son yıllarda hayatımıza giren ve akılı telefonlar yardımı ile insanların boş vakitlerinin birincil meşgalesi, ekran karşısında geçirilen zaman, gün be gün artmakta. Bir gün özellikle not ederseniz kaç saatinizin ekran karşısında geçtiğini bulabilirsiniz. Özellikle salgın, savaş vs gibi özel dönemlerde sosyal medyada yoğunlaşan, çoğunlukla yanlış bilgilerle dolu veri trafiği, bireyin sürekli olumsuz ve yıkıcı haberler ve paylaşımlarla doldurulmasına neden olur. Sonucu tahmin edin! Birisine kırk gün deli dersen deli olur demiş atalar…

Belirli saatler dışında sosyal medya kullanımınıza sınırlama getirin. Siz bunu yapınca çocuklarınıza da örnek olur ve onların sosyal medya kullanımını sınırlayabilirsiniz. Hangi haberleri izlediğinizi bilerek izleyin. Sadece olumsuza odaklanmayın.

 

Günlük rutinler güven ve dinginlik sağlar

Belirli saatlerde uyumak ve uyanmak, gün içinde yemek öğünleri, jimnastik, oyun, birlikte okuma, masal saati, kişisel etkinliker ortak etkinlikler gibi alışkanlıklar aile bireylerinin birbirleri ile daha yararlı zaman geçirmesine, birbirlerini yapıcı bir şekilde desteklemesine neden olur. Özellikle çocuklu ailelerde yeni günlük rutinler yaratmak çok önemlidir. Çocukların sorumluk aldığı rutinler, eğlenceli / yarışmacı aktiviteler içeren rutinler, birlikte yapılan rutinler, kişisel aktiviteleri içeren rutinler güven yaratır, zamanla huzur ve dinginlik sağlar.

 

İzole olmak arkadaş eş ve dostlarla ilişkiyi kesmek değildir

Günümüz teknolojisi bambaşka imkanlar sunmakta. Yaşı yetenler bilir, dedelerimiz nenelerimiz anlatırdı, at ve eşek üstünde yapınan o uzun yolculukları. Hala hatırlarız günlerce süren mektuplaşma dönemlerini. Şimdi facetime, skype, whatsapp, mail, sms vs insanları birbirlerine öylesine yakınlaştırdı ki… Teknoloji gereğince kullanın lütfen, o bizim için var.

 

Olumsuz bir döneme girdiğinizi fark edin

Olumsuz ve depresiv dönemler elbette tehlikeli ve mutlaka kaçınılması gereken şeyler değildir. Yaşamın doğal akışında olan gelip geçen dönemlerdir. Ancak böyle olağanüstü durumlarda, extra kırılgan yapılı ve yalnız yaşayan insanlarda biraz daha yıkıcı ve tehlikeli olabilir. Duygu durumunuzdaki aşırı değişimlerin farkında olun. Yemeniz içmeniz, uyku durumunuz gibi parametrelerle duygu durumunuzdaki değişimleri daha objektif gözleyebilirsiniz.

Mizah ve aile bireyleriyle, dostlarla konuşmak her zaman yardım eder.

 

Anı yaşayın, fırsatı kaçırmayın

Küçük mutluluklar kısa sürede parlayıp sönerler. Onları yakalamaya çalışın. Rutinleriniz olsun ancak spontane olmanın önemini de sakın unutmayın. Özellikle çocuklu aileler için önemli bir kural bu.

 

Yeme ve içmenize dikkat edin, spor yapın

Evde kalmak, boş zaman bolluğu, kolaylıkla atıl kalmak, abur cubur yemek, fazla alkol almak, hareketsiz kalmak gibi sorunları da beraberinde getirir. Daha önceki bir yazımda Depresyondan kurtulup…  bu konuya ayrıntısı ile değinmiştim. Psikoloji ve yeme içme fiziksel hareketlilik arasında yakın bir bağ vardır.

 

Yaratıcı projeler başlatın

Çocuklar sorumluluk aldıkça büyür gelişirler. Onlarla birlikte yapabileceğiniz şeyler var mı? Değiştirilmesi gereken oda, düzenlenmesi gereken kitaplık, garderob…

Aslında düşünce ve duygularınızı kağıda dökebilen birisi olduğunuzu fark ettiniz mi? Belki de zamanla daha iyi çizimler, resimler yapabildiğinizi? Hayır ben iyi bir anlatıcıyım, youtubu kanalımda hikayeler anlatacağım… Yeni kurduğum şirket ile evden satış, evden programlama yapacağım…

Evet, ne demek istediğimi anladınız, sizin için tek sınır, sizin çizdiğiniz sınırdır. İçinizdeki yaratıcı yanı fark edin ve onu test edin.

 

Daha önce paranoya, OKB, kaygı bozuklukları, fobiler vs gibi poblemleriniz varsa 

Elbette bu sorunlar, şu yaşanan durumlardan tetiklenir ve bir uzmanla görüşme ihtiyacınızı arttırabilir. Teknolojiyi kullanarak psikoloğunuzla, doktorunuzla konuşmaktan çekinmeyin. İlaçlarınızı aksatmayın. Gayrı ciddi insanların anlattığı safsatalara kulak kapatın. Tedavinize devam edin.

 

Sakin kalın, kendinize ve doğru tedbirlere güvenin

Sakinliğini koruyabilmek, özellikle çocuklu ailelerde zorunlu bir adımdır. Daha önceki bir yazımda çocuklarla nasıl konuşabileceğinizden bahsetmiştim Korona ve çocuklar

Sakin kalmak kişilik yapısı kadar, bilgi ve deneyim ile de kazanılabilecek bir özelliktir. Güvenli, bilimsel, yapıcı kaynaklarla beslenen karar doğru adımları atmanıza ve böylece kendiniz ve sevdiklerinizi korumanıza yol açar.

 

Kültür ve sanat ruhun gıdasıdır

Ruh sağlığı sadece akıl ve gerçeklikle değil, duygular, sanat ve kültürle de beslenir. Müzik, film, kitap, resim… Size uygun olan ne ise onunla uğraşın onu izleyin. Size bir duygu hissettiren şey sizi geliştirir.

 

Asla yılmayın

Ne olursa olsun umudunuzu yitirmeyin. Çabalamaktan vazgeçmeyin.

 

Saygılarımla

Hasan Durna

 

 

Korona salgını yüzünden endişe duyan çocuklarınızla nasıl konuşmalısınız?

shutterstock_1319345675 covid-19 doktorn anders åker coronavirus BRIS virus pandemi medicin prata med psykologi hälsa barnen gravid_0

Korona virüsünün tüm dünyayı ve Türkiye´yi nasıl etkilediği malumunuz. İnsanlar bu boyuttaki bir tehlikeye farklı tepkiler vermekte. Daha önceki bir yazımda toplumsal travmadan bahsedip olayın psikolojik yönlerini irdelemiştim PANİK ATAK, TERÖR VE TOPLUMSAL TRAVMA. Elbette tüm yetişkinler gibi çocuklar da olup bitenden endişelenmekte ve korkmaktalar. Destek ve tavsiye için ise anababalarının yardımına ihtiyaç duymakta, normal günlerdekinden daha fazla ilgi ve açıklamayı hak etmekteler.

Bilmemezlik, anı algılayamamak ve kontrol duygusunu yitirmek ve üstüne de en yakınlarındaki insanların endişesini gözlemek çocuklarda korku, kaygı, stress ve güvensizlik yaratıp, nedensiz ağlama nöbetleri, stress, uyku sorunları, yeme içme sorunları, dikkatini toplayamama gibi bir çok başka sorunun ortaya çıkmasına neden olur.

Her çocuk aynı şekilde etkilenecek diye bir genelleme yapmak elbette yanlıştır ancak çocukların, özellikle kırılgan anababalara sahip çocukların daha hassas olduklarını sizlere bildirmek ve tüm çocuklar için doğru bilgiye ulaşmanın onların hakları olduğunu vurgulamak isterim.

Çocuğunuzun stresini hafifletmek, onu rahatlatmak ve korumak için:

  • Öncelikli olarak kendiniz doğru ve gerçekçi bilgiye ulaşın. Bir şeyi bilmeyen elbette onu başkalarına anlatamaz.
  • Çocukların en güvendiği varlıklar anne ve babaları, aileleridir. Onları endişelendiren en ufak olay, anlayıp anlamasalar da, çocukları da endişelendirir, etkiler.
  • Çocuklar hangi yaşta olursa olsun yaşlarına uygun tanımlar ve davranışlar ile bilgilendirilebilirler.
  • Onları bilgilendirmek sadece rahatlatmak ve streslerini azaltmak için değil, aynı zamanda onları korumak ve güçlendirmekle de alakalıdır. Virüs çocuklara da bulaşmakta, çocukları da hasta etmektedir.
  • Bilgi kontrol, kontrol ise güven demektir. Büyük travma yaratan olaylarda genellikle, kontrolü kaybetmek duygusu insanı olumsuz etkileyip stres yaratan bir olgudur. Çocuğunuza vereceğiniz bilgi ve yeti, onun kontrolü bir nebze de olsa eline almasını sağlar.
  • Dürüst ve açık olun. Onun yaşına uygun bilgi vermek, ona yalan söylemekten bin kere daha güçlü bir metoddur.
  • 5, 10 veya 15 yaşında bir çocukla konuşurken aynı şekilde konuşulmaz. Farklı ifadeler, farklı vücut dili, farklı ses tonu vs kullanılır. Küçük çocuklar ergenlere göre, anne babanın verdiği tüm bilgiye inanmaya daha meyilidirler.
  • Kaç yaşında olursa olsun tüm çocuklar sorunun çözülebilmesi için ne yapmaları gerektiğini ve anne ve babanın bir planı olduğunu bilmek isterler. Onlara bunu hissettirin.
  • El yıkamanın, araya mesafe koymanın önemini açıkca, neden ve nasıl sorularını cevaplayarak anlatın.
  • Çocukların davranışları sadece konuşarak ve anlatarak değiştirilemez. Söylediğiniz şeyleri uygulamaları ile göstermeniz ve daha ötesi, kendinizin günlük yaşamınızda uygulamanız gerekir. Çocuklar baka baka öğrenir demiş ya atalar..
  • Her şey çok iyi olacak, bu geçip gidecek gibi teselli verici sözlere elbete ihtiyaç var ancak her söylediğiniz şeye inanarak söylemeniz onu daha gerçekçi kılar. Bazı basmakalıp cümleler korku ve kaygılı anlarda duyulunca sadece sinir bozucudur. Neyi nasıl söylediğinize dikkat edin.
  • Evde yetişkin olan ve dolayısı ile sorumlulukları daha fazla olan sizsiniz, unutmayın.
  • Kendi duygularını yaşamak, onları çocuklarına göstermek zararlı değildir. Tam tersine yarar sağlar. Üzüntünüzü yaşamaktan ama onu çocuğun anlayacağı dille ona anlatmaktan kaçınmayın.
  • Sevgiler paylaştıkça çoğaldığı gibi acılar da paylaştıkça azalır

Saygılarımla

Hasan Durna