Doğadaki mucize, yaban mersini (Vaccinium myrtillus)

genclik-iksiri-ve-hafiza-koruyucu-meyve-yaban-mersini_1078743_720_400

Vaccinium myrtillus, avrupa ve asyanın bir bölümünde yabani olarak yetişen, ülkemizde Yaban mersini, Ayı üzümü, Çoban üzümü, Likapa, Mosi/Morsivit gibi isimlerle bilinen bir yemiş türüdür. Türkiye´nin sadece kuzey bölgelerinde, doğada yabani olarak yetişen alt türlerine rastlanılır. Dünyada bilberry olarak bilinip (blueberry ile karıştırmayın) bazı ülkelerde kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Genellikle ormanlık alanlarda yetişir.

Taze olarak tüketilebilen bu yemiş, kurutulup ezilerek toz halinde, reçel marmelat vb yapılarak, şarap ve çeşitli alkollü içecek yapılarak, baharat olarak gıda sanayisinde, ilaç sanayisinde, tekstil boyama işlerinde, kozmetik sanayisinde kullanılmaktadır.

Elbette en önemli kulanım alanı gıda ve ilaç sektörleridir.

Avrupada yaz günlerinin vazgeçilmez yemişi olan bu bitki, ailecek çıkılan bir piknikte hafif bir yürüşüş sonunda tüm ailenin hem doğada spor yapmasını hem de mosmor eller ve yüzlerle eğlenceli bir vakit geçirmesini sağlar.

Yapılan bilimsel araştırmalarla bu bitkinin kalp ve damar hastalıkları, şeker hastalığı, bunama ve hafıza yitikliği, mide rahatsızlıkları, göz sağlığı gibi konularda etkili olduğu kanıtlanmıştır. İsveç´te uzun yıllardır devam eden, kış uykusuna yatan yabani ayıların fiziksel sağlığı ve beslenme alışkanlıkları hakkındaki uluslararası araştırma her yıl bizleri şaşırtan ve geleceğe daha da umutlu bakmamızı sağlayan yeni sonuçlar açıklamakta.

Biyomimetik (hastalıkların nedenlerini doğadaki örnekleri ile anlamaya / çözmeye çalışma) araştırmalar, yaz ve güz aylarında, bilinenin aksine çoğunlukla bitkisel diyet uygulayan (özellikle yaban mersini) yabani ayıların aşırı kilo alıp vermeleri, aylarca yemeden içmeden hareketsizce yatmaları gibi bir insanı kolaylıkla ölüme götürebilecek sorunlarla nasıl başa çıktıkları üzerine kafa yormakta.

Bir çok araştırmacı şu aralar beslenme diyetine yoğunlaşmış durumda. Böbrek uzmanları, kalp ve damar uzmanları, beyin ve hafıza depolama üzerine çalışan uzmanlar, denge ve iskelet araştırmaları…

Neymiş şu yemişin faydaları öyleyse?

  • Antitoksidan içeriği en yüksek bitkiler arasındadır.
  • Kabızlık ve bir çok mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Kan şekerini düşürür. Kalori oranı düşüktür.
  • Kemik dokusu üzerinde olumlu etkileri vardır.
  • Antiinflamotorik ve anti oksidativ stres özelliği ile kalp ve damar hastalıklarını önlerken yaşlanmayı yavaşlatabilir. Kan pıhtılaşmasını önler.
  • Glokom, karatak gibi göz hastalıklarını yavaşlatıcı, önleyici özellikleri vardır.
  • Hafıza kaybını önler. Bir çok demens araştırmacısı her yıl ayılardan alınan yeni kan örnekleri üzerinde deneyler yapmakta.
  • Artroza ve bazı böbrek yetmezliği hastalıklarına karşı etkilidir.
  • Kas eksilmesine karşı etkilidir. Hatta Fransız aratırmacıların yaptığı bir araştırmada ayıların kanından yapılan bir serum ile hastalarda yeni kas telleri oluşmaya başlamıştır.

Daha başka faydaları da olduğu idda edilen bu besinin elbette her türlüsü yararlı değil veya aynı oranda yararlı değildir. Yazdığım gibi, vaccinium myrtillus bitkisinin yabani olanı ve ortalama günlük 40 – 50 gram civarında tüketileni yukarıda sıralanan faydaları bilimsel olarak göstermekte.

Bu bitkiden yapılacak ilaçlar için hala erken. Ancak şu ana kadarki araştırmalar gayet umutlu sonuçlar vermekte.

Saygılarımla

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

Reklamlar

Psikolojik yıldırma / mobbing uygulayan baskın karekterli kişileri tanıma ve onlarla başa çıkabilme stratejileri.

mobbing

Mobbing aslında türkçede yıldırma taciz etme, bezdirme gibi kelimelerle ifade edilebilen, bir kişi ya da grubun, başka bir kişiye mevcut gücünü ya da pozisyonunu kötüye kullanılarak; süregelen veya kısa süreli şekilde psikolojik şiddet, baskı, taciz, aşağılama, tehdit vb. yolları ile duygusal ve sosyal saldırıda bulunması halidir.
Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın, bir şakanın hedefi olmasıyla başlar her şey. Tacizci ima ve alay ile karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeyi de içeren saldırgan bir ortam oluşturarak onu psikolojik yıkıma ve bıkkınlığa sürüklemektedir. Bu durum bir işyerinde olabileceği gibi bir okulda, bir evde, sokakta veya alışveriş yapılan bir yerde bile olabilir.
Uzun dönemli durumlarda taciz edilen kişi strese mazur kalıp fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar yaşayabilir. Öfke kontrolü problemleri yaşayıp yalnızlaşmaya, kendine veya başkalarına zarar verme eğilimleri geliştirmeye başlayabilir. Uykusuzluk, utanç, huzursuzluk, benlik duygusu zayıflığı, paronaya, tükenmişlik sendromu, aile içi çatışmalarına neden olabilir. Bıkkınlık nedeni ile bulunduğu iş veya okulu bırakma noktasına gelebilir.
Bu durumun arkasındaki psikolojik ve sosyal temeller nelerdir? Nasıl tespit edilip nasıl başa çıkılabilir? Panik kaygı bozukluğu, sosyal fobi ve diğer psikolojik rahatsızlıkları yaşayan insanlar bu durumdan nasıl etkilenirler? Bu onların zaten hassas olan duygusal dengelerini daha da bozar mı?
Başka bir insanı etkisi altına almak ve bezdirmek isteyenlerin ilk kullandıkları metod; görmemezlikten gelmektir.
Kişi bir şekilde unutulur, duyulmaz veya görülmez. Böylece onun fikirleri ve varlığı yok sayılır, hiçe indirgenir.
Ne yapmalı: Görülen her tuhaf durumu normalleştirmemek, o durumu karşısındakine sözlü olarak belirtmek ilk adımdır. “Niçin konuşurken bana bakmıyorsun, niçin başka bir iş arkadaşım daha yüksek ücret alıyor?” gibi. Sosyal durumlardaki olası senaryoları kurgulayıp olası stratejilerin alıştırmasını yapmak önemlidir. O anda herhangi bir cevap veremiyorsan bile, daha sonra tek başına veya başka birisinin yardımı ile geri gelip o durumu görünür kılınmalısın. Olayların ve o tuhaf şeylerin geçip gitmesine izin verme.
Başka bir metod küçük düşürmektir.
Kişiye gülünüp dalga geçilir, onun yaptığı şakalar ve esprilere gülünmez. Ne söylediğinden ziyade saçma bir ayrıntıya odaklanılıp konu dağıtılır.
Ne yapmalı: Konunun özüne sadık kalan sorular sorarak tacizcinin yaptığı konuyu dağıtma girişimini berteraf edebilirsin. “Ne demek istiyorsun, bu kadar dalga geçilecek ne var?” gibi, “Bana böyle saçma bir şaka yapamazsın, çekil buradan!” gibi kısa cevaplarla bu saçmalığın bitmesi gerektiğini de belirtebilirsin. Komik olan ne gibi bir sorudan sonra tacizciyi konunun özüne dönmeye zorlayabilirsin.
Bir diğer metod bilgi gizleyerek kişiyi olan bitenden ayrı konuma düşürmektir. Birdenbire yapılan toplantılar, kaybolan notlar gibi şeyler kişinin daha az bilgiye ve böylelikle daha kontrolsüz bir konuma düşmesine neden olur.
Ne yapmalı: Aceleye gerek yok, Hiçbir şeyin oldu bittiye gelmesine izin verme. Cevaplayamadığın soruları daha sonra cevaplayacağını söyle. Son anda ve hazırlık imkanı verilmeden yapılan tartışmaların sağlıklı olmadığını belirtip alınak istenen kararın, sen kendi görüşünü oluşturana kadar bekletilmesini iste.
Yine bir başka metod ise kişi ne yaparsan yapsın, o yapılanın asla doğru olmaması, hep bir kusur bulundurması veya, ama şu şekilde yapsak daha iyi olmaz mı, sorusunu içermesidir.
Ne yapmalı: Kendi sesine kulak verip yanlış dahi olsa inandığın şeyi savun. Sadece kişiye değil bu hep süregen senin dediklerini, yaptıklarını küçümseyen duruma dikkat çek ve bu duruma saldır. Kelime ve davranışlarını seçerek konuları ciddi ve vurucu bir ifade ile ele al.
Sonuncu teknik ise tacizcinin bir şekilde konuyu, ama sen de çok abartıyorsun, vah vah yazık, sen hakikatten bir burnunun dikine giden bir insansın gibi suçlayıcı ifadelerle madurun üstüne yıkarak onda utanç ve suçluluk yaratması durumudur.
Ne yapmalı:  Suç suçlu olanındır, senin değil. Elbette utanmak ve suçluluk hissetmek doğaldır ancak bunun bir abartı oluğunu algılayıp gerektiğinde hakkını almak için savaşman gerektiğini kendine bellet. Bu durumda ne yapman gerektiğini, kimlerden destek alabileceğinin hesabını yap.
Unutulmaması gereken şeyler mobbing uygulayanların genellikle kendilerinin de aslında çoğunlukla mobbinge maruz kalmış bireyler oldukları, bu grupta narsist ve önyargılı kişilik özelliklerine sahip olan bireyleyin yoğun olduğudur. Buna maruz kalanların kendisine anlamsız ve tuhaf gelen emirleri yazılı olarak almaları, varsa destek alabilecekleri bir iş sınıf arkadaşlarına anlatıp destek bulmaları, gerektiğinde psikolojik, tıbbi ve yasal desteği alabileceği insanlara nasıl ulaşabileceklerini planlamaları yararlarına olur.
Saygılarımla
Hasan Durna

SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU TESTİ

oldladyyoungwoman

Kardeş sayfamızdan: “www.kimkorkarsosyalfobiden.wordpress.com”

SOSYAL KAYGI BOZUKLUGU TESTİ

Çok sorulan sorulardan birisi sosyal fobinin nasıl tespit edilebileceğidir. Sakın onun bunun sözüne uyarak, uyduruk kişilerin uyduruk tavsiyelerine öykünerek çıkarımlarda bulunmayın.

Bu test benim tarafımdan Social Phobia Screening Questionnaire (SPSQ) baz alınarak geliştirilmiştir. Sadece kişiye bilgi vermesi için kitaba konulmuştur. Kendi başına klinik tanı koymak için yetersizdir. Tanı konulması için uzman bir psikoterapistin yapacağı detaylı inceleme ve testler, klinik görüşme gibi başka unsurlar önemlidir.

Size uygun seçeneğini seçerek cevaplayın.

Bende hiç kaygı yaratmıyor 0 puan
Bende biraz kaygı yaratıyor 1 puan
Bende normal kaygı yaratıyor 2 puan
Bende normal üstü kaygı yaratıyor 3 puan
Bende çok fazla kaygı yaratıyor 4 puan

0 – 24 puan arası: Sıfır veya çok az risk
25 – 34 puan arası: Tahmini sosyal fobi
35 – puan arası: Yüksek risk ve yaygın fobi

1-) Topluluk önünde konuşmak
Puan ( )
2-) Yabancı birisi ile konuşmaya başlamak
Puan ( )
3-) Başka insanların bulunduğu bir odaya girmek
Puan ( )
4-) İnsanlar bakarken birşeyler yazmak veya yapmak.
Puan ( )
5-) Başkaları önünde düşüncelerini ifade etmek
Puan ( )
6-) Tanımadığın birisine telefon etmek
Puan ( )
7-) Dışarıdaki genel bir tuvaleti kullanmak
Puan ( )
8 -) Düğün, eğlence, arkadaş toplantısına gitmek
Puan ( )
9-) Müdürün, öğretmenin, komutanın vs ile konuşmak
Puan ( )
10-) Topluluk önünde başkalarının senin ile konuşması
Puan ( )
11-) Yabancı birisi ile konuşmak
Puan ( )
12-) İş, okul arkadaşları ile yemek izni arasında zaman geçirmek
Puan ( )
13-) Yabancı insanlar ile yemek, içmek
Puan ( )
14-) Tanımadığın bir insan ile yalnız kalmak
Puan ( )
15-) Sürekli kaygı düşünceleri ile meşgul olmak
Puan ( )
16-) Sosyal durumlara bağlı kaygıdan dolayı fizikzel belirtiler veya panik atak nöbeti yaşamak
Puan ( )

Saygılarımla Hasan Durna, uzman psikoterapist…

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

PANİK BOZUKLUĞU, PANİK ATAKLARI VE HASTALIK HASTALIĞI (HİPOKONDRİ)

Hypochondria-300x201

Panik bozukluğu süreli kaygılar bunlara eşlik eden panik ataklar, fiziksel ve bilişsel belirtiler ve onlara dair duyulan olumsuz beklentiler nedeni ile günlük yaşamını normal koşullarda idame ettirememe olarak karşımıza çıkar. Kadim Yunancadaki orjinal hali ile ” göğüs kafesinin altındaki” demek olan hastalık hastalığı (daha doğru, tıbbi bir tanımlama ile hipokondriya hastalığı) ise bir hastalığı olduğuna inanma, bir hastalığa tutulacağına inanma ve bu kaygı ile günlük yaşamını normal koşullarda idame ettirememe olarak karşımıza çıkar.

İki durumda ortak olarak gözlenen şey, bazı belirtilerin hastalanmaya yorulması, hastalanmaya karşı duyulan yoğun korku ve kaygı ve böylelikle artan doktor ve hastahane ziyaretleridir.

Panik bozukluğu çeken bireyler için sevindirici olan hastalık kaygısının hipokondriklerdeki kadar saplantı haline gelmemiş olmasıdır. Kitabımda ve daha önceki yazılarımda belirttiğim bir husus, dünya sağlık örgütü verilerine göre, ayak üstü doktor ziyareti ve ilaç kullanım oranı açısından üst sıralarda yeraldığımız ve ne yazık ki sağlıklı yaşam sıralamasında ise altlarda bulunmamızdır.

Sonuçsuz doktor ziyareti bir işe yaramıyor tam tersine kişide engellenemez utanç, kaygı, ekonomik kayıp gibi olumsuzluklar yaratıyor, toplumsal açıdan gereksiz kaynak sarfiyatı, artan sıralar, çoğalan iş hacmi gibi karmaşaya neden oluyorsa ne yapmalı?

Panik bozukluğu (ve buna bağlı olarak panik atak) ve hastalık hastalığının bıilinen en kolay, toplum ve biray açısında en ucuz, en hızlı ve en kalıcı sağaltım sağlayan yöntemin Bilişsel Davranışçı Psikoterapi olduğu bir çok bilimsel araştırma ile kanıtlanmıştır.

Sağlığı için makul düzeyde endişelenmek, daha sağlıklı bir yaşam için çabalamak elbette iyidir. Yorucu ve kötü olanı, bunu günlük yaşamı etkiler düzeyde yaşamaktır. Bunu zamanla bir güvenlik arama davranışı ve nihayetinde bir kaçınma davranışı haline getirmektir.

Panik bozukluğu ve hastalık hastası olanların ortak korkusu, bedensel belirtilere karşı yaşanan yoğun korkudur. ”Kalp krizi geçiriyorum. Bu sefer kesin ciddi bir şey olmalı. Ne olursa olsun o doktoru göreceğim, valla o benim halimden anlıyor…” gibi sanılar zamanla kaçınma, kanıksama ve boşverme davranış ve düşüncelerine götürür. Hastalık yaratma riski taşıyan bölge ve durumlardan kaçınmaya, bunu hatırlatacak aktiviteteleri yapmamaya götürür. Her iki tipteki hastalar durumun mantıksız ve gerçek olmadığını bilmektedirler.

O yüzden bilişsel değişim, yeni alışkanlıklar edinme alıştımaları, yakınların kaçınma davranışlarından ziyade olumlu alışkanlıkları desteklemesi çok önemlidir. Unutmayın, iki hastalık türü de psikoterapi ile tedavi edilebilir.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.evrenselkitap.com/detay.asp?u=245583

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

Saygılarımla…

Hasan Durna

PANİK ATAK VE ÖNEMLİ GÜNLER

bazaar-782316_960_720

PANİK ATAK VE ÖNEMLİ GÜNLER

Hıristiyan kardeşlerimiz için Noel Yortusu ve tüm insanlık için yeni yılın başlangıcı olan yılbaşı yaklaşıyor. Kültürümüzde önemli olan dini bayramlar gibi bu günler de, ailelerin toplanıp, birlikte zaman geçirdiği günlerdir. Her tarafta bunların önemini anlatan reklamlar, televizyonda programlar ve sokakta alışveriş telaşesindeki insanlar bu günlerde yaşanan stresi artırır. Bazı insanları, sebepsiz yere “mutlu olmalıyım, herkes gülüp eğlenirken ben korku içinde yaşayamam” gibi zorlama düşüncelerle veya duygularla cebelleştirir.

Yalnız olan insanlar dışarıdaki gülüp eğlenen ve mutlu ailelere (daha doğrusu öyle sanılan ailelere) bakıp kendisinde olmayana dair yoğun bir özlem duyar.

Tüm bunlar kış depresyonu gibi bir olgu ile daha da yoğun üzüntü ve kaygıya yol açar. Bu dönemlerde kendine zarar verme davranışlarında, intihar eğilimleri veya denemelerinde, alkol kullanımı veya diğer kaçınma davranışı olarak yorumlanacak davranışlara yönelik eğilimlerde artış gözlenmektedir.

Elbette bu saydıklarımız her insanda değil, daha kırılgan yapıya sahip insanlarda, yakınlarda kişisel bir kriz yaşamış veya yaşamakta olan insanlarda daha sık görülebilir. Düşünsenize, bir yakınınızın acısını çekmektesiniz, dışarıda olup bitene karsı çok duyarlı bir insan olup aşırı üzülüyorsunuz vs… Elbette gülüp eğlenemezsiniz.

Daha da kötüsü eğer panik bozukluğu ve panik atak yaşayan bir insansanız, bu telaşeden bu baskıdan ve diğer insanların size dair beklentilerinden korkar sakınır hale gelebilirsiniz. Neşeli olması planlanan bir yemek, bir ev ziyareti, aile eğlencesi, lokanta gezmesi, korku ve ataklarla dolu bir kabusa dönüşebilir.

Ne yapmalı?

* Kendiniz olmayı unutmayın. Korku ve kaygılarınızı bastırmaya çalışmak, onları bilinçsizce kontrol etmeye çalışmak sizi güçsüz kılar.

* Günlük egzersizlerinize devam edin.

* Mutluluk bir duygudur. Kendiliğinden gelir. Kendinizi mutlu olmaya zorlamaktansa, mutlu olduğunuz ortamlarda bulunmaya, yapmaktan mutlu olduğunuzu bildiğiniz şeyleri yapmaya zorlayın.

* Mutlu oldunuzu hissettiğiniz anda o anı yaşayın. Hiç bir şey olmamışcasına geçip gitmesine müsade etmeyin.

* Azıcık deli, azıcık korkak, azıcık çılgın olmaktan gurur duyun.

* Yoğun ve yüksek stres zararlıdır. Kararınca sakin ve dinginlik, bazan çoğu problemi çözer.

* Aşırı miktarda alkol, çay, kahve, aşırı yağlı ve şekerli yemeklerden uzak durun.

* İlaçlarınız varsa onları ihmal etmeyin. Özellikle alkol ile birlikte almaktan itina ile kaçının.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.pegem.net/YayinKatalogu/203860-Kim-Korkar-Panik-Ataktan-kitabi.aspx

Ve diğer kitapçılarda.

Saygılarımla…

Uzm. Psikoterapist Hasan Durna

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 5… PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

detective-1424831_960_720

PANİK ATAK VE ÖLÜM KORKUSU

Ölüm korkusu her bilinçli canlının belirli bir yaştan sonra hissettiği bir korkudur. Buna sadece korku olarak bakmak yanlış aslında, her insanda görülen varoluşunu sorgulaması da diyebiliriz. Abartılı hallerde thanatafobi olarak adlandırılan bu korku, bazı durumlarda başka birine zarar vermekten korkma olarak da görülebilir. Ne olursa olsun stres dolu bir günlük yaşam, korku dolu saatler, uyku ve yeme-içme sorunları, asosyallik ve elbette kötü bir yaşam kalitesi/düşük savunma mekanizması olarak gözlenir.

Panik bozukluğu ve panik atak sorunu yaşayan insanlar için sorun (özellikle ülkemizde) daha belirgin ve rahatsız edicidir. Çoğu insan bu korkuyu çok yoğun yaşamakta ve bu yüzden hastahanelere doktorlara başvurmakta, yakınları ile birlikte bu çileyi çekmektedir. Korkunun yoğunluğu kendisini kalp atış hızı, soluk alıp vermedeki düzensizlikle, göğüs kafesindeki sıkışma daralma hissi gibi birçok fiziki belirti ile onaylanmakta ve büyümektedir. Dini öğretilerde huzur bulmaya çalışmak, ilaçlar ile kendini sakinleştirmeye çalışmak, alkol vs ile bu korkuyu unutmaya çalışmak, kaçınma davranışları geliştirme gibi bir çok yol denenmektedir. Özkıyım (intihar) eğilimi ve denemelerine de (bilinçli veye bilinçsiz) rastlanmaktadır.

Ne yapmalı:

* Ölüm eninde sonunda hepimizin karşılaşacağı doğal bir olay. Zengin fakir, genç yaşlı vs farketmeden hepimizin nihayetinde karşılaşacağı bir gerçek. Bundan korkmak doğal ancak unutma; bu yazıyı okuduğun şu anda hala yaşıyorsun.
* Ölüm, nefes alıp vermeyi kestiğimiz ve içinde bulunduğumuz anı yaşayamadığımız bir durumdur. Yani yaşamın tam tersi. Bulunduğun anı yaşamaya çalışıp, sadece seni rahatsız mutsuz kılan şeylere odaklanmaktan vazgeç. Unutma! Gelecekte olabilecek olan şeyler olmamış olan ve geçmişte olmuş olan şeyler ise geçip gitmiş olan şeylerdir.
* Ölüm korkusu ona hazırlıklı olmakla, onu karşına almakla da hafifletilebilir. Vasiyetnameni yaz, cenazenin nasıl kaldırılacağını, ceneze merasiminde ne yapılmasın istediğini yaz. O korkutucu anı yapıcı bir şekilde düşünmek, planlamak o korkuyu azaltıp normalleştirir.
* Yarın öleceğini bilseydin ne yapmak, kime ne söylemek isterdin? Bunları yapabilir misin, söylemek başarmak istediklerini yapmak için çabalayabilir misin? Ne bekliyorsun öyleyse? Sürekli ertelemek içine atmak iyi değildir.
* Para pul, mal ve mülk gibi şeylere bağlanıp kalmaktansa içsel ve yaşam kalitesini yükseltici değerlere önem vermeye çalış.
* Dini duygular öğretiler sana güç veririyor mu? Niçin o konular hakkında bir imamla, papazla, hahamla konuşmayasın? Belki de dine inanmıyorsun. Yine de sana güven ve varoluşunu sorgulamanda yardımcı olacak şeyler, kişiler vardır. Onlarla irtibata geçebilirsin.
* Yalnızlık bu korkuyu ve varoluşsal çelişkiyi dayanılmaz kılar. Sorundan kaçmadan, sevdiklerinle zaman geçirmek, ihtiyacı olanara yardım etmek, yani dostluklar kurmak için çabalamak, sevip sevildiğini görmek veya göstermek, günlük yaşama anlam katan meşgalelerle uğraşmak bu korkuyu azaltır.

Saygılarımla…

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.kitapavrupa.com/yazar/hasan-durna/192235.html

 

PANİK ATAK VE MERAK EDİLENLER 4… PANİK ATAK VE EŞLİK EDEN HASTALIKLAR

detective-1424831_960_720

PANİK ATAK VE EŞLİK EDEN HASTALIKLAR

Panik atak aniden gelen yoğun ve korkutucu kaygının kişide gözlenen belirtileridir. DSM sınıflandırma sistemi bunu ayrıntısı ile betimler. Panik atak her toplumda her sınıftan ve cinsiyetten insanlarda gözlenmektedir. Panik atak kısa dönemler içinde birçok defa görülebilir ve gece görülmesi halleri de olağandır.

Panik atak bir psikiyatrik bozukluk değildir.

En sık eşlik ettigi psikiyatrik bozukluklar: Panik bozukluğu, Sosyal fobi, Agora fobi, Özgül fobi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Takıntı ve Zorlantı Bozukluğu, bazı durumlarda Depresyon ve psikiyatri dışı bazı hallerde Uyuşturucu bağımlılığı, Hipokondri, Kalp ritm bozukluğu Hiperventılasyon gibi rahatsızlıklardır. Bazı durumlarda ilaca başlama veya bırakma halleri kısa dönemli panik atağı tetikleyebilir. Beklenmedik yoğun duygu patlaması yaşatan durumlar, travmatik kayıpların da panik atağı tetiklediği gözlenmiştir.

Saygılarımla..

Hasan Durna

https://www.kitapyurdu.com/yazar/hasan-durna/192235.html

http://www.tdk.com.tr/Kim-Korkar-Panik-Ataktan-_44667.html

http://www.pegem.net/YayinKatalogu/203860-Kim-Korkar-Panik-Ataktan-kitabi.aspx